Emile Durkheim (1858-1917), Fransız sosyal kuramcı Auguste Comte'un çalışmalarını geliştirdi fakat kuram tarihinde ondan daha önemli bir yere sahip oldu. Aslında bazı gözlemcilere göre Durkheim, sosyoloji tarihindeki en önemli kuramcıdır. Bugüne dek yapılan pek çok sosyolojik kuramsallaştırma onun düşüncelerine dayanır.
Nasıl ki aynı zincir hem nöbetçiyi hem tutuklu eri birbirine bağlarsa, hiç benzemeyen şeyler de birbirlerine eş olurlar: Umudu korku izler. Bu iki duygunun birbirini izlemesine şaşma. İkisinin ruhu da kararsızdır, ikisi de geleceğin bekleyişi içinde endişelidir. İkisinin de en büyük nedeni, bugüne uymamamızdan, düşüncelerimizi hep ileriye atmamızdan ileri gelir. Bu yüzden insan türünün en büyük nimeti olan ileriyi görme niteliği, bir kötülüğe dönüşmüştür. Vahşi hayvanlar gördükleri tehlikelerden kaçarlar. Kaçıp kurtuldukları zaman da güven duygusu içindedirler artık. Oysa bize hem gelecek hem de geçmiş işkence eder. Elimizin altındaki bir çok nimet zarar verir bize: Bellek, korkunun işkencesini geri getirir, öngörme onun önüne geçer. Hiç kimse sadece o günün sorunları yüzünden mutsuz değildir ki!