10/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:53
‎Merhaba sevgili kitap kurtları bugün sizlere çizgi roman tarzında yazılmış bir kitapla geldim ‎​Deniz, dalgalar ve görev başında bir ajan kedi! ​Bugün sahile çok tatlı, bir o kadar da sakar bir misafir götürdüm: Pofidik! ‎Adı Pofidik ama kendisi bir gizli ajan. Bizim tatlı kedimiz, macera nerde o orada. Yanındaki arkadaşları ile maceradan maceraya atlıyor. Ama önceliği her zaman yemek ‎Görselleri ve dinamikliği ile kitap okumayı sevmeyen çocuklara dahi kitabı sevdirecek, büyüklerin çocuklarla birlikte okuyup vakit geçirebilecekleri bir kitap. ‎Siz en son hangi çocuk kitabını okuyup "Yaa çok tatlıymış!" dediniz? Yorumlarda buluşalım! ‎Yazarımızın kalemine sağlık
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202629 okunma
Zarfa Sığan Dünya
10/10
·119 syf.··
2026 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:18
Bugün mesajların saniyeler içinde ulaştığı bir çağda Zarf, iletişimin hızını değil derinliğini hatırlatan bir kitap olarak okunabilir. Ergülen, okuruna yalnız şiir sunmaz; aynı zamanda kaybolan bir kültürün, yavaşlığın ve inceliğin izlerini de gösterir. Bu yönüyle Zarf, mektubun edebiyatla buluştuğu yerde duran; zarif, hüzünlü ve uzun süre akılda kalan bir şiir kitabıdır. Zarfın en dikkat çekici yanı, nostaljiyi romantik bir sığınak olarak kullanmamasıdır. Şair geçmişi yüceltmekten çok, kaybedilen insani temasların izini sürer. Bu nedenle kitapta mektuplar kadar bekleyişler de önemlidir. Açılmamış zarflar, yarım kalmış cümleler, sahibine ulaşmayan sözler şiirin merkezine yerleşir. Okur, her şiirde biraz kendi unutulmuş mektuplarını, biraz da göndermeye cesaret edemediği cümleleri bulur. Keyifli okumalar.
ZarfHaydar Ergülen · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20211,084 okunma
Reklam
EN BÜYÜK MERHAMETSİZLİK, KENDİMİZE YAPTIĞIMIZ!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 17:20
Bir insanın kendini tüketmesi için gerçekten çok büyük acılar mı yaşaması gerekir? Yoksa her gün biraz daha yorulmak, herkese yetişmeye çalışmak, kimseyi kırmamak için kendinden vermek, sürekli daha iyisini yapmak zorundaymış gibi hissetmek de insanı fark ettirmeden tüketmeye yeter mi? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün Beyhan Budak ’ın yeni kitabı Kendini Tüketmeden Yaşa ’yı kendimce inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… Öncelikle Beyhan Hoca ön sözde kitabın nasıl ortaya çıktığından bahsetmiş, ben de bunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Beyhan Budak kendini kötü hissettiği dönemlerde kendisine sık sık şu soruyu soruyormuş: “Eğer şu an kendime terapiye geliyor olsaydım, kendime ne söylerdim?” Sonra da böyle zamanlarda kendisine iyi gelen düşünceleri, fark ettiği şeyleri, hayat tecrübelerini bir yerlere not almaya başlamış. Bu düşünceleri yıllar boyunca seminerlerinde, videolarında insanlarla paylaşmış ve insanların bunlardan faydalandığını görünce de bir gün kitaplaştırmayı hayal etmiş. Şu an incelemesini yaptığım kitap da aslında bu hayalin ürünü. Belki de bu yüzden kitap boyunca kendimi akademik bir psikoloji kitabı okuyor gibi değil de yıllardır insanı gözlemleyen, mesleğini severek yapan ve en önemlisi anlattığı şeyleri gerçek hayatın içinden süzen biriyle sohbet ediyormuş gibi hissettim; ki zaten Beyhan Hoca’nın en sevdiğim taraflarından biri bu… Günümüzde kişisel gelişim ve psikoloji alanında içerik üreten o kadar çok insan var ki… Bir kısmı insanı birkaç dakikalığına iyi hissettiren ama hayatın içinde hiçbir karşılığı olmayan cümleler kuruyor. Dinlerken güzel geliyor, paylaşırken havalı duruyor ama iş gerçek hayatla yüzleşmeye gelince elde koca bir hiç kalıyor. Beyhan Hoca’yı yıllardır takip eden biri olarak onu farklı kılan şeyin tam da burada olduğunu
Edebiyat
Kendini Tüketmeden YaşaBeyhan Budak · Kronik Kitap · 202631 okunma
İstikbâl Kurşunu – Bir Milletin Direniş Ateşine Yolculuk
Puan vermedi·102 syf.··
2026 12. kitabı
