Puan vermedi
Bir trene binip yakın gelecekteki ülkene gitmek ister miydin? Bugun yaşadıklarının gölgesinde gelecekte neler yaşayacağını bir moteldeki çalışanlardan dinlemek ister miydin? Tüm bu sorulara cevabı Dadal Ugan 2060'lı 2070'li yıllardan kalemine dökerek veriyor. Toplumdaki yozlaşma, kimliksizleşme moteldeki hiyerarşi uzerinden aktarılmaya çalışılmış. Motelin patronu Makedon, müdürü Afgan, şefi Suriyeli, temizlikçisi Özbek, bulaşıkçısı da Diyarbakırlı bir genç. 2070'li yıllarda ülkesine dönen gencin döndüğünde yaşadığı toplumsal yabancılaşma karşısında kimlik arayışını aktarıyor. Değişim ve dönüşüm kitabın isminde başlamış ve bu değişime en çok gençlerin ihtiyacının olduğunu sorgulayıcı bir dille vermeye çalışmış. Sorgusuz bir kabullenme sürecinde olan halkı ağlanacak halimize guluyoruz penceresinden anlatıyor Yazarın dili sade ve anlaşılır. Anlatılanlar distopik gibi gelse de aslında yaşanabileceklerin bir ön gösterimi gibi... Okurken düşündüren kitaplar seviyorsanız tavsiyemdir
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20256 okunma
“Ne yazsa okurum" dediğim yazarın son kitabını okuyamadım
Puan vermedi·%40 (120/296 syf.)·
Evet, tam elli gündür elimde sürünen Neyi Bilebiliriz? romanını yarım bırakmaya karar verdim. Kitap, 2119 yılında geçiyor. İklim krizleri ve nükleer felaketlerle tamamen değişmiş bir dünyada, bir akademisyen 1990-2030 yılları edebiyatına ilgi duymaktadır. Tom Metcalfe isimli bu akademisyen, 2014 yılında yazılan ve dünyada tek bir nüshası kaldığı düşünülen gizemli bir şiirin peşine düşer. Kitabı bir türlü ilerletemeyişim içime dert olduğundan sebeplerinden bahsetmek istiyorum. Aslında bilimkurgu okumayı çok seviyorum. Fakat bu kitapta hem 2119 yılının distopik dünyasını hayal etmek hem de 2014 yılında hiç yaşamamış bir şairin, hiç var olmamış bir şiirinin peşinden koşmak zihnimi inanılmaz yordu. Muhtemelen bu benim zihnimin çalışma prensibiyle, kurguyu algılama biçimimle ilgili bir durum. Gerçeğe bu kadar benzeyen ama aslında tamamen kurmaca olan bu katmanlar arasında gidip gelmek beni çok yıprattı. Üstelik kitabın ritmi de çok dengesizdi; bazı bölümler ne kadar güzel ve akıcıysa, bazı bölümler de bir o kadar sıkıcıydı. Ne zaman o sıkıcı bölümlere gelsem kitabı elimden bıraktım. Sonrasında ya araya başka kitaplar girdi ya da "Bunu bitirmeden diğerine geçmeyeyim." diyerek kendimi kapattım. "Bugün okurum, yarın ilerlerim." derken kitap tam elli gündür sürüncemede kaldı. Sonuç olarak bu inatlaşmaya bir son veriyorum. Kitabı hakkıyla okuyup bitirebilenleri de gönülden tebrik ediyorum.
1000Kitap
Neyi Bilebiliriz?Ian McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 202621 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Bugün kitabı bitirdim ve gerçekten çok etkilendim. İlk sayfalardan itibaren sizi içine çeken, zaman zaman şaşırtan ve sonunda beklemediğiniz bir yerden kalbinize dokunan, tam anlamıyla ters köşeleriyle etkileyici bir roman… Son sayfaya geldiğimde boğazım düğümlendi. “Nasıl yani?” diye diye bitirdim.Hiç beklemediğim bir son oldu. Kitabın sonunda yer alan QR kodu okutup hikâyeye eşlik eden müziği dinlemek ise okuma deneyimini bambaşka bir noktaya taşıdı. Kitap bitti ama hissettirdikleri uzun süre benimle kalacak gibi… Böyle üretken, hayallerinin peşinden giden genç arkadaşlarımızın olması ne güzel… “Hayat bunlardan ibaret ; İhtiyar Tufan Tanyel Yaşanmışlıklar,yaşanmamışlıklar ve her ikisinden doğan pişmanlıklar…”
İhtiyarTufan Tanyel · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 20235 okunma
İnsan sevmeye gittikten sonra da devam edebilir mi?
