Fulya Yılmaz

Fulya Yılmaz
@bunchofbook
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2020 66. kitabı
Orta Çağ Avrupa’sında engizisyon döneminde yüzlerce kadın cadı olduğu gerekçesiyle yakılıp, işkence görmüş. Birçok erkek de onlara destek verdikleri bahanesiyle benzer muamelelere maruz kalmış. Ne acı… Aslında eskiden cadılar bilge kadınlarmış. Tee..e İlk Çağ’da erkekler avcılık yaparken kadınlar toplayıcılık yapıyor, ormanı ve hayatı daha iyi anlıyorlarmış. Bu da onları Otacı (şifacı cadı) yapmış. Şifacılarmış ve insanlara deva olurlarmış. Ama sonra imajları kötüye dönüştürülmüş. Çünkü bazı erkekler bunun böyle olmasını istememiş. Özellikle de Sanayi Devrimi’yle birlikte kurulan ilaç şirketlerinin başındakiler. . Modern cadılığa ise Wicca deniyor. Doğayı merkeze alır ve kimseye zarar vermeden dilediğini yapmak en büyük felsefeleridir. Tanrı ve tanrıçaya inanırlar, pagan bayramlarını kutlarlar ve birtakım ritüelleri vardır. Ayinlerinde mum, tütsü, kupa gibi materyaller kullanırlar. Portobella Cadısı, Athena da böyle aktarılıyor. Ruhunun tabularını yıkıp, birçok dünyevi şeyi arkaplanda bırakıp içinde coşan denizlerin dışarı taşmasına izin verdi. Kendince bir metafor geliştirdi ve dans ederek içindeki gizemli kadını harekete geçirdi. Hangimizin içinde yok ki bu arayış. Gilbert’in şu deyişini hatırlayarak ‘Hiç kimse açıklanamayan daha fazlası olduğunu hissetmedikçe hiç kimse en basit şeyi bilmiyor’ -kendisi hakkında-yı diye eklemek isterim. Herkesin açıklığa maruz kaldığı bir dünyada, yapabileceğimiz en havalı şey gizemimizi korumak ve bunu olabildiğince kendi kendimize anlamaya çalışmaktır bence de. . Athena’nın kendi varlığını sorgulama yolculuğunda hep daha fazlasını öğrenme çabasını yakın çevresinin ağzından okuyoruz. Birçoğu şahit oldukları ritüellerini anlatırken kimi de bu kadının, annenin, evladın, komşunun deyimi yerindeyse dünyayı sessize alıp kendi kutsal
Portobello CadısıPaulo Coelho · Can Yayınları · 20085,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2020 84. kitabı
‘Ben kaybolmanın erdemlerine inanan birisiyim. Göz önünden çekilmenin, sessizliğe bürünmenin, dünyayı biraz da bir kovuğa yerleşip oradan seyreylemenin insanı geliştirdiğine inanıyorum.’ . Okuduğumuz bazı kitapların hayatımızdaki anlamları izah ettiğini farkediyorum. Mesela… Bazen kelimeleri bir araya getiremediğimiz yaşantılarımız oluyor. Aslında hepimizin içinde kendimize özgü şairler,yazarlar ve hayatımızda da birbirimizden bağımsız birer şiir evrenimiz olduğunu düşünürüm. Sadece bunları açık etmek yerine hissettirdiklerini hazmetmeyi yeğleriz kimimiz, kimimizse anlatır birçok duyguya tercüman olur. Sonra bir kitap okur ruhumuzu doyururuz. Çünkü “Samimiyet ruhun özgürlüğüdür” diyor Kemal Sayar, o kadar haklı ki. Ben de anlattığı tüm satırları dinledim tam manasıyla, çoğundan kendi payıma düşeni aldım ve onun da dediği gibi ‘Dilimin döndüğü kadar sustum’ özellikle “Özgür ruhunun samimiyeti” hususunda. . Kemal Sayar’ın 6 bölümden oluşan, bence, “beni okumayın, anlattığım bu okyanuslar kadar derin anlamlar taşıyan satırlarımı dinleyin” dediği kitabı… Hiç adetim olmamasına rağmen çizdiğim satırları var. Belki dilim dönmedi onun gibi anlatmaya kendimi ama öyle güzel hissettim ki. Beni zaman denen balonda seyahat ettirdi tüm olgunluğumla. #kemalsayar #birazyağmurkimseyiincitmez #timaşyayınları
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmezM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20222,508 okunma
Yaptığımız şey şu; onları izliyoruz. Erkekleri... Onları inceliyoruz, besliyoruz, memnun ediyoruz. Onlara kendilerini güçlü hissettiriyoruz. Ya da zayıf. Onları artık o kadar iyi tanıyoruz. En büyük kabuslarını biliyoruz. Birazcık çalışmayla olacağımız şey o. Kabusları olacağız. Birgün hazır olduğumuzda, yakanızda olacağız. Bekleyin.
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Damızlık Kızın Öyküsü-Margaret Atwood (384 S.) Margaret Atwood’nın muhteşem bir şekilde kurguladığı feminist distopyası. Kendisi eseri için “üstopya” demiş hak vermemem mümkün değil. Okumaya başladığımda hissettiğim şeyler aşırı sarsıcı… Sanırım duygusal anlamda okuduğum en zor distopyalardan biriydi. Hatta kafamı dağıtmak için yanında başka bir kitap daha okumam gerekti. Günümüze yakın bir tarihte ABD'de dini kökenli bir örgütün silahlı darbe yaparak yönetimi ele geçirmesi ile başlıyor hikaye. Hikaye dediğime bakmayın altı dolu dolu bir eser bence. Ülke ismini Gilead olarak değiştirir ve kadınlar her konuda geri planda tutulur. Ülkede yayılan kısırlık nedeni ile halen doğurgan olan kadınlar yazarın deyimiyle damızlık kategorisinde eğitilir. Damızlıklar, Komutan olarak adlandırılan, eşinden çocuğu olmamış, üst düzey yöneticiler kadrosuna çocuk verebilmeleri için verilir. Ve bir dizi yürek burkan hadiseler silsilesi başlıyor. Galiba biraz ruhum burkuldu kadın olmak zor şey, her toplumda… Anlattığı kurgu günümüzle de çok benzer şeyler taşıyor maalesef. Hepsi o kadar gerçek ki bir yerinde kurgu diye adlandırdığımız şey bir yerlerde birçok kadının kaderi günümüzde bile.
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma

Fulya Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·384 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Margaret Atwood
7.7/10 · 14,7bin okunma