Bekleyiş, La mekân zamana
Hava soğuyordu...
Sefaya değer ılık bahar güzleriyle,
Bukle bukle şerh oluyordu..
Çiğ yıkıyordu zaman, bahar, gece
Titrek dudaklar,
Kızıllığa dönen yanaklar,
Buz kırmaya başlıyordu ayaklar.
Basamak, varlığa müptela...
Ayrılıklar,
Kavuşmak içindi.
Müphem, asude sonsuzluğa...
Sessiz, - hüsnü zan-
Bir bir, bin nefes -bastı an-
Bekleyiş,
La mekân zamana...
Boğuyor karanlığı, kırıyordu zincirleri
Ah ! bekleyişler doğmayı bekliyordu.
Aşkın en olunmaz ikliminde
Kabule ermek.
Sonra ölmek,
Ölmek, şehlâ şehlâ derinden ahenkle...
Sakakları terlemiş,
Bulutlardan kan katre katre damlıyor.
Mûtenâ hıçkırıklarını
Göğün ücra cahar çah diplerine gömmüş ...