Puan vermedi·570 syf.··
2026 94. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:47
Anita FELIPOVA - Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 'Demek ki mükemmel aramak,mükemmeli bulmak ya da mükemmel olmak mümkün değil.' Selamlar. Nasılsınız? Ben uzun zamandır ortak olduğum masalın bugün sonuyla geldim. Hak ettiklerini yaşadıklarını okumak bana çok iyi geldi. Bahar ve Ozan bir çok acıdan geçip bugünlere geldiler ve inanin dibine kadar haklarıydı. İlk üç kitaptaki Bahar ile son kitapta gördüğüm Bahar aynı kişi gibi gelmedi bana ve en sevdiğim şey de buydu. Çünkü o artık sevdiği adama kavuşmuş, korkulariyla ve gerçeklerle yüzleşmeyi öğrenmişti. Aldığı terapiler ve sevdiği adam Ozan'ın desteği ile yollar çiçek açmaya başlamıştı. Ayrıca açmasa bile açacağına inanan bir kadın olmuştu. Ozan ve Bahar’ın arasındaki anlar çok güzeldi ama karakterlerin kusursuz olmaması daha çok hoşuma gitti. Herkesin hataları vardı, herkes biraz kırık biraz eksikti. Lakin bunları toplamayı ve yaraları doğru sarmayı öğrendiler. Iskeçe sahnelerine âşık oldum. Babaanne ve dede tam kafalık karakterler. Sırtıma çantamı atıp gitsem kimsin demek yerine yatak serecek o sevecen büyüklerden. Yastık detayı ve Ozan'ın annesine dair okuduklarım beni hüzünlü - mutlu eden bir başka detaydı. Bahar bildiğiniz elimizde büyüyen bir karakter oldu. Gelişimi harikaydı. Ozan ise en mükemmel olanı ararken çok şey kaçırıyor gibi duruyordu. Sanırım bu karaktere tek sitemim bu olurdu. Seri boyunca beraber güldük, ağladık ve çokça sinir olduk. Sizin anlayacağınız bir çok duyguyu aynı anda yaşadık. Ozan'ın babasıyla geçen bölümlerde açıkçası biraz gerildim. Bazı tespitleri doğruydu ama Biraz abarttı. Yine de Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu çok güzeldi. Bakınız bu özelliği ile bile sevilesi bir karakter olduğunu belli etti. Özellikle bazı sözlerini okuduğumda durup ‘işte olması gereken bu’ dedim. Sevdiği
1000Kitap
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 202610 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 232. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:41
Bu büyük kalabalığın içinde, paradoksal biçimde derin bir yalnızlık yaşıyoruz. Hepimiz birbirimize bu kadar "bağlıyken" hiç olmadığı kadar kopuk hissediyoruz. İşte bu yüzden ilişkilerden konuşmak bugün her zamankinden daha hayati. Çünkü dijital gürültünün ortasında hâlâ bizi hayata bağlayan, iyileştiren, güçlendiren şey; birinin gözlerimizin içine bakarak “Seni anlıyorum" demesi. Bir yandan ülke olarak büyük travmaların, şiddetin, kadın cinayetlerinin, ekonomik zorlukların ve umutsuzluğun içinden geçiyoruz. Diğer yandan dizilerde, kitaplarda, sosyal medyada psikiyatri ve psikoloji hiç olmadığı kadar popüler. “Terapi", "farkındalık", “iyi hisset", "anda kal" gibi kelimeler hayatımızın her köşesinde dolaşıyor. Psikiyatriye artan ilgiyi konuşurken, Gülseren Hanım bir yerde şöyle diyor: “Bu çağda insanların içini en çok acıtan şeylere çareyi psikiyatri bilimi arıyor." Bu kitap ne sadece bir "ünlü psikiyatrist portresi" ne de sadece teorik bir psikoloji kitabı. Evet, bir portre var; çünkü bu söyleşide Gülseren Budayıcıoğlu'nun çocukluğunu, gençliğini, meslek seçimlerini, Görünmeyen Kadınlar'ın nasıl ortaya çıktığını, Irvin Yalom'dan nasıl ilham aldığını, yazarlığa nasıl adım attığını, eleştirilerle nasıl baş ettiğini de dinliyoruz. Ama tüm bunlar, asıl meselemiz olan "insan ve ilişkiler" in etrafında dönüyor.
