Atalarımızın gölgeleri üzerimize çökmüş durumda. Onların geçmişte işlediği günahların bedelini, bugün bizim damarlarımızda atan o deli kan ödüyor.
"Bugün oturdum ölümü düşündüm Yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken."
Alıntı
Reklam
Ey râhib Malûm olsun gök ilmini bilmiyorsun.Yer ilminden sorayım
Emîr-ül mü’minîn Aliyyül Mürtedâ “radıyallahü teâlâ anh” islâm askeri ile hâricîlere karşı harb etmeğe giderken, Nehrvân yolunda bir kilisede bulunan bir râhib dedi ki; ey islâm askeri, emîriniz bu tarafa gelsinler. Hazret-i Alîye arz olundukda, hazret-i Emîr o tarafa doğru yönelip, kiliseye vardılar. Râhib dedi ki, ey müslimân askerlerinin serdârı! Bugün tâli’ yıldızı müslimânların mağlûbiyyetini gösteriyor. Sabr ediniz. Hazret-i Emîr-ül mü’minîn “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: Ey râhib! Bana yıldızlara bakıp, hükm söylersin. Falan settâreden [yıldızdan] bana haber ver. Râhib dedi ki: Ben o yıldızı bilmiyorum. Hazret-i Alî buyurdu ki: Ey râhib! Ma’lûm olsun ki, gök ilmini [ilm-i nücûmu] bilmiyorsun. Yer [arz] ilminden sorayım. Hâlen ayağının basdığı yerin altında ne vardır. Râhib dedi ki: Bilmiyorum. Hazret-i Alî “radıyallahü teâlâ anh”, Ben sana söyliyeyim. Şu şeklde bir kab, kabın içinde şu kadar, şu vasfda, nakşda, akçe vardır, buyurdu. Râhib dedi, ey azîz! Bu şeklde keşf etmek sana nereden hâsıl oldu. Buyurdu ki: Hazret-i Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” bana haber vermiş idi ki, bir grub asker ile harb edesin ki, onların askerinden, on kişiden azı kurtulur. Senin askerinden ondan eksik şehîd olur. Râhib, hayret edip, imtihân için ayağı altındaki yeri kazdı. O ta’rîf edilen şeklde akçeler bulup, o nişân ile çıkıp, o şeklde görünce, îmâna geldi. Rivâyet edilir ki, o dörtbin hâricîden üçbindokuzyüzdoksanbir adedi öldürülüp, dokuz asker firâr etmişdir. İslâm askerinden dokuz se’âdetli kimse şehâdet şerbetini içip, gerisi sıhhat ve selâmet üzere kalmışdır.
Sayfa 367
Din
Babalar Günü
Babalar Günü geldi… Ben yine anıların kapısını çaldım. . Mezar taşına değil, Hatıralarına sarıldım, hafızamın sararmış albümünde seni arıyorum. Albümdeki siyah beyaz resmin, hayatımın en renkli günlerini hatırlatıyor bana. . Ben senin gülen yüzünü özledim. Babalar Günü geldi… Bir ölümün sessizliği değil, . Pazar sabahlarının o eski neşesi düştü aklıma. Kapıdan girişin, gülüşün, üzerimi örtüşün, sofrada oturuşun. . İnsan bazen bir sesi özlermiş en çok. Ben senin oğlum diyen sesini özledim. Ben senin üzerime sinen kokunu özledim.
Günaydınnn
“Bilişsel Devrim’den bu yana, insanlar yalnızca gerçekleri değil, hayal ettikleri şeyleri de anlatabilen tek türdür. Bu sayede milyonlarca yabancı, ortak mitlere inanarak iş birliği yapabilir.” Günaydın… İnsan, sadece yaşayan değil; anlam kuran bir varlık. İnandığı şeyler, kurduğu hayaller ve anlattığı hikâyelerle dünyayı şekillendirir. Bugün sen de kendi hikâyeni nasıl anlatacağını seç. Çünkü bazen hayat, gerçeklerden çok inandıklarımızla yön değiştirir...
1000Kitap
Bugün dündü, dün ise geçmişten farklı değildi. Yi­ne de sonu getirilebilen bir gün, arkada bırakılan bir hafta, yeni güzel bir yıl. Yarın yemekte ne var? Postacı gel­di mi? Bütün gün evde ne yaptın? Sofrayı kurup kaldırmak; ‘herkes doydu mu?’; per­deleri açıp kapatmak; ışığı yakıp söndürmek; ‘banyonun ışığını açık bırakmasanıza hep!’, katlamak, devşirmek, bo­şaltmak, doldurmak, fişi takıp çıkartmak, ‘tamam, bugün­lük bu kadar.’
Reklam
Reklam