Buket Nebiye Demir

Buket Nebiye Demir
@buketndemir
Sinirbilim alanında öğretim görevlisi. “Şekere Karşı” ve “Gelecek Pandemileri Nasıl Önleriz” ve "İyi Enerji" kitaplarının çevirmeni.
Biyolog
Doktora
Ankara
Ankara
21 okur puanı
Kasım 2019 tarihinde katıldı
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Orwell, aristokrat bir ailede büyümüş, polislik yaparken Burma halkına yapılan zulümleri sindiremeyerek istifa etmiş, diplerde yaşamış, bulaşıkçılık yapmıştır. Diktatörlük ve emperyalizme karşı duruşu "Burma Günleri"nde filizlenmiş, anılarını da aynı isimli kitabında dile getirmiştir. Moda tabirle simit satıp onurlu yaşadığı için kişiliğine ve onurlu duruşuna hayran olduğum bir yazardır. Kitapta, bir çiftlikte yaşayan hayvanlar köle gibi çalıştırılıp, ihtiyaçlarının asgari ölçüde karşılandığı ve emeklerinin sömürüldüğünü fark ederek insanlara baş kaldırır ve çiftliği ele geçirirler. Hayalleri, kendi kendilerine yetecekleri, insanlarla etkileşimlerinin olmadığı, her hayvanın eşit olacağı bir düzen kurmaktır. Fakat çiftlik yönetiminin başına geçen domuzlar zamanla kanunları ihlal etmeye ve çıkarları doğrultusunda değiştirmeye başlarlar. Yaşam koşulları halk için gittikçe zorlaşırken, yönetici kitle semirmiştir. Toplum içinde ve yönetim kadrosunda, liderin ağzıyla konuşan ve algı yönetimiyle diğerlerine dayatan yandaşlar vardır. “Bütün hayvanlar eşittir" ilkesi "Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir"e dönüşmüştür. Adım adım yasaklar gelir, emirlere karşı gelenler ağır yaptırımlarla yola getirilir. Bir süre sonra yönetim şekli öyle bir diktatörlüğe dönüşür, kanunlar öylesine çiğnenir ki domuzlar insanlarla ticarete girer ve nihayet iki ayak üzerinde yürümeye başlarlar. Kitap aslında Stalin yönetimine bir eleştiridir, ama bana kalırsa tüm diktatörlükleri hedef alır. Çünkü görünen o ki, tüm diktatörlükler aynı yapıya, kurguya sahip. Nedense anlatılanlar fazlasıyla tanıdık geldi bana. Orwell, çok iyi bir gözlemci mi yoksa dahi miydi
1000Kitap
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,6bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Cok guclu bir karaktermis Martin Eden, kişiliğine, azmine hayran kaldim. Martin Eden, yüksek zeka ve potansiyeline rağmen şartlar gereği denizci olmuş bir garibandır. Şans eseri, nüfuzlu bir aile ile tanışır ve kızları Ruth’a aşık olur. Bu andan itibaren, tüm hayali kendini geliştirip, Ruth’a denk bir kültürel seviyeye ulaşmaktır. Bu amaçla eğitimine devam eder, sabahlara kadar kitap okur, kütüphanelerde sabahlar, dergilere amatör yazılar yazar. Dergilerden peş peşe gelen red yanıtlarına aldırmaz, gün gelir aç kalır, gün gelir eşyalarını üç beş kuruş karşılığı rehin verir ama azimle denemeye devam eder. Yüksek potansiyeli ve insan üstü çalışma azmi neticesinde elde ettiği birikimle, bir zamanlar entelektüel olarak nitelediği insanların yapaylık ve yozlaşmışlığını fark ederek müthiş bir hayal kırıklığı yaşar. Bir parçası olmanın hayalini kurduğu sosyal sınıfın içinde tanınmış bir yazar olarak yer aldığında, önceleri kendine cazip gelen herşeyin -Ruth da dahil- cazibesini yitirdiğini üzülerek fark eder. Hayallerini, inancını ve yaşama sevgisini kaybederek derin bir depresyona sürüklenir. Eden’in bir ara köle misali çalıştığı çamaşırhaneden paraya ihtiyacı olmasına rağmen “böyle insanlık dışı şartlar altında çalışılmaz” diyerek ayrılışı, kapitalizme başkaldırıdır. Kitap aslında otobiyografi niteliğindedir. Okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum, keyifli okumalar.
1000Kitap
Martin EdenJack London · İthaki Yayınları · 2017135,2bin okunma
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Cok keyifle okuduğum bir kitap oldu Beklentilerimin ötesinde sürükleyici ve zekiceydi. Açıkçası ben daha sıradan, basit bir öykü beklemiştim ama kurgu çok başarılıydı. Capitol yöneticilerinin halkı bir eşya olarak gördüğü, güçlünün güçsüzü ezdiği, güçsüze güçsüzlüğünün sürekli hatırlatıldığı bir düzen düşünün. Öyle ki capitol'ün egemenliği altında bulunan 12 mıntıkanın her birinden seçilen iki yarışmacı, zorlu yaşam koşullarının hüküm sürdüğü bir arenada hayatta kalma savaşı verir ve bu durum canlı yayın ile insanları eğlendirmeye yönelik bir şova dönüştürülür. Yarışmacılara "haraç" denmektedir ve ölen haraçlar top atışı sonrası gökyüzüne yansıtılan fotoğrafı ile ilan edilir. Böylece capitol yönetimi, geçmişte kendilerine karşı ayaklanan mıntıkalara mağlubiyetlerini ve nasıl capitol yönetiminin insafına muhtaç olduklarını hatırlatır. Bu bir bakıma "çocuklarınızı elinizden alıp kurban edebiliyoruz ve sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yok" demektir. Yazar, günümüz dünyasını, güçlülerin güçsüzler üzerindeki yaptırımları ve gaddarlıklarını çok zekice, distopik bir kurguyla anlatmış. Güçlüler için eğlence, zayıflar için hayat mücadelesi. Gerçekten çok beğendim, şiddetle tavsiye ederim.
