Kendi âlemimde zaman koşuşturmalı vakit yetmez şekilde ilerlerken, âciz gönlüm nasıl da susamış böyle bir esere.
Bu kitapla insanlığımı, kulluğumu ve en önemlisi âcizliğimi bir kez daha idrâk ettim. Doğudan batıya süregelen 99 teselli ile yine çok güzel bir yolculuğa çıktım. Bilhassa son zamanlardaki negatif düşüncelerden uzak, berrak bir yolculuk.. Bu yolculukta her bir teselli, şu âlemde yaşadıklarımız, belâlar, musibetler ya da bizim nezdimizde öyle olanlar hususunda yalnız olmadığımıza ezelden ebede düsturunda şahitlik etti. Ne demek istiyorum; âlem nasıl baktığın noktasında şekillenir. İnsan olmayacak yere konumlanır, malzemeden çalar, hak yer, bina çöküp insanlar öldükten sonra utanma arlanma bilmeden depreme kabahat bulur. Halbuki deprem çok muazzam bir doğa olayıdır. Onun varlığını kabul edip ona göre hayatı şekillendirsek ya da bu kadar olumsuz anlam yüklemesek, muazzamlığı konusunda festivaller bile düzenlenebilirdi belki de kim bilir. Yazarın bu bakış açısına hayran kaldım ve kesinlikle katılıyorum. Kitapta bahsettiği gibi;
‘Allah mükemmeldir, kâinat eksik, insan sorunludur.’
Olumsuzluklar deryasında sorgulamaya ilk kendimizden başlamamız lazım. Bir şey bulamadık mı o zaman bir hayır vardır deyip tevekkülün kapısına sığınmak gerek. Şüphesiz O’ndan korkar, O’nun merhametine sığınırız.
Bu bağlamda kitap Ezel’den Ebed’e süregelen dünya âlemi yolculuğunu mükemmel örnekler ile teselli havuzunda bir araya getirmiş. İlk insan da gaflet içerisindeydi bugün de gaflet içerisindeyiz. Önemli olan O’nun hakkımızdaki muradını murad edinmektir.
Ya da biraz daha günümüze yaklaşırsak, kendi adıma konuşayım, şu an her yer kaos içerisinde okullar tatil oldu âkıbetimiz belli değil. Bir sürü plan, program, proje içerisinde nefes alacak vakit bulamayan ben, bugün bu şer