Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 564. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 21:40
"CUMHURİYETİMİZ & PARİS NOTLARI" "Yirmi iki yıl evvel şimdiki Ankara Sanat Okulu'nun bir çıplak odasında maarif teşkilatını yapanlar arasında ben de vardım. Beş yıllık bir ilköğretimle istediğimizi elde edeceğimize hemen hepimiz inanıyorduk. Sonradan yurdun her köşesinde, on yıldan fazla zaman maarif müfettişi olarak sınav masalarına oturdum. Değil köşe bucakta, yüz bin liraya mal olmuş büyük merkez okullarında da karşıma çıkan son sınıf çocuğu, bizim teşkilatı yaparken gördüğümüz müşterek rüyadaki nazariye çocuğundan ne kadar başka idi. Kısacası şu ki bugünkü ilkokul bize istediğimiz küçük vatandaşı veremiyor." Türk edebiyatının usta kalemi Reşat Nuri Güntekin, sadece romanlarıyla değil, gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarıyla da dönemin toplumsal ve kültürel hayatına ışık tutuyor. “Cumhuriyetimiz & Paris Notları” kitabı, 1938–1949 yılları arasında kaleme aldığı yazıları ilk kez bir araya getiriyor ve bize Reşat Nuri’nin farklı yazın türlerindeki ustalığını gösteriyor. Bu dönem, Türkiye'nin en önemli dönüşüm yıllarına denk geliyor. Kitapta, yazar edebiyat, dil ve eğitim konularının yanı sıra günlük siyasi ve sosyal olaylara da değiniyor. Cumhuriyet’in ilke ve inkılâplarına sahip çıkan Güntekin, günlük hayatın sıradan karakterlerini bile edebi bir lezzetle okuyucunun karşısına çıkarıyor. Onun kaleminden, dönemin Türkiye’sinin toplumsal ve kültürel dokusu, hem eleştirel hem de içten bir perspektifle gözler önüne seriliyor. Edebiyat ve dil tartışmalarından eğitim meselelerine, günlük siyasi olaylardan sosyal konulara kadar pek çok alanda fikirlerini paylaşıyor. Her satırında, Cumhuriyet ilke ve inkılaplarına olan inancını hissettiriyor. Öne çıkan bölümlerden biri, Reşat Nuri’nin Paris seyahatinde kaleme aldığı “Yolcu Notları” ve “Seyahat Notları” başlıklı gezi
Edebiyat
Cumhuriyetimiz Paris NotlarıReşat Nuri Güntekin · İnkılab Kitabevi · 202510 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·212 syf.·
Beğendi
·
2022 4. kitabı
Türkiye'nin Maarif Davası “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı eser, Nurettin Topçu’nun Türk eğitim sistemini, milli kültürü ve ahlaki eğitimi ele aldığı düşünce kitabıdır. Eserde Topçu, Türkiye’de eğitimin sadece bilgi aktarmaya indirgenmiş olmasını eleştirir; eğitimin asıl amacının ahlaklı, iradeli ve idealist insan yetiştirmek olduğunu savunur. Nurettin Topçu, bu eserinde Türkiye’nin en önemli meselesinin “maarif davası” yani eğitim meselesi olduğunu anlatır. Ona göre bir milletin geleceği, maddi kalkınmadan çok manevi ve ahlaki kalkınmaya bağlıdır. Eğitim sistemi; gençleri sadece meslek sahibi yapmakla değil, karakterli, vatanını seven, fedakâr bireyler haline getirmekle yükümlüdür. Eserde, öğretmenlik mesleğinin kutsallığı, okulun bir “ruh terbiyesi yuvası” olması gerektiği ve Batı’dan körü körüne eğitim modeli almanın sakıncaları da işlenir. Topçu, milli ve ahlaki değerlere dayalı, yerli bir eğitim modelinin gerekliliğini vurgular. “Türkiye’nin Maarif Davası”, sadece bir eğitim eleştirisi değil, aynı zamanda insan yetiştirme davası üzerine yazılmış bir manifestodur. Topçu, bu kitapta Türk milletinin ruhunu koruyacak ve yüceltecek bir maarif anlayışının nasıl olması gerektiğini derin bir felsefi bakışla ortaya koyar. 1. Giriş – Maarif Davası Nedir? Topçu, eğitimi (maarifi) bir milletin en büyük davası olarak görür. Ona göre maarif, sadece bilgi öğretmek değil, ruh terbiyesi vermektir. Eğitim, insanı hem aklen hem de ahlaken olgunlaştırmalıdır. Batı’dan alınan sistemlerin taklidiyle yapılan eğitim, Türk insanının ruhuna hitap etmemektedir. 2. Maarifin Gayesi (Eğitimin Amacı) Eğitimin amacı; “iyi insan” ve “iyi vatandaş” yetiştirmektir. Bu da sadece bilgiyle değil, karakter ve irade eğitimiyle mümkündür. Topçu, “ahlaklı insan olmadan hiçbir ilerlemenin anlamı yoktur” der. 3.
