10/10
·276 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 02:39
1000kitap ta tesadüfen gördüğüm ve almak istediğim bir kitaptı Yaralı Yürekler Güncesi baştan tipik bir aşk romanı sanmıştım ama meğerse içinde bir hazine gizliymiş . Çok küçük yaşta hayatın acı yönüyle tanışmak zorunda kalan Aylin Altın hem kendi hayatından , hem de gördüğü , dinlediği hayatlardan o kadar güzel bir bukle hazırlamış ki koklarken bazen burnunuzun direği sızlıyor bazen nefes alıyorsunuz. Bazı hikayeler canımı yaktı ; ojeli tırnak, Yalnızlığın hissi , Büyük sır , Zor Aşk , Yalan , Fadime , El İyisi . Kitabın son cümlesi Çünkü bazı hikayeler kitaplarda biter , bazılarıysa kalplerde ... Kalplerde biten bir hikaye yazmış kaleminize sağlık Aylin Altın
1000Kitap
Yaralı Yürekler GüncesiAylin Altın · Koç Yayınları · 202510 okunma
aşkın kutlu seferi/ serzeniş şiiri incelemesi
10/10
··
Beğendi
Serzeniş Bekleyiş, La mekân zamana Hava soğuyordu... Sefaya değer ılık bahar güzleriyle, Bukle bukle şerh oluyordu.. Çiğ yıkıyordu zaman, bahar, gece Titrek dudaklar, Kızıllığa dönen yanaklar, Buz kırmaya başlıyordu ayaklar. Basamak, varlığa müptela... Ayrılıklar, Kavuşmak içindi. Müphem, asude sonsuzluğa... Sessiz, - hüsnü zan- Bir bir, bin nefes -bastı an- Bekleyiş, La mekân zamana... Boğuyor karanlığı, kırıyordu zincirleri Ah ! bekleyişler doğmayı bekliyordu. Aşkın en olunmaz ikliminde Kabule ermek. Sonra ölmek, Ölmek, şehlâ şehlâ derinden ahenkle... Sakakları terlemiş, Bulutlardan kan katre katre damlıyor.
Aşkın Kutlu SeferiF. Bengisu Develi (Derûnî) · Od Kitap · 20252 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·16 syf.··
2025 32. kitabı
En sevdiğim masallardan birisi KİBRİTÇİ KIZ Korkunç bir soğuk vardı; kar yağıyordu ve akşam karanlığı bastırmak üzereydi. Yılın son gecesiydi, yani yılbaşı gecesi. Bu soğukta, bu karanlıkta, küçük bir kız çocuğu, başı açık halde ve yalınayak yürüyordu sokakta. Aslında evden çıkarken ayaklarına terlik giymişti ama bunlar bir işe yaramamıştı! Ayağına çok büyük geliyorlardı, bunlar eskiden annesinin giydiği terliklerdi. Öyle büyüktüler ki, küçük kız sokakta karşıdan karşıya geçerken, doludizgin giden iki araba üzerine doğru gelince, telaştan terlikler ayağından çıkıvermiş ve kaybolmuştu. Birini bulamamış, diğerini de bir oğlan alıp kaçmış, kaçarken de, ilerde bir çocuğu olursa terliği beşik yerine kullanacağını söylemişti. İşte bu yüzden kızcağız soğuktan morarmış bir halde ayakları çıplak, öylece ilerliyordu sokakta. Eski önlüğünde bir sürü kibrit vardı, kibritlerin bir kısmını da elinde tutuyordu. Gün boyu hiç kimse bir tanecik bile kibrit satın almamış, kimse beş kuruş vermemişti ona. Zavallı küçük kız, karnı acıkmış, soğuktan donmuş halde karların içinde yürüyordu. Yılgın ve ürkmüş görünüyordu. Bukle bukle ensesine dökülen, uzun sapsarı saçlarına lapa lapa kar yağıyordu, ama onun bu güzelliği düşünecek hali yoktu hiç. Bütün pencerelerde ışıklar parlıyor ve sokaklara nefis kaz kızartması kokuları yayılıyordu. “Öyle ya, bu gece yılbaşı gecesi,” diye düşündü. Biri hafifçe sokağa doğru taşmış iki evin arasındaki bir köşeye büzülüp oturdu. Küçük ayaklarını altına toplayarak oturmuştu, ama yine de gittikçe daha çok üşüyordu. Buna rağmen eve gitmeye cesaret edemiyordu, çünkü bir tane olsun kibrit satamamış, beş kuruş bile kazanamamıştı. Bu yüzden babasından dayak yiyeceği kesindi, hem zaten ev de burası kadar soğuktu. Ev dedikleri sadece bir çatı altıydı, koca koca
Kibritçi KızHans Christian Andersen · Bordo Siyah Yayınları · 20115,5bin okunma
10/10
·224 syf.··
2025 14. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 22:52
Bir Gülseren budayıcıoğlu klasiği olmuş. Her zamanki gibi bazen tokat gibi yüzünüze çarpan bazen içinizi ısıtan kendi içinize bir seyehat gibi...Pandemi sürecinde sade ve naif bir anlatımla her konudan bir bukle işlemiş.
