Bilinç (şuur) sanki temelsizmiş, sanki doğrulanamazmış gibi duyar kendini: Zorunsuz ve olumsal bir dünyada zorunsuz ve olumsal bir veri olarak. Ama hürriyete giden yolları bulmak için bu zorunsuzluğu görmek, bu saptamadan(tespitten) doğan bulantıyı aşmak yeter. Eğer insanın bir nedeni(sebebi) bir temeli yoksa bu kendi kendinin nedeni, kendi kendinin temeli olmasındandır. Eğer dıştan hiçbir şey ona bir değer vermiyorsa bu, kendi kendinin değeri olmasındandır. Nitekim hareketlerini ne tanrısal bir buyruğa, ne de eşyada yahut kendinde bulunan ussal bir ilkeye göre yapar. Gerçi hürriyetin açtığı uçurum önünde bulantılı bir baş dönmesi duyar; ama hayatın anlamı da bu hürriyetten gelir. Yaşaması ancak bu hürriyetle bir anlam kazanır. Hürriyet verimli ve uyarıcı bir sözcüktür. Bir şeye karşı koyuyorsak onun verdiği coşkuyla koyuyoruz. Öyleyse kağıtları açalım artık: Hayat <umutsuzluğun> öbür yanında başlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan özgürlüğü, yaşamın itkisi ile ona vereceğimiz karşılık arasında duraklayabilme ve bu duraklamada, ağırlığımızı vermeyi arzu ettiğimiz yönü seçebilme yelimizi içerir. Özgürlüğe dayanan, kendimizi yaratabilme yetisi, bilinçten veya bireyin kendi-farkındalığından ayrılamaz.
İnsan az sayıdaki aynı kişilerle o kadar çok şey yaşayabilir ki, artık ne kendini, ne de onları tanır ve kendinin kendi, onların da onlar olduğunu ancak şöyle böyle anımsar.
Öğrenmenin, sanki insan bu dünyadaki ilk insanmış ve gelecekteki tüm insanların bilgilerini onlar için biriktirmek zorundaymışçasına, anlamsız bir öğrenme tutkusunun üstesinden gelmekten daha zor bir şey yoktur. İnsan aslında ilk değil fakat son insan olduğu düşüncesine alışmayı bir türlü başaramaz.