Oda Oda Yalnızlık
Puan vermedi·223 syf.··
Beğendi
·
2026 105. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 09:46
Memduh Şevket Esendal’ın o her zamanki sakin, iddiasız görünen ama insanın içine işleyen anlatımıyla kaleme aldığı Ayaşlı ile Kiracıları, sadece bir dönem romanı değil; bir çatı altında toplanmış onlarca kırık dökük hayatın, yalnızlığın ve geçip giden zamana tutunma çabasının hüzünlü bir resmi. ​ ​Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda kulağınıza büyük laflar fısıldamazlar ama göğsünüze geçmeyecek bir sızı bırakırlar. Memduh Şevket Esendal’ın Ayaşlı ile Kiracıları benim için tam olarak böyle bir kitap. Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Ankara’da dokuz odalı bir apartman dairesinde yolları kesişen insanların hikayesi bu. İlk bakışta neşeli bir curcuna, bir memleket panoraması gibi görünür. Ama odaların kapıları birer birer kapanıp herkes kendi yalnızlığıyla baş başa kaldığında, o kalabalığın içinden kesif bir hüzün yükselir. ​Esendal’ın dili o kadar duru, o kadar zahmetsiz ki, insan bu sadeliğin ardındaki derin kederi ilk başta fark edemiyor. Romanı okurken kendimi o dairesinin loş koridorlarında yürürken buldum. Her kapının arkasından bir iç çekiş, bir pişmanlık ya da umutsuz bir bekleyiş sızıyordu. Ayaşlı İbrahim Bey’in o kaba saba ama aslında hayatın sillesini yemiş çehresi, Şefik Bey’in geçmişin ihtişamına tutunmaya çalışan zavallılığı, Faika’nın savruluşu... Hepsi bir yerlerden tanıdık, hepsi içimiz kadar yaralı. ​Kitapta beni en çok sarsan şey, karakterlerin hayata karşı takındıkları o çaresiz kabulleniş oldu. Şu satırlar, insanın içindeki o bitmek bilmeyen eksiklik hissini ne güzel özetliyor: ​İnsanlar birbirlerine ancak belirli bir yere kadar yardım edebilirler, ondan ötesini herkesin kendi başına taşıması gerekir. ​Bu cümle üzerinde günlerce düşündüm. Ne kadar kalabalık olursak olalım, ne kadar sevilirsek sevilelim, günün sonunda o dokuz odalı
1000Kitap
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,3bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
1929’da patlak veren ve Wall Street’in o meşhur “Kara Perşembe” çöküşüyle hisse senetlerinin tepe taklak olduğu dönem, malumunuz tüm 1930’lar boyunca sürecek olan Büyük Buhran’ın fitilini ateşledi; ama bu süreci sadece rakamlardan ibaret ekonomik bir çöküş olarak okumak o dönem feda edilen insanlığı görmezden gelmek olur. Gelir dağılımındaki devasa eşitsizlikler, çiftçilerin gırtlağına kadar batmış borçları ve kontrolsüz kredi kullanımı... Sonuç? Geleceğe dair umudunu tamamen yitirmiş, çorba kuyruklarında bekleyen, hayatta kalmak için göç eden çaresiz milyonlar. İşte Atları da Vururlar bizi tam olarak bu çaresizliğin ortasına bırakıyor. İnsanlar bir kap sıcak yemek, bir temiz kıyafet uğruna günler, hatta haftalar süren o vahşi dans maratonlarının ortasında buluyorlar kendilerini. Büyük bir ödül kazanacakları illüzyonuyla aldatılan, durmaksızın dans eden insanlar... Bugünden geriye dönüp baktığımızda bu dans oyunları aslında muazzam bir kitle kültürü ve dönem eleştirisi. Hani şu televizyonlarda izlenilen “Biri Bizi Gözetliyor”lar, “Survivor”lar, …Şefler…İşte onların atası bu maratonlar. Hatta yazar Horace McCoy bugün yaşıyor olsaydı ve bu dönemi yazsaydı eminim sosyal medyanın insanı nasıl bir “gösteri nesnesine” dönüştürdüğünü de bu konsepte müthiş bir şekilde uyarlardı. Hızlı tüketim, derin bir çaresizlik, mutsuzluk ve ne yapacağını bilememe hali… Kısacık bir metin bu. İçinde hiç öyle edebi süsler, büyük sanatsal oyunlar yok; ama anlatımının o vurucu sadeliği ve ne yazık ki bugünün dünyasına bile çok tanıdık gelmesi, kitabı hâlâ bir kült eser olarak ayakta tutuyor. Ben çok etkilenerek okudum, kitap dostlarıma da canıgönülden tavsiye ederim. Emirhan Burak Aydın çevirisi ile @tersinekitap 🩵 #atlarıdavururlar #horacemccoy #büyükbuhran #tersinekitap #tavsiyekitap