1000Kitap
Açlık OyunlarıSuzanne Collins · Pegasus Yayınları · 200933,5bin okunma
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Sineklerin Tanrısı’nın ilk yarısı yavaş ilerliyormuş gibi gelse de ilerlediğinizde kitabın vurucu yanını fark ediyor ve anlıyorsunuz ki aslında çok akıllıca kurgulanmış, insanın varoluştan getirdiği içgüdülerine ve karanlık yanına çok zekice ışık tutan bir kitap. Hikaye, savaştan kaçırılarak güvenli bölgeye götürülmek üzere olan çocukların uçağının, Pasifik'teki bir adaya düşürülmesi ve çocukların burada hapsolması ile başlar. Uçaktaki tüm yetişkinler ölmüş, sadece altı-oniki yaş arasındaki çocuklar hayatta kalmıştır. Bundan sonra, çocuklar bir yetişkinin liderliği olmadan, kendi aralarında bir düzen kurmalı ve hayatta kalmalıdırlar. Ancak, başta demokratik bir düzen kurmak isterlerken ilkel dürtülerine yenik düşerek, adayı cehenneme çevirirler. Roman, aynı zamanda bir alegori yani “simgesel anlatı”dır. Çocuklar arasında Ralph demokratik bir lider; Jack faşist ve zorba bir liderdir. Domuzcuk, akıl ve sağduyuyu; Simon, salt iyilik ve erdemi temsil eder. Denizkabuğu, demokrasi ve düşünce özgürlüğünü; ateş, kurtuluş umudu ve aydınlığı; kitaba ismini veren kazığa oturtulmuş domuz başı, insanın içindeki kötülüğü temsil eder. Jack'in adadaki en akıllı ve mantıklı çocuk olan domuzcuğa olan nefreti, cahil ve zorba insanın medeniyet ve aydınlığa olan nefretini simgeler. Kitapta konu edilen kötülük ve zorbalıklara yetişkinlerde alışık olduğumuz halde yazarın kitabı masum tabir edilen çocuklar üzerinden kurgulaması, aydınlık ve karanlık tarafların insanda varoluşla birlikte ortaya çıktığını anlatması bakımından önemli bir noktadır. İnsanların içinde aydınlık olduğu gibi karanlık da vardır, medeni ve barışçıl bir toplum, ancak insanın içindeki bu karanlık tarafın eğitim ve kurallarla baskılanması neticesinde oluşturulabilir. Aksi taktirde, otoriteden yoksun, kendi haline bırakılan
1000Kitap
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Çok sarsıcı, insanı silkeleyen ve kendi yaşamı hakkkında düşünmeye sevk eden bir kitap, İtalyan yazar Buzzati'nin Tatar Çölü kitabı. İnsanın anı yaşaması gerektiğini ve belirsiz hedeflerle ömrü tüketmemek gerektiğini anlatan bir kitap. Seviyorum böyle kitapları, rahatsız ediyor sizi, hayatınızı sorgulatıyor. Giovanni Drogo bir subaydır ve ilk görevi, kuzey sınırı Tatar Çölü'ne bakan Bastiani Kalesine çıkar. Kale, insanların geldikleri an gitmeyi planladıkları, tecrit edilmiş bir yerdir. Fakat, başta gitme hayali kuran insanlar, vakit geçtikçe kendilerini olağan rutinlerin ve öngörülebilirliğin güvenli sularına bırakmakta, kaleye bağlanmakta, hatta daha önceki hayatlarına, aile ve arkadaşlarına yabancılaşmaktadırlar. Bu sırada insan genç olduğundan, hayattaki her dakikanın önemli olduğunu, bir gün yaşam enerjisinin tükeneceğini düşünemez. Drogo da gençliğini burada, tek kişilik yatakta tüketmek istememektedir, fakat üstlerinin dört ay kalıp gitmesinin mesleki kariyeri açısından daha müspet olacağını bildirmesiyle bilindik tuzağa düşer. Halbuki kaleye ilk geldiğinde terzi onu, subayların kuzeyden geleceğini düşündükleri belirsiz akını bekleyerek hayatlarını yitirdikleri bir hastalığa tutuldukları ve bu hastalığın bulaşıcı olduğu konusunda uyarmıştır. Bir gün gelecek Drogo, bahçede ata binmek yerine yatağında kestirmeyi tercih edecektir. Ata binmeye gücü var mıdır? Vardır, ama eski hevesi yoktur. Yaşlanma dediğimiz de bu değil midir zaten? Yaşamı kurguladığı şekilde de ilerlemeyecektir. Çünkü hayat acımasızdır, yaşamayı bilmeyeni harcar, ne zaman ne olacağı belli değildir, bu nedenle uzun vadeli planlar yapmayıp anı yaşamak lazımdır. Gerçekten de insana çok şey katan bir kitap, okumanızı şiddetle
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma