Ma ev edalet e? kurê qehpe
Tarihe not düşün; Bugün Türkiye'de bir Kürt hemşire saçlarını ördüğü için hakkında soruşturma açıldı. - EVET SAÇLARINI ÖRDÜĞÜ İÇİN.
Kurdî
Bugün fark yaratan ol ,Bugün olmasa bir gün mutlaka..
Öğretmen, lise son sınıf öğrencilerinin her birine, kendisinin ve başkalarının hayatında yarattıkları farkı onlara söyleyerek ne kadar değerli olduklarını ifade etmeye karar verdi. Her öğrenciyi birer birer sınıfın önüne çağırdı. Önce onlara kendisi ve sınıf için nasıl fark yarattıklarını söyledi. Her öğrenciyi özel olarak takdir etti. Sonra her birinin göğsüne altın harflerle yazılı "Ben Fark Yaratan Bir İnsanım" yazılı mavi bir kurdele taktı. Sonra, takdir edilmenin toplumda nasıl bir etki yaratacağını görmek için bir ders projesi gerçekleştirmeye karar verdi. Her öğrenciye üç kurdele daha verdi. Kendi çevrelerinde bu takdir seremonisini yapmalarını söyledi. Bir haftanın sonunda öğrenciler sonuçlarıyla birlikte sınıfta sunum yapacaklardı. Sınıftaki çocuklardan biri bir şirkette alt derecede yönetici olarak çalışan bir adama gitti. Ona kendisine kariyer planlamasında yardımcı olduğu için şükran duyduğunu söyledi ve göğsüne mavi kurdele taktı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben Vedaları Sevmem Albayım
Gökçe Gököz'ün yazdığı ve seslendirdiği şu samimi metni de buraya not düşelim. Herkes Oğuz Atay'ın zannediyor. Gökçe Hanım'ı övmemiz gerekiyor asıl. :) Tehlikeli Oyunlar'ın etkisiyle yazmış bunu. Yazının sonuna da linki koydum. "Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam. Gelmemek üzere gidenler çok sevdiklerim olur genelde. Bi de bir hikaye bırakır ki geride, noksanlığın daniskası içinde. Ölse, öldü dersin, ama ölmez onlar. Ölmesinler de. Ölürlerse bi kere daha üzülürüm. Çünkü koklayamazlar bir daha çiçek. Yazık olur. Gönlüm geniş ama odalara yerleşecek insanlar yok ki albayım. Ben, bi şey yapmadım. Şimdi diyeceksin, yapmadın tabi ulan gül cemaline mi gelsinler, sanki cemalim çok gül de. Ne yapmalıydım albayım. Sevgi, yetmiyormuş her şeye. Hikmet'le çok konuştuk. Bilge'ydi, Sevgi'ydi çok anlattı bana da, tek sen misin sanki albayım iki kelam edilecek. Çok ileri gittim albayım, affet beni. Hikmet'e benziyorum gittikçe, ruhu şad olsun. Sevgi’yi her anlatışında Hikmet, sevgilerimi düşündüm albayım. -Düşün düşün bi bok olduğu yok bırak gitsin. Sağol, teşekkürler. Sevgiler, peyda olacak enkazlardan kurtulmak için mi var, yoksa enkazın müsebbibi mi onlar, tavuk mu yumurtadan çıktı yumurta mı tavuktan albayım. Konumuza dönecek olursak albayım, konunun ne kadar sıradan olduğunu görürüz. Bi Umut Sarıkaya var albayım, hepimiz aynı insanız ve o kadar çoğuz ki diyor. Konu sıradan olduğu için bu kadar konuşuyoruz. Hepimiz aynı insanız ve aynı şeyi yaşıyoruz. Belki de sıradan olmasına rağmen bu kadar acıtmasına içerliyoruz, bi de olağanüstü bi olay olsa, sıçtın diyor beynimiz. Beynimizin işi gücü yok bize laf yetiştiriyor albayım. Hayallerden uyandırıyor. Gerçekler var! Başkalarının uygulamaya çalıştığı
Türk Edebiyatı
Kitabımdan örnek bir bölüm