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergâh Yayınları · 2022391 okunma
27 Kasım 2024’te Söyleşi Sunumum
10/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
MİLLET MAARİFİNDE AHLAK EĞİTİMİ (Değerli Hocalarım, konuma öncelikle ahlakı tanımlayarak, daha sonra ahlakın önemine değinerek başlamak istiyorum.) AHLAK NEDİR? Ahlakın birçok tanımı mevcuttur ancak genel anlamda ahlaka bakacak olursak ahlak, insanların kendilerine rehber aldıkları ilkeler bütünü, bir kişinin iyi niteliklerini ya da kişiliğini ifade eden kavram olarak da tanımlanır. Bazı düşünürlerimize göre Ahlak şu şekilde ifade edilmektedir. Nurettin Topçu, ahlakı; kişinin olaylara karşı verdiği ilk tepki olarak nitelendirirken Aliya İzzetbegoviç’ e göre “ahlak kişinin niyetinde aranır, eğer kişinin bir davranıştaki niyeti iyi olduğu halde davranışın sonucu kötü olsa bile o kişi iyi niyetlidir” şeklinde ifade etmektedir. İbrahim Kalın ise “Açık Ufuk” adlı kitabında ifade ettiği Ahlak, Kant’ın “vazife ahlakı” anlayışı gibi şu şekildedir: “sergilenen ahlaki davranışın bir menfaati, bir ödülü varsa o artık iyi değildir çünkü iyilik, sebep-sonuç ilişkisinin dışındadır” PEKİ, AHLAKIN ÖNEMİ NEDİR? (Buna Değinecek o lursak da) Topçu’ ya göre, insan şahsiyetini oluşturan üç unsur vardır: Birincisi; Maddi unsur, İkincisi; ruhi unsur, Üçüncüsü ise; içtimai unsur dur. Maddi unsur, biyolojik varlığımızdır. Ruhi unsur; duygular, tasavvurlar, istekler ve ideallerimizdir. İçtimai unsur ise, aile ve toplumdaki yerimiz, unvanımız ve başkalarının bize bağışladığı vasıflarımızdır. Topçu bu üç unsuru şu şekilde dengelememiz gerektiğini vurgulamaktadır: “Eğer maddi unsur, ruhi unsuru baskılarsa midelerin selameti için yaşayan, bedenleri kutsallaştıran, başarının manasını maddeleştiren, kin ve haset duyguları ön plana çıkan bir birey oluşur. Eğer içtimai unsur ruhi unsuru bastırırsa; kişi, şan ve şöhret kazanmak için kula kul olan bir bireye dönüşür.” Yani ruhi unsur, kişiye insan
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergâh Yayınları · 2022391 okunma
Puan vermedi·294 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 14:21
Kitabı okumaya başlamadan önce "kısa tarihi" başlığını gördüğümde bu kitabın beni hakkında okuduğum Köy Enstitüleri kitaplarından daha fazla besleyeceğini pek düşünmüyordum. Bu yanılgımı paylaşmak isterim. "Kısa tarih" dese de aslında bize Köy Enstitüleri'nin kuruluşundan önceki eğitim politikalarını, Millet Mektepleri'ni, Halkevleri'ni, Köy Enstitüleri öncesinde deneme olarak kurulmuş Eğitmen Kursları'nı, maarif bakanlarını ve onların anılarını anlatıyor. Daha önceden Saffet Arıkan, Mustafa Necati, Reşit Galip gibi bakanları pek tanımadığımdan Köy Enstitüleri'nin öncesini pek bilmiyordum. Bize çok bölük pörçük öğretildi bazı şeyler. Dört Tuğla hikayesi de kitabın içinde. İsmail Hakkı Tonguç'un eğitimi için uğraşı, mektuplaşma stili, resim-iş öğretmenliği dönemleri, daha sonrasında İlköğretim Genel Müdürü olması ve Anadolu'yu geze geze köy enstitülerinin yapılacağı