Hayata Dair
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202629 okunma
Reklam
8/10
·321 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese merhaba kitap dostlarım Bugün size okurken sık sık gülümsediğim, karakterleriyle beni eğlendiren ve sıcacık atmosferiyle içine çeken bir kitapla geldim. Para mı, aşk mı? İşte kitap boyunca kendime sık sık sorduğum soru buydu. Dilek Nazlıoğlu, bu sorunun etrafında şekillenen oldukça keyifli bir hikâye kurgulamış. Necla Hanım’ın sahibi olduğu çöpçatanlık şirketinde birbirinden farklı insanların hayatlarına, aşklarına ve mutluluk arayışlarına tanıklık ediyoruz. Kimi zaman güldüren, kimi zaman duygulandıran olaylarla birlikte sayfalar su gibi akıp gidiyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri birbirinden farklı karakterlerin hikâyelerini okumaktı. Aysel’in inatçı yapısını ve haklı kaygılarını çok sevdim. Feyyaz ise ilk başta güven vermeyen tavırlarıyla beni biraz sinirlendirse de zamanla gösterdiği çaba sayesinde karakterine farklı bir gözle bakmamı sağladı. Tolga’nın hikâyesi ise beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Onun yaşadıkları karşısında üzülmemek elde değildi ve mutluluğu bulduğunu görmek beni ayrıca mutlu etti. Bircan ve Tan Alp’in anlaşmalı başlayan evliliklerinin zamanla sevgiye dönüşmesini okumak da oldukça keyifliydi. Yazarın samimi ve akıcı kalemi sayesinde kendimi bir anda olayların içinde buldum. Karakterler arasındaki diyaloglar, yaşanan tatlı atışmalar ve zaman zaman ortaya çıkan entrikalar kitaba ayrı bir renk katmış. Özellikle ilişkilerin gelişim süreci ve karakterlerin birbirlerine karşı önyargılarını aşma çabaları oldukça başarılı işlenmişti. Aşkın, dostluğun ve aile bağlarının ön planda olduğu; yer yer eğlendiren, yer yer duygulandıran bu hikâyeyi okurken gerçekten çok keyif aldım. İnsan ilişkilerini okumayı seviyorsanız, sıcak ve samimi kurgular ilginizi çekiyorsa Buluştur Beni Necla’ya mutlaka bir şans vermelisiniz. Ben kitabı
Buluştur Beni NeclaDilek Nazlıoğlu · Dorlion Yayınevi · 202530 okunma
8/10
·356 syf.··
2026 20. kitabı
Herkese merhaba Bugün size sadece bir aşk hikâyesi değil; aile travmalarını, bağımlılıkla mücadeleyi, dostluğu ve yeniden ayağa kalkabilme gücünü anlatan bir kitapla geldim. Karnımdaki Viski Şişesi, hayatın yükünü çok küçük yaşlardan itibaren omuzlamak zorunda kalan Öznur ile asi tavırlarının ve umursamaz görüntüsünün arkasında kendi savaşlarını veren Görkem’in hikâyesini anlatıyor. Babasını kaybettikten sonra annesinin sorumsuzluğu nedeniyle hem kendi hayatını hem de kardeşi Bade’yi ayakta tutmaya çalışan Öznur, bir yandan çalışıp bir yandan okumaktadır. Görkem ise başarılı bir avukat olmasına rağmen alkol bağımlılığıyla mücadele eden, hayatını uçlarda yaşayan bir karakterdir. Bir metro yolculuğunda yollarının kesişmesiyle başlayan hikâye, zamanla tutkulu ama bir o kadar da zorlu bir ilişkiye dönüşüyor. Bu kitapta sadece bir aşkın doğuşunu okumuyoruz. Aynı zamanda insanların geçmişleriyle, travmalarıyla ve kendi karanlık taraflarıyla verdikleri mücadeleye de tanıklık ediyoruz. Özellikle Öznur’un yaşadıkları beni oldukça etkiledi. Annesi Feride’nin çocuklarına karşı kayıtsız tavırlarına birçok kez sinirlendim. Buna karşılık Cihan ve ailesinin Öznur’a gösterdiği sevgi, destek ve vefa duygusu içimi ısıtan detaylardan biri oldu. Böyle dostlukları okumayı her zaman çok seviyorum. Görkem ise okurken en çok düşündüğüm karakterlerden biriydi. Bazı anlarda ona çok kızdım, bazı anlarda ise yaşadığı şeylerin ağırlığını hissedip onu anlamaya çalıştım. Özellikle bağımlılığıyla verdiği mücadele ve karakter gelişimi kitabın en etkileyici yanlarından biriydi benim için. Dilek Nazlıoğlu’nun kalemi oldukça akıcıydı. Sayfalar hızla aktı ve hikâye boyunca merak duygum hiç azalmadı. Duygusal yoğunluğu yüksek, yer yer insanın içini sızlatan ama aynı zamanda umut da barındıran bir
