Nasıl anlatayım ki ! Her sayfada bir an için aklımızdan geçmiş fakat bunları bir köşeye yazıp paylaşmaya değer bulamayacak kadar benimsediğimiz eksiklikler var bu kitapta. Özümsemişiz ötekileşmeyi ve hiç yadırgamamışız da… Hep adımıza cevaplar verilmiş dinlemişiz, karakterimiz şekillenirken “O bunu beceremezler” ele geçirmiş hayatımızı. Tam kendime güveneceğim dediğimiz anda bir bakışın içindeki gözbebeğinin büyüklüğüne göre sınırlarımızı çizmişiz. Sonrası patolojik ve travmatik çocukluk, gençlik süreçleri… Adım atamama hayatın sularına ve ıslanamayışından değil de korku sularını tecrübe etmekten gidemeyişimiz uzaklara. Şimdi diyorum bazen iyi ki cesur bazı kadınlar, iyi ki aşırı öz kontrol geliştiriyor ve iyi ki bu tecrübeleri hikayeleştirip yayıyor. Bana göre sadece okununca anlaşılabilecek umarım gözlerle değil yüreklerle okunur.
Sorumluluk sahibi vatandaşlar sabahları aynı saatte kalkar aynı kutuların içine girmek için aynı tüplere binerlerdi. Vergilerini ödemekten, zamları kabul etmekten, haklarını çiğneyenleri izlemekten ve özgürlüklerini hayal etmekten başka hobileri olmazdı. Hobisiz nesillerin sıkıntıdan delirmiş evlatları hobileri icat ettiler. Hayattan tat almak isteyen isyancı çocukların sanat dallarına, kültürlere, mutfaklara göçebeliğe, spora duydukları merak, vatandaş olarak yetiştirilmiş ebeveynleri kaygılanırdı. Kaygılı ebeveynler zanax, prozac gibi ilaçları keşfettiler. Tırnaklarını yediler, ayrı yataklarda uyudular. Sardunya ve patonyalarla konuştular.
Bazı insanları hatırladıkları lanetlemiştir.
Bazılarını ise hatırlamadıkları.
Gelecekte bir zamanı şöyle düşünün, 'intihar dükkanları' var ve günlük işlerini yönetmeye mükemmel şekilde uygunlar. Oldukça suratsız ve işlevsiz bir ailenin yönettiği küçük bir işletmenin hikayesi… Bütün aile, zamanın klişesini üzgün ve perişan olarak yaşıyor. Tam manasıyla mesleğini giymiş bir aile. Sepukko gereçlerinden, baldıran otuna kadar her şey stokta ve danışma ücretsiz. Bu işletmenin başarısı sürekli müşterileri olmaması ayrıca bireysel müşterilere hızlı bitişi tavsiye etmeyi ustaca satmaları. Fakat en küçük çocukları doğal olarak neşeliyken bu işi sürdürmek ne mümkün?! Anlayacağınız işletmedeki aile üyelerinin başları, mutsuz, yorgun ve yılgın olması gereken küçük oğullarının hayatından mutlu, memnun ve olumlu olması dolayısıyla dertte.
Yozlaşan bir dünya hakkında basit bir olay örgüsü olmasına rağmen komedi ve morbiditenin bir araya geldiğinde tebessümü kaçınılmaz kılacak bir örnek. Ürkütücü gerçeklerle, kara ve alaycı mizah…
Yazar, bu özel yazım tarzıyla, bence toplumumuzun gizlediği boşunalığı ortaya çıkarmayı başarmış.
Aile ilişkilerini konu alan bir kara komedi aynı zamanda hayata bardağın dolu tarafından bakan ailenin minik çocuğunun gözünden hayatın iyimser yanını da anlatıyor.
Biraz sıra dışı bir şeyler okumak ve en karamsar hicivlerin tadını çıkarmak istiyorsanız doğru tercih.
İsmail Yerguz çevirisiyle
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma