Algernon'a Çiçekler üzerine felsefi bir inceleme denemesi
9/10
·325 syf.··
2026 3. kitabı
Platon’dan Descartes’a kadar felsefi geleneğin büyük kısmı benliği, değişen niteliklerin altında yatan değişmez bir töz olarak düşünmüştür. Oysa Charlie'nin hikâyesi bu anlayışı kökünden sarsar. Zekâsı değişir, önce çok yükselir sonra sıfırlanır; belleği değişir, çocukluk anıları yeniden yorumlanır, dil becerileri dönüşür; karakteri değişir, sakin çocuktan öfke dolu bir dehaya oradan bilge bir kurbana dönüşür ve en son duyguları değişir, basit sevinç veya üzüntülerden karmaşık bir duygusal alana geçer. Eğer Charlie "değişmeyen bir öz" olsaydı, tüm bu dönüşümler yüzeysel kalırdı. Oysa romanın gücü, her dönüşümde Charlie'nin tamamen başka biri haline gelmesi, ama yine de "Charlie" olarak kalmasıdır. Bu durumu kitaptan hareketle izleyebiliriz: 163. sayfada, “Şimdi ben kimim ve neyim? Tüm hayatım mı, yoksa son birkaç ayın mı toplamıyım ben” sorusunu sorar. 171. Sayfada ise “bu deneyden önce Charlie Gordon adında birinin var olmadığını bile söylememiz mümkün değil” ifadesini kullanır. 182. Sayfada, kendimiz olmaya ne zaman başlarız sorusunu öne çıkaracak biçimde, “ben otuz yıldan fazla bir süre karanlıkta değil miydim” sorusunu kendine sorar. Daha önce anımsamadığı anıları ona geri gelmeye başladığında bu karanlık birden ışıldayacak, yerine anıların belirlediği bir benlik mi çıkacaktır. Oysa bu durumun kendisi bile, anımsayanın anımsadıklarının niteliğine koşullu olmasını gösterir. 232. Sayfada, Charlie kendisinin kim olduğunu anlama çabasının ve varlığının tüm anlamının sadece geçmişinde değil, geleceğiyle ilgili olasılıkları, yani salt nereden geldiğini değil nereye gittiğini de içerdiğini belirtir. Charlie açısından onu o yapan şeyin labirentte tutturduğu yol olduğunu belirtir. Bu anlamda kendisini bir nesne, madde ve dolayısıyla bir töz olarak değil de pek çok varolma
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,7bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2025 69. kitabı
İSLAM BİLİM; TOYNBEE’NİN TEZİ VE “TARİHİN HAREKETE GEÇİRİCİ ETKENİ” Bütün Kusurlar ve Gecikmeler İçin Bir Özür Dileği[1] Benim kusurlarımın ve gecikmelerimin birkaç nede­ni var. Biri, özel yetişme tarzım; bir başkası zihinsel ve ruhsal özelliğim ve başka nedenler... Fakat ne olursa ol­sun bu sorun var ve eksiklik ve kusur varlığını koruyor. Açıklamasını yapamamam bir yana, bunu itiraf ediyo­rum ve tutumumu, bütün eleştirenlerden daha çok ayıplıyorum ki siz bu gecikmelerin ve düzensizliklerin bir bö­lümüyle karşı karşıya kalıp rahatsız olurken bu gecik­meler ve düzensizliklerle birlikte yaşayan ben elbette daha çok sıkıntı çekiyorum ve kötü ve olumsuz etkilerine katlanıyorum. Bundan başka da çarem yok. Çünkü bu düzensizliklerin en büyüğü, başlangıçtan bu yana var olan düşünce ve ruh yapım olup gün geçtikçe daha da şid­detlenip güçlenmektedir ve ben onun karşısında giderek güçsüzleşmekteyim. Bu durum, benim gibi tiplerde çok­ça görülmektedir, ancak bu ruh durumu bende daha şid­detlidir. Bir dost derdi ki; Falanca zorunlu olarak ve bilinçsiz­ce ruh durumunun etkisinde kalmakta. Oysa sağlıklı in­sanlarda, ruh hali onların etkisi altındadır. Kimilerinde -yani sağlam vücutlarında sağlam kafaları bulunan sağlıklı insanların çoğunda- duygular, sevgiler ve çeşitli ruhsal ve içsel durumların, onların düşünce ve iradeleri­nin etkisi altında kalması, hatta bu insanlarca düzenle­nip kontrol edilmesi, ortadan kaldırılması doğaldır. Bu durumları için program düzenleyen bir büyüğü tanıyorum. Örneğin ruhsal bir rahatsızlığı olduğunda takvimine bakıp not alır; “Pazartesi günü saat üç buçukla dört buçuk arası üzülme zamanı” Harika. Sonra da başka işleri vardı. Mantık, akıl ve irade açısından oldukça güçlü olan böyle tipler, büyük bir mutluluk içindedirler -bu, birçok şeyde olduğu
1000Kitap
İslambilim 1Ali Şeriati · Fecr Yayınları · 201190 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·278 syf.··
2024 264. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 01:42
Hayatımın çoğunluğunu büyük bir "hater" ile geçirmiş olmama rağmen haterlığın bu seviyesini görebileceğimi hiç düşünmezdim. Bunu yapan birçok kişi olsa da bu kitabı günümüzde "yaşlı adam Adorno"nun dünyayla ilgili şikayetlerine gülmek adına okumak ve onu karmaşık bir karikatüre indirgemek bence yanlıştır. Zira yazarımız, kitabında her türlü şey hakkında konuşmuştur ve denemelerini okumak tam anlamıyla muhteşem bir deneyimdi. Gelin size de biraz bahsedeyim. Adorno, Alman-Yahudi bir filozof, psikanaliz uzmanı ve Alman İdealizminden etkilenen neo-Marksist bir bakış açısıyla toplumsal olguların araştırılmasına adanmış bir enstitü olan Frankfurt Okulu'nun bir üyesiydi. Nazi ırk yasaları nedeniyle Almanya'dan sürgün edilen Adorno, savaş yıllarını Thomas Mann ve Arnold Schoenberg gibi sürgün edilen diğerleri ile birlikte, Los Angeles'ın "eşitlikçi sarı-mavi gökyüzü" altında geçirmiştir. İronik başlığıyla 20. yüzyılın ortasında ahlaktan ya da onun ait olabileceği iyi bir yaşamdan geriye ne kadar az şey kaldığını ima eden "Minima Moralia" isimli eseri, aldatıcı bir şakanın ardına gizlenmiş kötücül bir iyilikseverlik, felaket, kriz ve katliam duygusu yaymakta; Adorno ise bu kavramları, yüzyıl ortası toplumunu, tüketici zevkleri ve teknolojik harikalarıyla, doruk noktası Holokost olan, bitmek bilmeyen bir egemenlik sürecini maskeleyen beyaza boyanmış bir mezar olarak suçlamaktadır. Adorno'nun eleştirel mizacı artık öylesine alay konusu olmuştur ki, eserleri, kendisinden daha az acı çeken ve daha az düşünenler tarafından kaçamak bir ironiyle sadece kasvet tellallığı olarak klişeleştirilmiştir, bu yüzden kedisinin çalışmalarını herkesle tartışmak pek mümkün değildir. İşte o vakit, yazarımızın kötü şöhretli yargılarıyla değil - cazın, sinemanın, astrolojinin, Odysseia'nın ve
Edebiyat
Minima MoraliaTheodor W. Adorno · Metis Yayınları · 2005653 okunma