Yaz nezlesi Yaz gelmesiyle bir de sonuç itibariyle yazmaya başlamak gibi bir sorunum vardı. Kalışlarımın sınıfta kalmakla bir ilgisi olması için bahsi geçen mevzuyu ortaokulda matematikten karnemde iki almak sandığım yıllardan 25 yıl sonrasında 5 günü 24 leri birbirine ekleyerek 116 bulmakla ne kadar çok eklemişim diye düşünmek arasında olmaya benzetişlerim işte onlar asıl karnemi babamdan saklamama sebep olmalıydı. Laletayin düzenle küçük gri kupaya yerleştirdiğim minişli fosforluları postit kutusunun üstünden kim alabilirdi düşüncesiyle boğuşurken hayat bana gülmez edalarıyla son kez adres yanlış yazılan bir faturayı arkadaşıma uzattım ki görsün gerçekte olmayanlar neyle ilgiliydi. Yaptırdıkları yaptıramadığı mutfak tadilatlarına eş değer göstermeyen zatı alilerinin nadide olduğu sanrılarıyla yaşlanan kalıplaşmış merhametli haşlanmış yumurta paketleri saklayıcıları ayakkabı bağlayıcıları ve kuaförlerimizin işlere el atmasın diye umutlandığımız yıllar geride kalmıyordu bir türlü zira her bir umut kırılmaktan eski haline dönemiyordu. Halden anlayan kesim dondurma kestirerek bizle yarışıyorken garipsediğimiz dehlizlerde eflatun saçan duvar ışıklarıyla kapıyı arıyorduk. Sonuçta kapıdan girecek olma korkusu bile rüyadan ter içinde uyanmamıza yetiyordu. Bir süre terli olduğumuzu fark edemiyorduk çünkü evde sular kesik olabilirdi. Derken çok kalbi geniş bir zamanların derman ablası ile karşılaşıyorduk. Mezar taşı üretiminde görevli mermer ustalarının pek uzağında olmayan yakın bir cenahında nefes veren tuhaf bir yaratık bize doğru yaklaşıyordu fakat bu bir uzay aracı olamazdı zira biz uçmuyorduk Sesleri takipte kalıp dar geçitli çopstiklerimizi çöpe atmalı mıydık diye düşünebilmek için videolar izliyorduk. Evde üstüste giydiğimiz hırkalarımız yeni yaz modasına uyum
İnsanlar hep mi sevdikleri tarafından kırılır? En çok üzen en değer verdikleri mi olur ? Hayat neden bu kadar acımasız ? En yakınım dediğin kişi de seni anlamıyorsa elalemden ne bekleyebilirsin ki boş bir anlayış mı ? Bir an önce kendimizi toparlamalıyız ve buna derhal bir çözüm bulmalıyız.😒
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
Hem erkek hem kız çocuklarınıza anlatın.
Intibah İntibah adlı kitabın baş kahramanı Ali Rıza 22 yaşında bir delikanlıdır. Arkadaşlarıyla Çamlıcada gezerken bir arabadan bir el işareti yapıldığını görür, hareketin anlamını anlayamaz. Daha sonra bir arkadaşına sorduğunda “Etraf tenhalasmadıkça haberleşmek mümmkün değildir” demek olduğunu ögrenir. Kitap şöyle devam ediyor : "Bu bilgi üzerine işaret sahibesinin masumluğuna olan inancı bir kat daha kuvvet bulmaya başladı. (O kadar tecrübesiz bir çocuk, namuslu bir kadının böyle işaretlerden haberdar olamayacağını nereden bilsin?)" Yani garibim etrafta insanlar var utanır, çekinirim olarak algılıyor işareti ötesini hiç düşünmüyor. Ali Rıza kapalı kutularda büyümüş, hayat ve karşı cinsle ilişkiler hakkında çok da kafa yormamış bir çocuk. Kimse de onu uyarmamış, aman dikkat dememiş. Siz öyle yapmayın, uyarın, anlatın. İnsanların ne kadar menfaatçi olduğunu anlatın. Görünenin dışında bir de görünmeyeni vardır her insanın. Her aşkın masumca olmadığını, sen öyle bakıyorsun diye karşındakinin de sana aynı cihetle bakmayacağını öğretin. Her ilginin sevgi olmadığını, seviyor "gibi" de yapılabileceğini ve insanın sevgisinin ebedi olmayabileceğini yazsınlar kafalarına. Ask gibi görünen binbir türlü şey olduğunu; sapıklığın, saplantının ve ahlaksızlığın aşk kisvesi altında sunulabileceğini anlasınlar. Her sevginin sağlıklı olmadığını "ama çok seviyorum; sevdiğimden yaptım" gibi cümlelerin bahane olamayacağını fark etsinler. Psikolojik şiddeti anlatın onlara.. " Beni bırakırsan ölürüm. " gibi cümlelerin ağırlığını anlatın. Bazı insanların gram sevgi duymadan tensel bir şey aradığını, bunu alınca da arkasına bile bakmayacağını anlatın. Bazen insanların size değer verdiği için yaklaşmadığını, aslında sizin kim olduğunuzu zerre umursamadıklarını anlatın. Aldatmayı normalleştiren
Hayata Dair
Biz şeyleri kendi çıkarımız doğrultusunda değerlendiriyorsak o şeylere değer atfetmiş oluyoruz ki bu o şeylerin gerçek değeri değil. Bir de şeyleri toplumsal, ahlaksal ya da dinsel olarak değerlendiriyoruz buna da değer biçmek deniyor. Bu da şeylerin gerçek değeri değil. İoanna Kuçuradi
Düşünce
“umarım bir gün birisi içimi bütünüyle görür. ben "iyiyim" dediğimde, gözlerimdeki yaşları fark eder. umarım biraz mesafe istediğimde, beni güldürüp sıkıca sarılır ve yine "o şeyi" yapmaya başladığımı yüzüme vurur; hani şu kendimi geri çekip uzaklaştığım anlar... umarım kusurlarımın ardındaki hikayeleri ya da ihtiyacım olan sevgiyi neden ısrarla bu şekilde aradığımı sürekli açıklamak zorunda kalmam. umarım ben azını istediğimde, biri bana fazlasını verir. çünkü ben, değer verdiğim biri için elimden gelenin fazlasını yaparım. tonlarca hissi kâğıda dökebilirim ama asıl konuşan beden dilidir. bu yüzden, umarım kelimelerin ardına saklandığımda biri beni gerçekten duyar. umarım o kişi tüm gerçeklerimi görür ve yine de buna değeceğime inanır.”