İlk olarak belirtmek isterim ki bir hikaye, bir masal ya da kurgusal bir metin gibi bakıldığında akıcı, insanı olay örgüsü içine hemen çekebilen, kıvrakça okuyucuyu yakalayan bir eser. Fakat asıl olay bu hikayenin gerçeklere dayalı olmasıyla bambaşka bir hal alıyor.
Kurmaca olan kısımları elbette ağırlıkta fakat Hasan Sabbah gibi bir karakterin gerçekten varolduğunu bilmek... Ve az da olsa bu hikayenin gerçeklik payının olduğunu düşünmek... Karanlık bir zekanın neleri yapabileceğiyle ilgili ufkunuzu açabilecek nitelikte bir eser. İncelememe kitaptan bir alıntıyla son vermek isterim:
'Çok konuşuyor, çok çalışıyor, çok gülüyor çok da ağlıyorlar. Ama pek fazla düşünmüyorlar.'
'En iyisi. Aksi takdirde hapishanede olduklarının farkına varırlardı. Bunun da onlara bir faydası olmazdı. Siz kadınlar haremlere, hapishanelere alışıksınız. İnsan hayatının tamamını dört duvar arasında geçirebilir. Kendisini tutsak olarak hissetmediği müddetçe tutsak sayılmaz. Ama kainatın sonsuz büyüklüğünü, milyonlarca yıldızı, galaksiyi görüp onlara asla erişemeyeceğini bilen biri için koskoca dünya hapishaden farksızdır. İdrak ettikleri şey zamanın ve mekanın tutsağı haline getirir.'