Karnımdaki Viski ŞişesiDilek Nazlıoğlu · Herdem Kitap · 202530 okunma
Tefeci olmak mı? Nerden nereye? :)
Puan vermedi·704 syf.··
2026 179. kitabı
Bazı kitapları okursunuz, olay örgüsünü unutursunuz. Bazı kitapları okursunuz, karakterleri unutursunuz. Bazıları ise yıllar geçse de içinizde bir duygu bırakır. Suç ve Ceza benim için tam olarak böyle bir kitap. Anadolu Lisesinde hazırlık sınıfındayken edebiyat öğretmenimiz bizden bir dünya klasiği seçmemizi, okumamızı ve ardından kitapta hangi karakter olmak isteyeceğimizi açıklamamızı istemişti. Çok sevdiğim, çok saygı duyduğum bir öğretmendi. Bana biraz baba figürünü hatırlatan bir enerjisi vardı. Ama alışılmışın dışında düşünen bir insandı. Sanırım ben de lise yıllarındaki o yaramaz hâlimle dikkatini çekmek istedim. Sınıfta söz alıp, kitaptaki kahramanlardan olmak istesem tefeci kadın olmak isterdim demiştim. Hatta işi biraz daha ileri götürüp “Ben de büyüyünce tefeci olacağım.” gibi şeyler söylemiştim. Bugün düşününce hâlâ gülüyorum. Neden söyledim gerçekten bilmiyorum. Belki öğretmenimi şaşırtmak istedim, belki dikkat çekmek istedim, belki de “Benim de kafam biraz farklı çalışıyor.” demeye çalışıyordum. Ama kitabın kendisi bende şakadan çok daha derin bir iz bıraktı. Dostoyevski, Raskolnikov’un işlediği suçtan çok, suçtan sonraki ruh hâlini anlatıyor. Vicdanı, korkuyu, paranoyayı, yalnızlığı ve insanın kendi zihni tarafından nasıl köşeye sıkıştırılabileceğini öyle güçlü veriyor ki lise çağında okumama rağmen o duygular bana bütünüyle geçmişti. Aradan yıllar geçti. Okuduğum yüzlerce kitabın ayrıntılarını unuttum. Ama Suç ve Ceza denince hâlâ aklıma aynı şey geliyor: sıkışmışlık hissi. Sanki odadaki hava azalıyor, duvarlar daralıyor ve karakterle birlikte nefes almak zorlaşıyor. Dostoyevski’nin asıl başarısı da burada bence. Olayları değil, duyguları hafızaya kazıyor. Kitabın dili, karakterleri ve psikolojik çözümlemeleri beni o yaşta bile etkileyebilmişti.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:21
Herkese merhabalar Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim STEFAN ZWEİG kaleminden çıkmış #unutulmuşdüşler kitabı ile geldim.. Başka bir yayınevinden başka bir isimle okumuşum daha önce bu kitabı ama Kitabımız iki öyküden oluşuyor. .... Stefan Zweig yine birkaç sayfalık bir hikâyenin içine koca bir insanlık hâlini sığdırmış. Unutulmuş Düşler, sadece yarım kalmış bir aşkın değil; zamanında cesaret edemediğimiz seçimlerin, susturduğumuz duyguların ve “ya öyle olsaydı?” diye içimizde büyüttüğümüz ihtimallerin hikâyesi. Bazen hayat bize güvenli olanı seçtirir; mantığı, düzeni, alışılmış olanı… Ama kalbimizin bir köşesinde hep başka bir hayatın, başka bir kararın, başka bir “biz”in sesi kalır. Zweig, bir insanın yıllar sonra geçmişiyle karşılaşmasını anlatırken aslında hepimize şu soruyu sorduruyor: Gerçekten istediğimiz hayatı mı yaşıyoruz, yoksa bize uygun görülen hayatı mı? Kitabı okurken karakterlerin pişmanlıklarına değil, insanın kendi içinde sakladığı cesaretsizliğe dokunuyoruz. Çünkü bazen kaybettiğimiz şey bir insan değil; yaşayamadığımız bir ihtimal oluyor... Kitaplarla kalın canım arkadaşlarım #reklamdegil #leylanınkitapları
Unutulmuş DüşlerStefan Zweig · Puslu Yayıncılık · 20191,299 okunma
Reklam
Reklam