Başkalarının filtreleriyle görüyoruz dünyayı, onların sesleriyle konuşuyoruz. Ve buna "Kendini ifade etmek" diyoruz. Başkalarının alkışları için yaşıyoruz. Ve buna "sosyalleşme" diyoruz. Başkalarının gözlerinin içine bakarak değer bulan bir hayat yaşıyoruz. Ve buna "kendini gerçekleştirmek" diyoruz. Dediğimiz ile de kalıyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Madem daha yüreklice sevdirmeyi başaramıyorum kendimi, o halde o benim kendimi daha bir ilgiyle sevmemi sağlamalı. Çünkü gerçek sevgiler vazgeçmeyi, fedakârlık yapmayı, yaşamı hatırlamayı gerektirir koşullar bizi tersini yapmaya zorlasa ve bunun için büyük çaba gerekse de. Hayatta kural, iyi insanların istediği değil gerektiği kadar yaşaması olduğuna göre, canımızı dişimize takıp gitmesini engellemeliyiz. Karısına ya da dostuna hayatını uzatmak isteyecek kadar değer vermeyip öleyim artık diye tutturan biri pek güçsüz, pek kırılgan biridir; ruhumuz buna direnmeyi bilmeli, çünkü bizimle olanların istediği budur. Kendimizi dostlarımız için feda etmeli, ölmek istediğimiz halde onlar öyle istediği için kaderi değiştirmeli, ölmekten vazgeçmeliyiz bazen.
Her şey gibi şiir de eskir.
Has şiir, eskiyince bir şeyler yitirir elbet; buna karşılık kazandığı bir şeyler de vardır.
Daha çok kendisi olur. Sarsılmazlık, öykünülmezlik kazanır.
Değerine bir antik değer katsayısı da eklenir. Bunlar onlardandır.
Üstelik bu şiirlerde öyle bir tazelik vardır ki kolay kolay solmayacağı kanısındayım.
Her biri bir öykü içeren, hüzünle ironinin yer değiştire değiştire, en yalın durumlarda bile lirizmi yoklamadan edemediği parçalar.