Allah için sevmek...
Cemûh (radıyallahü teâlâ anh) der ki, Resûlullah'tan (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) işittim. Buyurdu ki: "Kul, sevdiğini Allah için sevmedikçe ve buğz ettiğine Allah için buğz etmedikçe gerçek îmâna kavuşamaz. Allah için sevip, Allah için buğz edince, Allahü teâlânın sevgisine ve himâyesine müstehak olur." [İmâm-ı Ahmed] Ebû Ümâme'nin (radıyalla-hü teâlâ anh) bildirdiği hadis-i şerîfte, Resûlullah (sallallahü teâlâ aleyhi ve âlihi ve sellem): "Allah için seven, Allah için buğz eden, Allah için veren ve Allah için vermeyen, îmânı tamamlamıştır" buyurdu [Ebû Dâvûd]. Mektûbât-ı Ma'sûmiyye (2 Cilt Takım)
Hadîs-i Şerif
Seyrimden bir İstanbul tahlili
Yeni manzaraları görme hissi insanı gafletten uyandırıyor minvalinde bir yazı okumuştum. Bu yazı nedense bu yıl İstanbul’da manzaramdaki cansız varlıkların hayretini değil de baktığımda hayrete düştüğüm akıl sahibi insanların gafletine düşürdü.Belkide dikkatim buna celb etti. Şehir öyle bir hal almış ki, görmem gereken yerlere nazaran görmemem gereken manzaralar daha fazla zuhur etmiş. En kötüsüde bu duruma sanırım herkes alışmış ve yabancılık çeken ben sükutumda kimi zaman hüsnüzan kimi zaman buğz etmekten başka bişey yapamadım. Ne yapmamalıydım ya da ne yapmalıydım. Çünkü öyle bir çağa denk geldik ki insanlara nasihat vermek dahi yanlış anlaşılıp farklı tepkilere sebebiyet verebiliyor. Şu zamanda sanırım yaşadığın hayat davanı en iyi temsil edecek bir tebliğdir. Ben doğu illerinde büyüdüğüm için mi bana garip geldi yoksa dinin emirleri burda çok mu garip kalmıştı,anlayamadım. Sahipsiz bırakılan dinin garip insanı… Daha önce bir kaç defa daha gelmiştim nedense böyle hissetmemiştim belki mevsimsel bir manzara diye düşündüm. Ama hangi çağın mevsimi islamdan uzaktır ki… Ve hangi çağın güneşi islam emri ile doğmaz. Asra islamın idrakini okutamayan insanın tercih ettiği ve şehrin silüetine inen çıplaklık. Hadlere riayet edilmeyen bir hal. Kınayıcı bir tavır değil aslında yazmak istediğim belki dini bir vazife ifsat ediliyordu ama toplum ahlakıda iffetten yoksun ve ifşa edilir bir halde… Burda ailenin ve doğduğun şehirin ehemmiyetimi daha çok anladım. Ve her şehrin ve her insanın kendi şahsiyetine münhasır bir duaya ihtiyacı olduğu kanısına vardım ve buna çoğu zaman bizzat şahsın kendisi değilde dışardan bir gözlemci sanki daha iyi karar veriyor gibi hissettim… İstanbul kendi hakikatine ve değerlerine yabancılaşmanın zirvesinde olup, Kendimce bu şehre ona gönül gözüyle
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yolcu
Dijital yazılarımı deftere geçiriyorum, çirkin el yazımla yazmaya çalışırken fark ettim ki ben epeyce yazıyormuşum. Bu hesabımda çok az yazdım diye hayıflanıyordum; demek ki önceki "mütefekkir" ve "seyyahgurme" hesaplarımda sildiklerim, yıllar içinde diğer yazdıklarım hep boşa gitti, ah çok yazık oldu. Hepsi silindi, kötü yazdığım için oldu bunlar hep; neden güzel yazamıyorum? Eh Saye Hanım, siz gelene kadar "ben söylerim valideniz yazar" diye düşünürdüm ama o da yok. Mecbur kötü el yazıma katlanacaksınız, siz ikinize ayrı ayrı defter oluşturuyorum, içinde okuyabilirseniz el yazım ile notlarım olacak. Bunlardan bağımsız bir üçüncü defter daha oluşturacağım, Temmuz sıcağında buza yazdığım yazılar olacak. Yolcu, yalnızken de yolcudur; yeter ki pusulası Kur'an ve Sünnet, azığı ise "Allah var gam yok" teslimiyeti olsun. Yoldayken mesaj kutum açık olacak, olur ya senden haber gelir. Geçen yıl Kasım ayında yazmışım aşağıdaki dizeleri: Sen güzel insan ararsın ben insandaki güzelliği Sen günahkara buğz edersin, ben günahın kendisini Sen seni ararsın ben ise öteki beni Sen yolcusun, ben yolcu durak belli, yol belli (26 Kasım 2025)
1000Kitap
Allah Teâlâ Kimleri Sevmez?
İşte Allah Teâlâ'nın sevmediği 12 Kul ve Amelleri 01- “Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez…” (en-Nisâ, 148) “İnsan olmanın en önemli özelliklerinden birisidir, söz söylemek... Güzel söz, dalları Cennet’e ulaşan ve daima meyve veren bir ağaca benzetilirken (Bkz. İbrahim, 24-26.) Acı ve inciten söz, Rabbimizin hiç hoşlanmadığı bir üsluptur. Her türlü zorluğa, acıya, yorgunluğa ve haksızlığa rağmen güzel söz söylemek, Âlemlerin Rabbinin sevdiği bir davranıştır. 02- “…Allah, ihanet eden ve nankör olan kimseyi sevmez.” (el-Hac, 38) İhanet etmek, emin olarak tanındıktan sonra güven bozmak, hakka aykırı iş yapmaktır. Bu, İslâm ahlâkında münafıklık alâmeti olarak zikredilmiş ve insan olma şerefini zedeleyen bir vasıf olarak kabul edilmiştir. 03- “Şüphe yok ki Allah, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir. O büyüklenenleri sevmez.” (en-Nahl, 23) Göğüslerde gizlenen veya söze gelip anlatılmak istenen hiçbir şeyin, Âlemlerin Rabbinden gizli kalması mümkün değildir. Bir damla atılmış sudan yaratılıp gözle görülmeyecek bir virüse karşı koyamayan insanın büyüklenecek hiçbir güç ve başarısı bulunmamaktadır. 04- “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın. Çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.” (el-Bakara, 190) Mü’min, güzel ahlâklı, merhametlidir. Bulunduğu beldede emin sıfatıyla güven veren, güzel ahlâkı ile örnek olandır. Âlemlerin Rabbi, haksızlık yapanı ve haksız yere zarar vereni sevmediğini bildirip öfkeye yenik düşülmemesini haber vermektedir. 05- “…Allah bozgunculuğu sevmez.” (el-Bakara, 205) “...Allâh’ın sana ihsanda bulunduğu gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez.” (el-Kasas, 77) İslâm; kardeşlik, birlik ve beraberlik dîni iken,
Din
Elinle düzeltemediğini kalbinle buğz et.
Gazze için uyuyan Müslümanları, Sabah namazına uyanmak kurtarır mı?? Biz orasını bilemeyiz, Allahın rahmeti sonsuz. Lakin 5 vakit dualarımızı eksik etmezsek en azından insan olduğumuzu unutmamış oluruz...
Allah için sevmeli, Allah için buğz etmeli...