... Yıllardır söylenegelmiştir ki, her sabah ilk iş olarak bir kurbağayı canlı canlı yutacak olursanız, günün geri kalan kısmını, başınıza bundan daha kötü bir şey gelmeyeceğini bilmenin iç rahatlığıyla geçirebilirsiniz...
... Bir de şöyle bir deyiş vardır: "Eğer iki kurbağa yemeniz gerekiyorsa, en çirkin olanından başlayın."...
... Son bir gözlem:"Eğer kurbağayı canlı canlı yemeniz gerekiyorsa, uzun süre oturup onu seyretmenin size bir faydası olmaz."...
"Çok sıcak," diyorum. "Çok sıcak. Bu sıcak yok etti, çürüttü beni."
"Her çürüme," diyor, "bir yeşermeyi de birlikte getirir. Çürüyen çirkindir; ama yeşeren güzel"
... Buharlı tren kadar yirminci yüzyıl uygarlığını temsil eden başka bir şey yoktur. Bilmem kaç insanı aynı kutuya sokuyor ve gümbürdeyerek gidiyor. Kayırması yok. İçine tıkıştırdığı herkes aynı hızda gitmek, aynı istasyonda durmak ve aynı anda buharın tadına bakmak zorunda.
İnsanlar buna tren binmek diyor, bense paketlenmek ve bir kutuya yüklenmek diyorum. Onlar trenle gidiyorum diyor bense nakledilmek diyorum. Tren kadar bireyselliği aşağılayan bir şey yok...