Puan vermedi·124 syf.··
2026 11. kitabı
Duymak istediklerimizin ifadesi olan çok yalın, çabucak biten, öğretici bir kitap olmuş. Dün başladım bugün bitti. Çok akıcıydı. Yazarın yüreğine sağlık. Pdf olarak indirebilmek güzel olmuş
Az Ama ÖzCuma Bozkurt · Play Kitaplar · 202543 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2026 106. kitabı
Bugün sizlere düşündürücü bir kitap ile geldim. Çağlar ŞENGÜL ’ün yazdığı “Araf’ta Birkaç Yıl” romanı, insanın içindeki o hiç kapanmayan boşluğu, hep bir şeylerin eksik kalma hissini çok tanıdık ve içten bir yerden yakalayan bir eser. Hikaye, zihninin labirentlerinde kaybolmuş, kendi kurduğu hayalleri yine kendi elleriyle yıkan yalnız bir gencin dünyasını merkezine alıyor. Aslında her şey bir cuma günü, yanlış bir ders saatinde, adeta bir peri masalından fırlamışçasına karşısına çıkan o gizemli kızla ve sadece tek bir “merhaba” ile başlıyor. Ancak yazar, bu sıradan gibi görünen tanışmayı alelade bir aşk hikayesi olarak bırakmıyor; aksine karakterin kendi iç dünyasına, hatalarına ve hayatı algılayış biçimine tutulan keskin bir aynaya dönüştürüyor. Roman boyunca sadece iki insan arasındaki çekimi değil; bir insanın dürüstlükle bencillik, korkaklıkla cesaret arasında verdiği o sessiz ve amansız savaşı izliyoruz. Yazar aşkı, gözü hiçbir şeyi görmeyen fanatik bir taraftara benzetirken, huzuru ve o meşhur araf duygusunu okuyucunun iliklerine kadar hissettiriyor. Sayfaları çevirirken kendinizi çok güçlü bir sorunun karşısında buluyorsunuz: “Kolay elde edilmiş bir saadeti mi, yoksa insanı yücelten ıstırabı mı seçerdiniz?” Araf’ta Birkaç Yıl, sadece bir ilk gençlik ya da arayış romanı değil; insanın kendi içindeki labirentte yürüme, hayal kırıklıklarıyla dürüstçe yüzleşme ve nihayetinde o kaçınılmaz kabullenişin getirdiği huzuru arama rehberi. Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.
Araf’ta Birkaç YılÇağlar Şengül · İkinci Adam Yayınları · 20262 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 110. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Erdi Erden kaleminden Garip Galip kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 140 sayfalık bir kitap •Hikâye, Doğu Anadolu’nun küçük bir kasabasına kütüphane memuru olarak atanan Galip’in etrafında şekilleniyor. Galip, hayata adeta yenik başlamış bir karakter; doğarken annesini, ilkokul çağında ise babasını kaybetmiş, dede ve ninesiyle büyümüş. •Toplumun o çok sevdiği normal kalıpların tamamen dışında biri o. Sosyallik sıfır, hijyen hak getire. Cevabını veremediği ya da geçiştirmek istediği her soruya o meşhur Hadi ya! tepkisini veriyor. Onun bu dağınık, hırpani ve pis hâli, aslında dış dünyaya karşı ördüğü görünmez bir zırh gibi. •Zamanla TCDD misafirhanesinde kalırken tanıştığı sağlık memuru Salim, ardından Cem ve en son Başak hayatına dahil oluyor. Galip, dağınıklığı ve tuhaflıklarıyla çevresindekileri canından bezdirse de, kütüphaneden kitap almaya gelen bir kızın hayaliyle kendi içinde bambaşka bir evren kuruyor. •Galip için kendi kendine konuşmak bir alışkanlık değil, tam bir mecburiyet. Kendi zihninin gürültüsünden kafası şişiyor ve yaşadığı o amansız baş ağrıları tam da bu içsel kalabalıktan besleniyor. Hayatta en nefret ettiği şey birisiyle göz göze gelmek. Çünkü o an ya korkuyor ya da içinden amansız bir gülme isteği yükseliyor. •Galip, pazartesileri yeni bir şeye başlayamayanların o sıradan pazar ertesi dünyasını gizli gizli seviyor. İlkliklerine kadar pazar gününe bulanmış, onunla yoğrulmuş. Çocukken babasının sözünü tutmayıp onu götürmediği o lunaparkın dönme dolaplarında takılı kalmış hayatı. Zihni hep o kırgın pazar gününde asılı, bir türlü pazartesiye, yani hayatın akan gerçeğine geçemiyor. •Aklının sofralarında gizli gizli yediği peynir ekmekler, cuma kapanışları, pazar banyoları olmasa sanki
Garip GalipErdi Erden · Parlayan Kitap · 20266 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Kentte Bile Bahar'ı severek okudum, öykülerin bir heyecan oluşturma çabasından öte süreçteki deneyimle, estetik bir yatıştırıcılıkla sonuca varması dikkat çekici. Öykü fikirleri orijinal. Ahmet Erkam'ın öykü üzerine düşündüğü, kafa yorduğu çok belli. Özellikle iki öyküyü çok sevdim: "Şükürler Olsun Bugün Cuma ve Sıçan Avcısının Bitimsiz Yolculuğu" Şükürler Olsun Bugün Cuma, iyi bir kurgu ve atmosferle kadın erkek ilişkisini ironik bir biçimde incelemiş. Fikrini çok sevdim. Politik düzlemde olan öykülerin de onaylama veya reddetme ikileminden kurtulup mesafeli,sogukkanlı, yargıda bulunmadan kurulması ilgiye değer. Yolu açık olsun.
