Yarım kalan bir başyapıtın tamamlanışı
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:32
Yoğun , dertli, zamansız ve bir o kadar da şaşırtıcı bir kitap. Bir tarafta bozkırda yaşam mücadelesi veren köylüler, diğer tarafta Sovyetler Birliği ve Amerika nın birleşip kurduğu bir uzay programı, uzaylılarla yapılması planlanan diplomatik temaslar. Ana kahramanın insancıl dertleri o kadar iyi verilmiş ki hepsini okurken hissetmek mümkün. Hayırsız evlat, rejim baskısı , karşılıksız aşk, çaresizlik , yok edilmeye çalışılan kimlikler, başına deve derisi sarılıp güneşte bırakılan ve hafızası kaybettirilerek köleleştirilen mankurtlar .... Romanın en ilginç bölümü kitaptan çıkarılmış. Sovyetler Birliğinde o bölümün yayınlanmasına izin verilmemiş ve daha sonra ayrı bir roman olarak yayınlanmış. (Cengizhan a Küsen Bulut) Bu iki kitap birlikte okunduğunda anlamlı oluyor. Gün Olur Asra Bedel kitabını okumuş olmak için ikisini birlikte okumak gerekli diyor kitabın çevirmeni. Cengizhan a Küsen Bulut kitabını tek okuyan kişi için havada kalan bir metin olabilir. Birlikte okunduğunda insan dehsete düşüyor. Yeni doğmuş bir kadının bebeğinden ayrılıp sırf koyulan kurala uymadı diye öldürülmesi, tutuklu bir öğretmenin çaresizliği, hükümdar olmak için aslında yeri geldiğinde merhametsiz olmak gerektiği ama günün sonunda adaletsizliğin karşısında doğanın bile yanınızda olmadığı gerçeği ... İnanılmaz etkileyici bir roman daha... Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar...
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656bin okunma
Güzeldi
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 80. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:06
Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu hep merak edilir ve her takım taraftarı da Atatürk'ün kendi takımını tuttuğunu söyler. Bu kitapta Atatürk'ün hangi takımı tuttuğunu daha doğrusu hiçbir takımı tutamayıp tüm takımları desteklediğini okuyacaksınız. Atatürk tüm kulüplere desteğini vermiştir. Çünkü Atatürk Türk sporunun gelişmesi için desteğini her daim sunmuştur.
Atatürk Hangi Takımı Tutuyordu?Süleyman Bulut · Can Yayınları · 201552 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnceleme
7/10
·136 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:56
Sait Faik Abasıyanık’ın "Havada Bulut" kitabını okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil de, insanların hayatlarına uzaktan bakan sessiz bir gözlemci gibi hissettim. Kitap, birbirine ince bağlarla bağlı öykülerden oluşuyor ve olaylardan çok insanların ruh hâllerine, yalnızlıklarına, küçük sevinçlerine ve günlük hayatın sıradan görünen ayrıntılarına odaklanıyor. Sait Faik’in anlatımında en çok hoşuma giden şey, sıradan insanları olağanüstü bir dikkatle anlatabilmesi oldu. Bir sokak, bir köpek, bir mektup ya da kısa bir sohbet bile onun kaleminde bambaşka bir anlam kazanıyor. "Havada Bulut", hızlı akan bir olay örgüsü arayanlar için değil; insanı, duyguları ve hayatın küçük ayrıntılarını hissetmek isteyenler için yazılmış bir eser. Okurken bazı bölümlerde durup düşünme ihtiyacı hissettim. Çünkü Sait Faik, anlatmaktan çok hissettirmeyi tercih ediyor. İnsan sevgisi, yalnızlık ve yaşama dair ince gözlemler kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Benim için bu kitap, bir hikâye kitabından çok insan ruhuna açılan küçük pencereler gibiydi. Sait Faik’in samimi ve içten üslubunu merak edenler için güzel bir başlangıç olabilir.