Atları Da VururlarHorace McCoy · Tersine Kitap · 2026487 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·96 syf.··
2026 6. kitabı
#Tolstoy #İnsanNeyleYaşar #İşBankasıYayınları “Tanrıyı seviyorum deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen görmediği tanrıyı sevemez..” “Sahi sen ne için varsın” ________________________________ Merhaba arkadaşlarım 🪽 Bugün sizi sadece Rus edebiyatının değil, insanlık tarihinin en güçlü , en büyük miras kalemlerinden birine davet etmek istiyorum. Tolstoy’un, zamanın tozlu raflarına inat, günümüzde dahi büyük ses getirmiş, yankı uyandırmış o dev esere : “İNSAN NEYLE YAŞAR ?” Tolstoy'un bu soruya 6 kısa öykü ile verdiği cevap ise halen daha tazeliğini ve geçerliliğini koruyorken; Bazen bir sorunun ağırlığı, binlerce cevabın toplamından daha büyük oluyor.. Tolstoy, yaklaşık 150 yıl öncesinden bugüne bakarken aslında gözlerimizin ta içine odaklanıyor.. Sayfaları çevirirken !! Elimizde telefonlar, zihnimizde gelecek kaygısı, cebimizde hırslarımızla bizlere şunu soruyor: “SAHİ, SEN NE İÇİN VARSIN?” Bu eser, içinde barındırdığı 6 kısa öykü ile bizlere, hiç bilmediğimiz mesajlar mı veriyor.. Yoo !! Tam aksine, bildiğimiz ama yaşarken unuttuğumuz, kalbimizin ücra köşelerine ittiğimiz, körelttiğimiz, hatta ve hatta yok ettiğimiz o saf değerleri hatırlatıyor.. Sevgiden, merhametten , insanlıktan ,vicdandan , barıştan, kardeşlikten ,dayanışmadan, birlik beraberlikten, şükürden, kanaatten, insanı insan yapan hayatı güzelleştiren erdemlerden ve fazlasından bahsediyor bizlere..
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234bin okunma
Zihinsel Bir Devrim ve Ruhsal Bir Uyanış: Farklı Düşün İyi Yaşa
10/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 00:34
Zihninizin labirentlerin de taze bir rüzgâr estirecek, kelimeleriyle ruhunuza dokunacak ve hayata bakış açınızı kökten değiştirecek enfes bir keşifle karşınızdayım. Mehmet Numan Tanır’ın kaleme aldığı ve İnsan ve Hayat Kitaplığı’ndan çıkan Farklı Düşün İyi Yaşa, sadece sıradan bir kişisel gelişim kitabı değil; zihinsel prangaları kıran, bizi kalıpların dışına davet eden adeta bilge bir pusula. Yazar; "Masa Başı", "Saha" ve "Usuller" başlıklarıyla bizleri muazzam bir zihinsel yolculuğa çıkarırken, modern çağın aceleci kararlarından sıyrılıp derinlemesine odaklanmanın o huzurlu limanına nasıl sığınacağımızı zarafetle fısıldıyor. Tarihin tozlu sayfalarından süzülen ilham verici anekdotlar ve bilimsel gerçeklerle örülü bu satırlar, hayatı sıradanlıktan çıkarıp bir sanat eserine dönüştürmenin gizli formülünü sunuyor. Kitabın en can alıcı noktası ise gelişimi sadece maddiyatta veya zihinsel oyunlarda değil, çok daha derinlerde araması: __"İnsanın asıl kişisel gelişimi, manevi keyfiyete ulaşmasıyla mümkündür." (Sayfa 206)__ Eğer siz de zihninizin kapılarını yeni ufuklara açmak, hayat kalitenizi kalıcı bir estetikle taçlandırmak ve kendinize en entelektüel hediyeyi vermek istiyorsanız, bu kitabı kütüphanenizin başköşesine kurmalı ve hemen bugünden itibaren satırlarında kaybolmalısınız. Hayatıma kattığı eşsiz vizyonla kesinlikle kusursuz bir eser.Puanım: 10 / 10 . #FarklıDüşünİyiYaşa #MehmetNumanTanır Mehmet Numan Tanır #İnsanVeHayatKitaplığı #Kitapİncelemesi #KişiselGelişim #KitapÖnerisi #OkudumBitti #ManeviGelişim #1000Kitap #Goodreads
İnsan ve Duygular
Farklı Düşün İyi YaşaMehmet Numan Tanır · Çamlıca Basım · 202535 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