Edebiyat
Kentte Bile BaharAhmet Erkam Saraç · Can Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 40. kitabı
Bugün günlerden cuma ve ben bu haftayı Yasin Uysal'dan okuduğum ilk eser olan Babuldo ile kapatıyorum. Açıkçası beklediğimden çok daha derin ve tüyler ürpertici bir yolculuk oldu benim için. ​Hikaye, aslında hepimizin aşina olduğu o "evliliği kurtarma çabası" ile başlıyor ama David ve Jennifer'ın romantik tatil planları kar fırtınasına takılınca işler bir anda yön değiştiriyor. Haritada bile olmayan o tekinsiz sığınağa, Babuldo’nun oteline düştüklerinde atmosfer öyle bir ağırlaşıyor ki, sayfaları çevirirken odanın soğuduğunu hissettim diyebilirim. ​Burası sadece bir otel değil, zayıf ruhlarla beslenen kadim bir varlığın hüküm sürdüğü, zamanın dışına taşmış bir hapishane resmen! Yazarın Slav mitolojisini modern dünyaya bu kadar ustalıkla yedirmesi gerçekten çok başarılıydı. Karakterlerin sadece o varlıktan kaçmalarını değil, kendi içlerindeki o yutucu karanlıkla savaşmalarını izlemek hikayeye çok farklı bir boyut katmış. ​Kitapta beni en çok vuran şey, en savunmasız anlarımızdaki o vahşi içgüdülerimizle yüzleşmek oldu. Ama tüm bu korkunun içinde meyan kökü şekerindeki o küçücük mutluluk ya da bir gözyaşındaki umut gibi naif detaylar serpiştirilmiş olması, yazarın kaleminin ne kadar zarif olduğunu gösteriyor. Kadim dostlukların değerini hissettiğiniz o anlarda, korku yerini hüzünlü bir bağlılığa bırakıyor. ​Ve o final... Özellikle vasiyet kısmı beni benden aldı diyebilirim. Hikayenin tüm duygusal yükü o noktada doruğa ulaşıyor ve kitabı kapattığınızda sizi kendi karanlığınızla baş başa bırakıyor. Eğer mitolojik ögelerle harmanlanmış, psikolojik derinliği olan güçlü bir korku-gerilim arıyorsanız, bu cuma akşamı için harika bir tercih olur.
BabuldoYasin Uysal · Mythos Kitap · 20265 okunma
SPOILER İÇERİR
Puan vermedi
Büyük Umutlar, bence ölmeden önce kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ben Dickens okurken, sonunun hüzünlü biteceğini bilirim. Buna rağmen yine de severim o hüznü. Hatta hüzünlü biten hikâyeler bana daha gerçek, daha sahici gelir. Sanki hayatın kendisine daha yakındır. Ama Büyük Umutlar bende farklı bir etki bıraktı. İçimde öyle bir burukluk oluştu ki… Bir yanım keşke hiç okumasaydım diyor, diğer yanım ise böyle bir hikâyeyi bilmiş olmanın değerli olduğunu düşünüyor. Magwitch’in yaşadıkları beni derinden sarstı. Hayatı boyunca çektiği acılar, buna rağmen içindeki o iyilik kırıntısını kaybetmemesi, Pip için verdiği emek… Bir insanın, vefasının ve fedakârlığının bedelini bir ömür çalışarak ödemesi ama buna rağmen gerçek bir huzura ulaşamadan hayata veda etmesi… Bu bana çok ağır geldi. Kitabı bitirdikten sonra genelde hemen bir şeyler yazarım; o anki duygularımı dökmek isterim. Ama bu sefer yazamadım. İçimdeki duygular o kadar yoğundu ki kelimelere dökemedim. Çok ağladım. Gerçek olmayan bir karakter için ne kadar ağlanabilirse o kadar ağladım. Magwitch’ten sonra Pip’in hastalanması da beni beklediğimden çok daha fazla etkiledi. Açıkçası Pip için bu kadar üzüleceğimi hiç düşünmezdim ama üzüldüm. Sanırım bu yüzden, bu hikâye benim için kitap sayfalarında bitmedi; gerçek hayatta karşılaştığım acılarla birleşip büyüdü. Bugün Rıza Tamer’in vefat haberini aldığımda içimde çok derin bir hüzün oluştu. Kendisiyle tanıştığımdan dolayı mıdır bilmem, bu kadar etkilendim. Eğer tanışmasaydım bu kadar etkilenir miydim, onu da bilmiyorum. Ama tanıştığımda gerçekten kendisini çok sevmiştim. Çünkü bazı insanların nasıl biri olduğu yüzünden bellidir. Onun yüzü adeta kalbinin aynasıydı. Çok iyiydi… Kelimelerim tarif etmekte yetersiz kalıyor ama o sıcaklığı, o samimiyeti bana çok
Duygu ve Düşünce
Büyük UmutlarCharles Dickens · İş Bankası Kültür Yayınları · 202118,5bin okunma