Duygu ve Düşünce
Havada BulutSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,247 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Geceydi... Her şey sıradan görünüyordu. Sonra bir şeyler değişmeye başladı: önce küçük ayrıntılar, sonra açıklayamadığım hisler... Sayfalar ilerledikçe odalardaki sessizlik ağırlaştı, gölgeler biraz daha yaklaştı. Yeliz, anne ve babasını bir trafik kazasında kaybettikten sonra halası ve eniştesinin yanında yaşamaya başlar. Anne ve babasını kaybettikten sonra yeni hayatına tutunmaya çalışan Yeliz, zamanla kendisini güven ve şüphe arasında sıkışmış hissetmeye başlar. Sınav stresinin getirdiği yorgunlukla da boğuşurken, dershaneden eve geldiği bir akşam her şey değişmeye başlar. Eve adım attığı ilk anda evin zifiri karanlık olduğunu görür ve bunun sıradan bir elektrik kesintisine benzemediğini fark eder. Karanlık, adeta evin tüm gerçekliğini yutmuştur. Yeliz, salonda oturan iki siluet fark eder. Kedisi Bulut'un onlara vahşice hırlamasıyla bir şeylerin yolunda gitmediğini anlar. Telefonunu açıp halası ve eniştesinin dışarıda olduğunu öğrendiğinde ise en can alıcı soruyla baş başa kalır: "Eğer halası ve eniştesi dışarıdaysa, az önce salonda gördükleri kimdi?" Yazar bu eserinde sadece gerilim yaratmakla kalmamış; sevgi, aidiyet ve güvene duyulan ihtiyacı da satır aralarına incelikle işlemiş. Yeliz'in yaşadığı kayıplar onu çevresindeki insanlara daha çok ihtiyaç duyan biri hâline getirirken, yaşanan olaylar bu güven duygusunu sürekli sınava tabi tutuyor. Çünkü bazı yaralar yabancılardan gelmez; insanı en çok güvendiği insanlar incitir. Bu yüzden sayfaları çevirirken kendimi sadece "Sonra ne olacak?" diye değil, "Kime güvenebilir?" diye de sorgularken buldum. Çünkü en güvenli hissettiğimiz yer evimizdir ve en çok güvendiğimiz şey de kendi algımızdır. Peki, Yeliz'in yaşadıkları gerçek mi, yoksa zihninin acıdan ve stresten kaçmak için yarattığı bir savunma mekanizması mı? Trafik
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025475 okunma
Vırgınıa wolf “Kendine ait bir oda” Kitap incelmesi.
Puan vermedi·127 syf.··
2026 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda bile zihninizde konuşmaya, tartışmaya ve anlamlandırmaya devam ederiz. Kitabın devamını oluşturmaya çalışırız. Odanın her tarafında yankılanmaya devam eder. Virginia Woolf’un 'Kendine Ait Bir Oda'sı da tam olarak böyle bir deneyim oldu diye bilirim. Woolf, eline kalemi alıp tarihin tozlu raflarında kadınların izini sürerken, okuyucuyu da kendi hayatındaki 'oda' ları ve 'özgürlük alanları' nı sorgulamaya davet ediyor. Kitapta en büyük metaforlardan biri “oda” kelimesidir. Neden bu kadar önemli bir hale getirmiş yazar bu kelimeyi. Aklımıza ilk gelen anlamından ziyada içinde bir gizli anlam barındırıyor. Kendi düşünceleriyle baş başa kalabilme hakkıdır. Woolf, kadının eve ait olan o dar alanından sıyrılıp, kendine ait, kimsenin müdahale edemeyeceği bağımsız bir bölge ilan etmesini ister. Oda, kadının toplumda "ben de varım ve burası benim alanım" deme şeklidir. Bir insanın düşünebilme, üretebilmesi için ekonomik bağımsızlık ve kişisel alana ihtiyaç duyduğunu savunur. Ve kendisi olabilme özgürlüğünü simgeler. O dönemde kadınların üniversiteye gitmesi bir yana üniversitenin çimenlerinden geçmesinin bile yasak olduğunu Woolf’un kitabında bir suç unsuru olarak ele alır ve bunu şu cümleler ile ifade etmektedir; “Ve birden kendimi çimenlerin üzerinde aşırı bir hızla yürüyor buldum. Ve o an, bir erkeğin görüntüsü yolumu kesti. Önce jaketatay giymiş bu garip görünümlü nesnenin el kol hareketlerinin bana yönelik olduğunu anladım. Yüzünden dehşet ve öfke ifadesi vardı. Akıldan çok içgüdü yardımıma koştu; o bir kilise görevlisi, bense bir kadındım. Burası bir çimenlik alandı, ileride de bir patika vardı. Çimenlerin üzerinde yürümeye yalnızca üniversite öğrencilerine ve öğretim üyelerine izin vardı; benim yerim çakıllı patikaydı.” (syf
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,2bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 15:07
Hayatın ve evliliğin gerçek sorunlarından uzak, fazlasıyla toz pembe bir dünya sunan Aşkın Ev Hali ‘ni aynı fikirlerin sürekli farklı kelimelerle tekrarlanması nedeniyle malesef sıkılarak okudum.
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018868 okunma