"TÜRK TÖRESİ" "Menkıbelerin izahkâr rolüne gelince, bunu bilhassa ilhanlık dininde hakim olan il, Ak-Kemik tanınıyor, diğerleri Kara-Kemik itibar olunarak, bu ilin tâbiiyeti altına giriyorlar. Hâkim olan il’in Ak-Kemikliğini izah eden, işte bu menkıbelerdir. Hâkim olan il, velâyet-i âmmeyi hâiz olmak için, mukaddes olmak lâzım gelir. Mukaddes olmak için de, ya bir totemin, ya bir ilâhın sülâlesinden gelmesi şarttır. İlâh, kadınlara ya bir nur sütunu, yahut bir hayvan ve bazan da bir insan suretinde tecelli eder. Bunlardan birisinden gebe kalan bir kadın, ilâhzâdeler doğurur. Bunlardan türeyen bir ilin hâkimiyeti, velâyet-i âmmeyi hâiz addolunur." Bazı kitaplar vardır, okunduktan sonra kenara kaldırılıp unutulur. Bazıları ise zihninize kazınır, bizi sorgulamaya iter, kim olduğumuza dair içimizde bir şeyleri yeniden düzenler. Ziya Gökalp’in Türk Töresi işte tam olarak ikincisi. Bu eser, âdeta Türk düşüncesinin vicdanında yankılanan bir çağrı. Gökalp’in en büyük başarılarından biri, “töre” kavramını dar bir gelenek dizgesi olmaktan çıkarıp onu bir kültürel bilinç olarak yeniden tanımlamasıdır. Ona göre töre, bir milletin tarih boyunca süregelen ahlaki, toplumsal ve ruhsal kodlarının toplamıdır. Yani sadece “büyüklerimiz böyle yapmış” diye devam ettirilen alışkanlıklar değil; bir milletin özünü, duruşunu ve dünya görüşünü belirleyen derin bir bilinç hali. Eser böylelikle, Türk toplumunun modernleşme sürecinde köklerini kaybetmeden nasıl ilerleyebileceğini sorgulayan felsefi bir pusulaya dönüşüyor. Gökalp’e göre bir milletin yaşayabilmesi için sadece aynı soydan gelmek yetmez. Onu asıl güçlü ve kalıcı kılan, paylaşılan inanç, dil ve kültür birliğidir. Bu noktada “töre”, geçmişle bugünü birbirine bağlayan bir köprü gibi işler. Onsuz bir geçmiş vardır ama bugüre taşınacak
Edebiyat
Türk TöresiZiya Gökalp · Temel Tarih Kitaplığı Yayınları · 20251,675 okunma
Khaled Hosseeini - Ve Dağlar Yankılandı
Puan vermedi·410 syf.··
2026 5. kitabı
Yazarın okuduğum ikinci eseridir, ilki Uçurtma Avcısı'ydı ve kurgusal anlamda kendine daha çabuk bağlayan bir eserdi. Bunda geri dönüşlerle esere bir aura yerleştirmeye çalışmış ancak bu geri dönüşler savruk ve naçizane amatörce yapılmış diyebilirim. Ayrıca birden fazla hikayeyi birbiriyle ilgili noktalardan birbirine bağlaması kendi adıma diğer esere göre okuma keyfini bir tık azaltmıştır. Yazarın eserlerinde dikkatimi çeken şeylerden biri Afganların Mevlana sevgisidir. Eserde Ankara'dan ve Kuğulu Parktan da bahsedilir. Benim için vasatın bir tık üstünde bir eserdi. Özellikle doktor Marcos, Timur ve İdris'le ilgili kısımların esere neden eklendiğini anlamadım hatta olay örgüsündeki birçok karakter ve olay esere adeta hacim olsun diye eklenmiş gibiydi ancak tabi ki bunu eski romanlardaki gibi amatör bir tarzda yapmaz, kendini bir şekilde okutur. Eser babaları Sabır'ın, Peri ve Abdullah isimli çocuklara bir hikaye anlatmasıyla başlar. Çocukların annesi Peri'yi doğururken vefat etmiştir ve üvey anneleri vardır. Babaları yoksul bir gündelikçidir. Üvey anneleri çok ilgili olmadığı için Periyi neredeyse Abdullah büyütmüştür ve ona çok düşkündür. Dayıları Nebi çocukları ve babasını çalıştığı Vahdati ailesinin yanına getirir. Abdullah burada olacakları anlar ve ağlar, periyi evlatlık vereceklerdir. Bu Abdullah'ı çok sarsar. Buradan çocukların babası Sabır ve üvey anneleri (aynı zamanda teyzeleri) Pervane'nin çocukluklarına inilir. Pervanenin Masume adında bir ikizi vardır, Pervane oldukça çirkinken Masume bir o kadar güzeldir ve Sabır da dahil herkesin ilgisi onun üzerindedir. Ancak Pervane'nin gözü de daima Sabır'dadır. Masume Sabır'la evlenir ve Peri'yi doğururken ölünce kardeşi Pervane Sabır'ın karısı olur ama bu kısımlar savruk dediğim geri dönüşlerle oluşturulmuştur.
Ve Dağlar YankılandıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 202241,9bin okunma