yerleri kimi zaman arkadaşlarıyla kimi zaman yalnız tayin etmesini anlatıyor ayrıca. Tonguç'un bu gezintilerinin daha ayrıntılı halini oğlu Engin Tonguç'un yazdığı Umut Yolu kitabında bulabilirsiniz. Tonguç'tan sonra da Hasan Ali Yücel'e geçiş yapılıyor, eğitimi, başından geçenler, Köy Enstitüleri Yasa tasarısını meclisten geçirmeye çalışırken yaşadığı zorluklar ve her bir eleştiriye dönük verdiği cevaplar bulunuyordu. Enstitülerdeki eğitimler sırasında daha sonra yazar, entelektüel olan Talip Apaydın gibi kişilerin Çifteler'de müdürleri Rauf İnan'ın yaptığı konuşma, İnönü'nün köy enstitülerine olan ziyaretlerini de okuyoruz sayfa sayfa. Her bir köy enstitüsünde temelde "iş içinde, işle eğitim" sloganı işlese de aslında bulunan bölgeye, iklime ve ekonomik koşullara uygun teknik işler yapıldığını görüyoruz. Karadeniz'de, Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde balıkçılık, balık ağı onarma dersleri varken İzmir
1000k
Anılar ve Tanıklıklarla Köy Enstitülerinin Kısa TarihiAtilla Küçükkayıkçı · 1984 Yayınevi · 20203 okunma
Her Dem Yeniden Doğan D’li Mehmet Doğan
Puan vermedi·120 syf.··
2025 12. kitabı
Her Dem Yeniden Doğan D’li Mehmet Doğan Safiye Önal TYB’nin kurucusu ve Şeref Başkanı D.Mehmet Doğan geçtiğimiz günlerde 11 Ağustos 2024 tarihinde,77 yaşında hayatını kaybetti. Yazdığı eserlerle,yaptığı çalışmalarla bir döneme damgasını vuran öncü yazar,mütefekkir, dava adamı D.Mehmet Doğan,çok sevdiği Mehmet Akif Ersoy’un mekanına, Taceddin Dergahı’na defnedildi. İnsanların , özellikle de topluma yön veren değerlerimizin kıymetini sağlığında bilmek,onlara bunu hissettirmek çok önemlidir. D.Mehmet Doğan hayattayken hakkında yapılmış birkaç çalışma var. Bunlardan biri de Mahmut Bıyıklı’nın 2018 yılında kaleme aldığı “Kültüre Adanmış Bir Ömür D.Mehmet Doğan” isimli eseridir. D.Mehmet Doğan’la birlikte uzun mesailer yaparak güzel işlere imza atan TYB İstanbul Başkanı Mahmut Bıyıklı’nın hocanın sağlığında böyle güzel bir çalışma yaparak edebiyat dünyamıza kazandırması örnek alınası bir vefa örneğidir. Söyleşi türündeki eserde Bıyıklı’nın sorularının ışığında D.Mehmet Doğan’ı ve onun hayatı bağlamında bir dönemi daha iyi tanıma fırsatını buluruz. Kitap bir önsöz ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Önsözde Mahmut Bıyıklı yazarlığının 50.yılında D.Mehmet Doğanla yapılan saygı programlarını kalıcı bir belgeselle taçlandırmak istediklerini, fakat belgesel için çektikleri konuşmaların ancak bir kısmını yayımlamak durumunda kalınca söyleşinin tümünü kültür camiamızın istifadesine sunmak için kitaplaştırdıklarını belirtmektedir. “Dünden Bugüne” isimli birinci bölümde D.Mehmet Doğan’ın hayatı, okul yılları, iş hayatı ve hayatındaki önemli eşiklere değinilmiş. Kitap içindeki en uzun bölüm burasıdır. Bıyıklı sorularıyla adeta nokta atışı yapmış. Edebiyat dünyamızda söyleşiler önemlidir. Özellikle de birbirini bu kadar uzun süredir tanıyan iki insan, iki dost arasında
Kültüre Adanmış Bir Ömür D.Mehmet DoğanMahmut Bıyıklı · Okur Kitaplığı · 08 okunma