Aşk Üzerine Kitap adresi insanveisleri.blogspot.com Bölüm adresi insanveisleri.blogspot.com/2024/10/12-ask-... Biliyorum, bulunduğumuz dönemde tüm dizilerde, filmlerde, kitaplarda, her türlü görsel, işitsel materyalde bu konunun işlenmesi yüzünden başlığı görünce kimileri “Arkadaş yine mi aşk, zaten sapım, başka konu mu yok!” diye düşünüp “Uffff” diye ta içten gelen bir üfürmeyle sıkıntısını belli etti. Fakat insan dedik, insan deyince bu konuyu atlamak olmaz ve ben aşkı medyanın suiistimal ettiği şekilde yorumluyor da değilim. Bu nedenle bir kulak verirseniz iyi olur gibime geliyor. En önde şunu söylemem gerekir ki bize medya eliyle sunulan, romanlarda, öykülerde anlatılıp aşk diye yedirilmeye çalışılan ilişki çeşidi aşk falan değildir. Düpedüz üreme içgüdüsüdür, şehvettir. ‘Zahiri aşk’ da derler gerçi, ‘görüntüsel aşk’ demektir. Yani görüntüye çarpan kalp. Güzel bir yüz, sütun gibi bir çift bacak, renkli bir çift göz, biçimli bir kalça, bunların hepsi erkekte üreme güdüsünü kamçılayabilir. Bilinçaltında nasıl bir yavru hasreti çektiğine bağlı olarak, tercihini bunlardan birine yönelik yapabilir. Dolayısıyla hiç eğip bükmeye gerek yok, bunlara duyulan aşk da aşk değil şehvettir. Zaten aşkı anlatan o dizileri, filmleri izleyin, son hep yatakta biter. Tabii bu satırları okuyan kardeşlerim çok da böyle TV’ler, internette vakit tüketecek insanlar değillerdir. Bizler elit insanlarız, vaktimiz değerlidir, boş vaktimizde de ya satranç oynarız ya belgesel izleriz ya da klasik müzik dinleriz. İçtiğimizde de en az on yıl bekletilmiş şarap içeriz. “Bir insan hayvan değilse güzellikten nasıl etkilenmez? Nasıl olur da güzel bir çift göze bakmak mutlu etmez? Hiç mi birini sevmedin arkadaşım sen? Hatta Peygamber bile bir düğünün
Seçime Dair
Hamd göklerin yerin ve ikisi arasındakinin sahibi olan Allah'adır. İnsan kafasını kaldırıp gökyüzüne bakmaz mı yıldızlarla nasıl süslendiğine, Ay'a, Güneş'e, gece ve gündüzün nasıl bir birini kovaladığına bunlarda bu düzende bir eksiklik mi var! Dağlara bakmaz mı insan nasıl görkemli ve yerinde olduklarına, bulutların havada süzülüp yağmur taşıdığını ve ölmüş her bitkinin nasıl inen yağmurla dirildiğini bunda bu düzende bir eksiklik mi var! Denize bakmaz mı insan okyanuslara, balığın nasıl yüzdüğüne milyarlarca canlının nasıl rızıklandığına bunlarda bu düzende bir eksiklik mi var! Kendine bakmaz mı, en güzel şekilde yaratıldığına yoksa kendisinde bir eksiklik mi var! Hayır asla ve katiyen hiç bir eksiklik yoktur. Düşünmez mi insan! Mükemmel bir şekilde kainatı yaratan Allah'ın Resulü (s.a.v)'e vahiyettiği Kuran'da bir eksiklik olur mu? Yaratan ve herşeyi en güzel şekilde yöneten Allah'ın düzeni mi yoksa bizim gibi aciz hiç birşeye gücü yetemeyen insanların düzeni mi? Küçük bir not: Şeytan Adem yaratılana kadar Allah'a kulluk üzereydi ve sadece Rabbimizin bir emrine isyan etti. Sen onu topraktan yarattın beni ise ateşten, ateş topraktan daha üstündür deyip secde edenlerden olmadı. Allah'a karşı haddi aşıp kibirlenip kâfirlerden oldu. Allah'ın bir ayetini inkar etmek kişiyi dinden çıkarır. Beşerin getirdiği demokratik sistemde bir değil Allah'ın altıbin ayeti inkar ediliyor. Düşün Allah suphanehu ve teâlâ bizden önce geçmiş ümmetlere Peygamberler gönderdi ve onları bir şeriat/yol üzere topluma davetçiler kıldı. Ama onlar Allah'ın peygamberlere vahiyettiği ayetlerini kabul etmeyip inkar ettiler. Rabbimizin indirdiklerini kerih gördüler. Allah o kavimleri onlardan sonra gelen ümmetlere ibret, bir ders olsun diye onları helak etti ve Allah'a kâfir olarak öldüler.
Bugün'e not düşün.
Hep insanların asilliğinden bahsedecek değiliz ya! Bu dünyada siyah ve kırmızı diye iki renk var... Muazzam ötesi..
Edebiyat