İlk çağ insan topluluklarında avcılığı öğrenmek insan hafızası için yeterli idi. Ancak avcı, bilgisini yalnızca o bilgiyi bizzat tatbik ederek nakletmez. Mesela, bir arkadaşına av yollarının en uygun noktalarını göstermek isteyen bir avcının bunu ilkel bir dil ile açıklaması çok zordur. Onun için avcı toplumlar çok erken zamanlarda resim ve harita çizimine başlamışlardır. Resimler hangi av türünden bahsedildiğini, haritalar ise avın nerede bulunduğunu ve oraya nasıl ulaşılacağını göstermede kullanılan haberleşme yöntemleridir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanlığın ortaya çıktığı 3 milyon yıldan yaklaşık 6 bin yıl öncesine kadar bilgi sözle ifade ediliyor, duyularak veya görülerek öğreniliyor ve insan beyninin hafıza dediğimiz kısmında depolanıyordu. Genellikle bugün kabul edilen kurama göre, yazı ilk kez Sümer toplumu tarafından ticaretin üst seviyeye ulaştığı, kişinin hafızasında tutulamayacak miktarda karmaşıklığa varması sonucu icat edilmiştir. Bu ise ancak tarım toplumunun ortaya çıkmasından sonra mümkün olmuştur.
Her seviyeden “bilimsel düşünen” insanlara ihtiyaç var, çöpçüsünden en üst yöneticisine kadar, profesörüne kadar. Bilimsel düşünmek bilim yapmak değil, “her duyduğuna inanmamak”, bunları eleştirel gözle değerlendirmek, yeni çıkan şeyleri öğrenmeye heves etmek, demek.
Eğer sizin halkınız bilime inanmıyorsa birinden yardım isteyecektir. Birisinden medet ummak devreye giriyor bu defa. Dinler de bunun için çıkıyor. Allah’tan medet umuyorsun, hayali bir şey olduğu halde. İrrasyonel ritüeller ile ümit besliyorsun.