8/10
·160 syf.··
2026 46. kitabı
Sabahattin Ali’nin Canım Aliye, Ruhum Filiz adlı kitabını okurken bunun yalnızca mektuplardan oluşan bir eser olmadığını düşündüm. Bana göre bu kitap, bir insanın sevdiklerine ulaşmaya çalışırken geride bıraktığı duyguların ve izlerin hikâyesi. Mektuplarda Sabahattin Ali’nin yalnızca eşine ve kızına duyduğu sevgiyi değil, aynı zamanda yaşadığı zorlukları, özlemleri ve hayata bakışını da görmek mümkün. Bu yönüyle kitap, okuyucuya yazarın eserlerinin arkasındaki insanı tanıma fırsatı veriyor. Romanlarında ve öykülerinde gördüğümüz güçlü kalemin arkasında, ailesine bağlı, kırılan, özleyen ve umut eden bir insan olduğunu fark ediyoruz. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, sevginin büyük sözlerle değil, küçük ayrıntılarla anlatılması oldu. Bir eşe duyulan özlem, bir çocuğun büyümesini görememenin hüznü ve her şeye rağmen geleceğe dair kurulan umutlar satır aralarında hissediliyor. Bu yüzden mektuplar sadece yazıldığı döneme ait değil; bugün de insanın kalbine dokunabilen bir samimiyet taşıyor. Eser aynı zamanda insanın sevdiklerinden uzak kaldığında neleri kaybettiğini de düşündürüyor. Bazen özlem, sevginin en açık hâli oluyor. Çünkü yanımızda olanların değerini çoğu zaman yokluklarında daha iyi anlıyoruz. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu düşünce kaldı: İnsan bazen geride bıraktığı sözlerle yaşamaya devam eder. Sabahattin Ali’nin mektupları da yalnızca bir eşe ve bir kız çocuğuna yazılmış satırlar değil; yıllar sonra bile okunabilen bir sevginin tanıklığı gibi. Kısacası Canım Aliye, Ruhum Filiz; aile sevgisini, özlemi ve insanın ardında bıraktığı duygusal mirası samimi bir şekilde anlatan etkileyici bir eser. Okuyucuya sevmenin yalnızca birlikte olmakla değil, yoklukta da devam edebilen bir duygu olduğunu hatırlatıyor.
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Yeni bir Dünya kurulsa, insan da yenilenir mi?
7/10
·128 syf.··
2026 45. kitabı
Sabahattin Ali’nin Yeni Dünya adlı öykü kitabını okurken, farklı hayatlar ve karakterlerle karşılaşsam da hepsinin ortak bir noktada buluştuğunu düşündüm: İnsan olmak. Kitaptaki kişiler farklı şartlarda yaşasalar da aynı özlemleri, korkuları, hayal kırıklıklarını ve umutları taşıyorlar. Yazar, günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeyen insanların hikâyelerini anlatıyor. Kimi zaman yoksullukla, kimi zaman yalnızlıkla, kimi zaman da adaletsizlikle mücadele eden bu insanlar sayesinde toplumun görünmeyen taraflarını görme fırsatı buluyoruz. Sabahattin Ali’nin en etkileyici yönlerinden biri de burada ortaya çıkıyor. Büyük olayları değil, sıradan insanların sessiz mücadelelerini anlatırken okuyucunun kalbine dokunmayı başarıyor. Kitaptaki öyküler bana, dünyanın değişmesinden önce insanın değişmesi gerektiğini düşündürdü. Çünkü şartlar farklı olsa da hırs, merhamet, bencillik, sevgi ve vicdan gibi duygular her dönemde insanın hayatını şekillendiriyor. Bu nedenle kitabın adı Yeni Dünya olsa da anlatılan meselelerin bugün de geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum. Eserde dikkatimi çeken bir diğer nokta ise yazarın karakterlerini yargılamadan anlatması oldu. Onları kusurlarıyla birlikte kabul ediyor ve okuyucuya da aynı fırsatı veriyor. Bu sayede hikâyeler sadece okunup geçilmiyor, insanı kendi hayatı üzerine düşünmeye de yönlendiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda şu soru kaldı: Dünya gerçekten değişse bile insanın içindeki duygular ve zaaflar değişir mi? Sabahattin Ali kesin cevaplar vermiyor; ancak anlattığı hayatlar üzerinden bu soruyu uzun süre düşündürmeyi başarıyor. Kısacası Yeni Dünya, farklı insanların hikâyeleri aracılığıyla insan doğasını, toplumsal eşitsizlikleri ve vicdanı sorgulayan etkileyici bir eser. Okuyucuya yeni bir dünya vaat etmekten çok, yaşadığı dünyaya
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
10/10
·304 syf.·
2026 14. kitabı
Maêlle her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan, evden işe işten eve giden, kendini hayatın temposuna kaptırmış parisli bir kadındır. En yakın arkadaşının isteği üzerine bir seçim yapar ve uzak bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukla birlikte içerisindeki düğümler yavaş yavaş çözülmeye başlar. Yolda tanıştığı Shanti bu konuda ona yardımcı olur. Okurken durup düşündüren. Bazı olaylara karşı bakış acınızı değiştirecek cinsten bir kitap. Kendini kabul etme, öğrenilen yanlışları düzeltme gibi güzel ve faydalı etkileri var. Özellikle bazı alıntılar defalarca okunup sindirilmeli. Beğendim. Keyifli okumalar diliyorum .
Bugün Kalan Hayatımın İlk GünüMaud Ankaoua · Yan Pasaj Yayınları · 20238,2bin okunma