Hiç tanımadığı bir insana gidip de kendini öldürmek istediğini itiraf etmek istemiyor Connell. Dün gece yerdeyken susuzluktan ölene kadar tamamen hareketsiz bir şekilde yatmanın hayalini kurmuştu. Ne kadar sürerse sürsün; belki günler alacaktı ama hiçbir şey yapmayacağı, pek bir şeye kafa yormayacağı için rahat geçecekti o günler. Kim bulacaktı cesedini? Ona ne. Haftalar boyu tekrar tekrar kurularak tertemiz hale gelen hayal, ölüm anında sona eriyor: Sakin ve sessiz gözkapağı her şeyi son bir kez örtüyor.
Dün gece yerden bir buçuk saat kalkamadı, tuvaletinden yatağına dönemeyecek kadar yorgundu çünkü. Tuvaleti orada, arkasındaydı, yatağıysa orada, önündeydi, ikisi de görüş alanındaydı ama ne ileri ne geri gitmek mümkündü; yalnızca aşağı, yere gidebiliyordu, sonunda halıya hareketsiz bir şekilde uzandı. Ee, yerdeyim işte, diye düşündü. Yatakta ya da bambaşka bir yerde değil de burada olunca daha mı kötüymüş hayat? Yoo, hayat her şeyiyle aynı. İnsan kafasının içinde hayatı oradan oraya götürüyor. Burada uzanmışım, halının iğrenç tozunu ciğerlerime solumuşum, bedenimin ağırlığının altında sağ kolumun yavaş yavaş uyuştuğunu hissetmişim, ne fark eder? Herhangi bir deneyimden esasında hiçbir farkı yok.