olağanüstü bir gecenin ardından
kapıyı çalan hüzün.
sanırım beynimdeki türbülansları duymayacak kadar büyümüşüm.
ve bir bukalemuna uçuş serüveni
yazacak kadar da
çocuğum hâlâ.
ey kalbimde yer edinen dün!
arkamdan su serpmeyi bırak, ne olursun.
nasılsa biraz da söylenmeyenler için uyuyor insan.
en azından biraz bıraksan
farzları kılacak kadar ayık olurum.
hem senin yaşında üç-beş adam;
beni geçenlerde yaka paça dışarı attılar,
hangi dünün hizmetçileri
sormadan uyumuşum.
belki tanıdıklarsa bir konuşsan
bu kez halime acırlar,
biliyorum.
ve siz, sahil boyu susmayan taylar!
nallarınızı biraz sert vursanız yere diyorum.
biraz hızlansa da arz;
arşa yetişsek-
ne güzel olur.
hem kirazın da bir sırrı kalmadı bugünlerde,
tadı ezber bozmaktan uzak.
artık güneş hazretlerinin
yavaş batışına da
dayanamıyorum.
giderek değil bu kez;
birkaç sessiz öpüş ile,
kısık sesle edilen bir teşekkür belki de.
her ne diyeceksen bu mısradayım şimdi.
hem hepimiz bir gülün dikeniyle-
biraz rahmetten
biraz zahmete gitmekteyiz.