Genç yazar ve öğretmen Esabil Erden'in ilk eseri olan İstikbâl Kurşunu, yalnızca bir tarihî olayın anlatımı değil; aynı zamanda bir yörenin hafızasını, kültürünü ve ruhunu gelecek nesillere taşıma çabasıdır. Eser, Millî Mücadele'nin başlangıcında önemli bir yere sahip olan Dörtyol'da atılan ilk kurşunu ve bu kurşunun bir milletin bağımsızlık mücadelesindeki anlamını konu edinmektedir. Dörtyol'un kurtuluş sürecini merkeze alan kitap, tarihî gerçekleri hikâye diliyle okuyucuya sunarak geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurmaktadır. Yazar, eserde yalnızca savaş ve direniş atmosferini anlatmakla yetinmemiş; Dörtyol yöresinin kendine has kültürünü, günlük yaşamını, örf ve adetlerini, doğal güzelliklerini ve bölgeye özgü bitki örtüsünü de satırlarına taşımıştır. Bu yönüyle kitap, okuyucusuna hem tarihî bir yolculuk hem de kültürel bir keşif fırsatı sunmaktadır. Eserin dikkat çeken özelliklerinden biri de yerel dil kullanımına verilen önemdir. Esabil Erden, Dörtyol yöresinde kullanılan konuşma dilini ve ağız özelliklerini mümkün olduğunca koruyarak anlatımına yansıtmış, böylece hikâyenin gerçeklik duygusunu güçlendirmiştir. Bu tercih, okuyucuyu olayların yaşandığı döneme ve coğrafyaya daha da yaklaştırmaktadır. Bir ilk kitap olmasına rağmen İstikbâl Kurşunu, tarih bilincini canlı tutma gayesiyle kaleme alınmış samimi ve değerli bir çalışmadır. Özellikle Dörtyol'un Millî Mücadele tarihindeki yerini öğrenmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşırken, yerel kültüre ilgi duyan okuyucular için de zengin ayrıntılar barındırmaktadır. Kitap hakkında yayımlanan bilgilerde, eserin Dörtyol'un Karakese bölgesinde atılan ve Millî Mücadele'nin sembollerinden biri olarak kabul edilen ilk kurşunun hikâyesini genç nesillere aktarma amacı taşıdığı belirtilmektedir. Henüz
İstikbâl KurşunuEsabil Erden · Tenha Yayınları · 20251 okunma
Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulması.
Puan vermedi·
Kemal Sayar’ın "Antipsikiyatri" perspektifli yazılarını ve bu felsefe üzerine kurduğu argümanları okuyup bitirdiğimde, uzun süredir içimde taşıdığım ama adını koyamadığım o huzursuzluğun bir aynaya yansıdığını hissettim. Kitap benim için sadece bir tıp eleştirisi değil, modern dünyanın ruhumuzu nasıl birer "arıza koduna" dönüştürdüğünün itirafnamesi gibiydi. ​Özellikle kitabın 150. sayfasından sonra yazar, vitesi iyice artırıyor ve doğrudan modern yaşamın kalbine dokunuyor. Bir okuyucu olarak beni en çok sarsan şey, "acı çekmenin bir hastalık değil, insanın hâlâ canlı olduğunun kanıtı" olduğu fikriydi. Bugün en ufak bir kederde hemen bir ilaca sarılmamızı, yas tutmayı bile bir "disfonksiyon" (işlev bozukluğu) olarak görmemizi ne kadar güzel deşifre etmiş. Sayar’ı okurken, psikiyatri kliniklerinin bazen acıyı şifalandıran yerler olmaktan çıkıp, bizi çarkları döndüren uysal robotlar haline getiren birer "hizalama merkezine" dönüştüğünü fark ediyorsunuz. ​Kitap boyunca yazarın o şefkatli ama bir o kadar da dik duran sesini duyabiliyorsunuz. Klasik antipsikiyatrinin o hırçın, her şeyi yıkan üslubundan farklı olarak Kemal Sayar, insanı insan yapan bağları anlam arayışını, yalnızlığı, inancı ve biricik hikayelerimizi savnyr. Bize reçetelenen hapların ruhun derinindeki o varoluşsal boşluğu asla dolduramayacağını, şifanın kimyada değil, insani yakınlıkta olduğunu hatırlatıyor. ​Son sayfyı kapattığımda anladım ki; "hasta" veya "normal dışı" ilan edilip toplumun dışına itilen o hassas ruhlar, aslında bu dünyanın çürümüşlüğünü ilk hisseden ve buna bünyesi isyan eden erken uyarım sistemleriymiş. Ruhun mekanikleşmesine, her şeye bir tanı konulmasına karşı ses çıkaran, insanı reçetelerden çok daha byük gören herkesin kesinlikle altını çizerk okuması gereken bir başucu eseri.
AntipsikiyatriM. Kemal Sayar · Mavi Yayıncılık · 199728 okunma
Sevilmek için mükemmel olmak zorunda değilsin Mira.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 183. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:50
Kırılabilirsin, yorulabilirsin, bazen hiçbir şey yapmak istemeyebilirsin. Ve bu, seni eksik yapmaz. İnsan olmak demek, bazen korkmak demektir. Ama önemli olan, korkunun seni durdurmasına izin vermemek. Yaşadıkların için kendini affet Mira. Hatalarınla, kırgınlıklarınla, korkularınla, eksiklerinle kendini sev. Kimsenin seni seçmesini bekleme. Kendi yolunu kendin seç. Kimsenin sana sevgi vermesini bekleme. Önce kendine sevgi ver. Kimsenin sana değer biçmesini bekleme. Sen zaten değerlisin.Gerçek özgürlük, kendini affettiğin gün başlar. Ve işte o gün, bugün...
Alıntı
Beni En Çok Ben İncittimBegüm Canova · Ceres Yayınları · 202514 okunma
Reklam
Reklam