Hayatın SesiGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20222,213 okunma
8/10
·232 syf.··
2025 17. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2025 19:50
Bu inceleme metni, umarsız ve ivecen devinimlerle yazılmıştır güneşli bir pazar öğle sonrasında. Enerji, ancak doğru yere harcandığında iç huzuru verir. Geride tatlı bir yorgunluk bıraktığı söylenen eylemler de hep bunlardır. Onun eserini anlatmaya onun üslubuyla girişmesem içim rahat etmezdi doğrusu:) Canan Tan'ın kalemi, hiç kuşkusuz benim için gerçek bir konfor alanı; yalnız şuraya dikkat: En rahatsız edicisinden. Hikayeler gözümün önünden müthiş akıcılığıyla perde perde geçerken daima diken üstünde, tetikte bekletiyor. Bu kez hangi hüzünle atak yapacak, hangi halı altına süpürülmüş hisle yüz yüze getirecek beni, tam olarak hangi sözcükte buracak yüreğimi bu kez, diye diye kitap boyu yaşanmışlardan yaşanamamışlara sürüklendim durdum. Ne mutlu ki yol üzerinde buluşup yıllar sonra yeniden iki çay içimlik sohbeti paylaştığımız tanıdık simalar vardı:) (Yarısını oluşturan, daha evvelki yapıtlarında okuduğum öyküleri kastediyorum) memnuniyetle vakit geçirdim her biriyle, üstelik bazılarına karşı ilk rast gelişimizde tatmadığım özel bir yakınlık duyarak... Eh, başlayalım madem bitirdiğimiz uzunlu kısalı metinlerden bizde farklı bir yer edinmişlerini didik didik etmeye. "Bukle" ve "Söylenmemiş Şarkılar"daki dostluk ya da arkadaşlık adı altında örtülerek karakterlerin senelerini heba eden platonik aşk teması, "Önce Sen Vardın", "Bukle" ve "Söylenmemiş Şarkılar"daki gibi âşık olunmadan yapılan evliliklerin yanı sıra pek tabii "Ateş Külden Daha Soğuk"ta gösterilen misali hayat arkadaşına delicesine tutkun olanlar, "Enginde Yavaş Yavaş"ta eskilerine dokunulmaması, onlardan kopmamak için direnen, kızına "Ben ölünce ne yaparsan yaparsın!" diye çıkışarak adeta çırpınan Lütfiye Hanım'a tezat "Ateş Külden Daha Soğuk"un "Biliyorum, gücünüz olsa, seçilmiş bir ölümü değer bilmez,
Önce Sen VardınCanan Tan · Doğan Kitap · 2021643 okunma
hoşluktan boşluğa
10/10
·712 syf.··
Beğendi
·
2025 380. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 10:55
Kitaptan bir bukle; bir yere geldim, müridine haber yolluyor ''kitaplarını falan kişiye ver'' minvalinden bir cümle. Durdum. Kitaplığım aklıma geldi. Sayamadığım kadar çok. Evin en harika odası. Meşguliyetim olmasa, ömrümün nihayet yeri olacak mekan. Kendi kendime ''malumatçılara'' söylenebilecek bir cümle. Sonra olayın akışına baktım. Bir anda malumat edinmekten amel edinmeğe geçiş var. Malumat edinince ''kitap yüklü merkep'' e dönüyor insan.
Hayatı ve Hatıralarıyla Seyyid Abdülhakim ArvasiEkrem Buğra Ekinci · Arı Sanat Yayınevi · 201758 okunma