Puan vermedi·144 syf.··
2026 70. kitabı
Reşad Ekrem'in Tezkiretül Bünyan'dan faydalanarak Mimar Sinan üzerine yazdığı iki tefrikayı bir araya getiren kitap, Mimar Sinan'ın hayatı ve eserleri üzerine bir yolculuğa çıkarıyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın, Mimar Sinan’a yaptırdığı ilk eser, sevgili eşi Hürrem Sultan adına Avratpazarı’nda inşa edilen, kubbeli küçük bir camiydi. Sinan, bu yapıyı yalnızca bir ibadet mekanı olarak bırakmayıp çevresine bir imaret, bir mektep ve bir darüşşifa ekledi. Ayrıca caminin avlusuna da bir şadırvan inşa ederek külliyeyi tamamladı. Şehzade Camii, Süleymaniye Camii, Selimiye Camii ve daha niceleri… Tarihsel bir sürecin içerisinde olmak, okuyucunun zihninde farklı bir dekor yarattığı için eminim satır aralarında gezinirken o dönemlerde olduğunuzu düşüneceksiniz. Hem bir sanatçının ruhundaki eserlerin gerçek yaşamda vücut bulması hem de her birinin ortaya çıkma nedenlerini okurken etkilenmemek mümkün değil.
Mimar Sinan: Hayatı ve EserleriReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 202620 okunma
10/10
·816 syf.··
Beğendi
·
2025 575. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:40
"EVLİYA ÇELEBİ SEYAHATNÂMESİ" Her kitap bir kapıdır derler. Bazı kitaplar vardır ki, açtığımızda bizi başka bir dünyaya götürmez; zamanda yolculuk yapmamızı da sağlar. Evliya Çelebi'nin seyahat etmesine sebep olan olay, gördüğü bir rüyadır. Kendi ifadesiyle, Mekke ve Medine gibi kutsal yerleri görme arzusuyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında kendisini Ahi Çelebi Camii'nde bulur. Rüyasında Hz. Muhammed'in elini öperken "Şefaat ya Resulallah" diyeceği yerde "Seyahat ya Resulallah" der. Hz. Peygamber de tebessüm ederek dualarla seyahatini kolaylaştırır. 1630 yılında gördüğü bu rüyayla yola koyulan Evliya Çelebi, hayatının kırk yılı aşkın bölümünü yollarda geçirir. 7 iklim, 18 padişahlık yeri, 256 büyük şehir ve 7062 kale… Bu rakamlar bile başlı başına bir destanın habercisidir aslında. Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan İran’a, Mısır’dan Viyana’ya kadar uzanan dev bir coğrafyayı adım adım dolaşır. Gördüklerini, duyduklarını, şahitlik ettiklerini ise eşsiz bir üslupla kayda geçirir. Seyahatnâme, yalnızca bir gezi kitabı değildir. 17. yüzyılın kültür atlasıdır aynı zamanda. Asya’dan Avrupa’ya, Afrika’nın derinliklerinden Nil boylarına, Kafkasya’dan İran’a, Anadolu’dan büyük Avrupa şehirlerine uzanan bu devasa coğrafya, Evliya Çelebi’nin kaleminde adeta bir tablo gibi canlanır. Han odaları, görkemli saraylar, ıssız kaleler ve kalabalık çarşılar… Her biri, onun eşsiz gözlem gücüyle ölümsüzleşir. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca Osmanlı coğrafyasını adım adım arşınlayan bu büyük gezgin, sadece gördüklerini değil, şahitlik ettiği olayları, dinlediği hikâyeleri, karşılaştığı insanları da satırlarına taşımış. Ortaya çıkan ise ciltler dolusu bir dünya klasiği olmuştur. Tarih kitaplarını karıştırırken çoğu zaman kendimizi olayların soğuk bir dökümü içinde buluruz.
Edebiyat
Evliya Çelebi SeyahatnâmesiEvliya Çelebi · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202528 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·55 syf.··
2025 7. kitabı
Geriye Dans Edenler Kaldı – Ebru Güneyan (Sole Yayınları, Ekim 2025) Ebru Güneyan’ın "Geriye Dans Edenler Kaldı" adlı kitabı, küçürek öykü türüne şiirsel bir derinlik kazandırıyor. Dili imgelerle kurulu; her öykü, kısa ama etkili bir çağrışım alanı yaratıyor. Güneyan, anlatıyı düz çizgide ilerletmek yerine, duygu ve sezgiyi ön plana çıkaran şiirsel bir biçimi tercih ediyor. Kitaptaki metinlerde düşle gerçek, kırılganlıkla direnç iç içe geçiyor. Sekizinci Günah’ta kırmızı bir yağmurun altında çoğalan gölgeler; Kod Adı Baba’da yıkıntılar arasında kendine bakan bir yüz; Sosyal Kelebek’te renklere dönüşen benlik; Derin Kuyu’da içe çekilen bir hafıza; Elif’te hatıranın sıcak sızısı... Her biri insanın iç dünyasına, belleğe ve varoluşun sarsıntılarına kısa ama yoğun dokunuşlarla yaklaşıyor. Geriye Dans Edenler Kaldı, biçimsel cesareti ve şiirsel diliyle küçürek öykünün sınırlarını genişletiyor. Ebru Güneyan, her satırda kelimenin ağırlığını duyuran bir anlatı kurmuş. Bu kitap, kısa biçimin içinde derin anlamlar arayan okurlar için güçlü bir keşif. Muraz Arslan
1000Kitap
Geriye Dans Edenler KaldıEbru Güneyan · Sole Kitap · 20252 okunma
Aşk İşaretleri
10/10
·120 syf.··
2025 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 00:00
Aşk İşaretleri, Latife Tekin’in daha içsel, daha bireysel bir anlatıya yöneldiği eserlerinden biridir. Bu romanda, aşkın hem tutkulu hem de tahrip edici yönleri işlenir. Geleneksel aşk anlatılarından farklı olarak, burada aşk bir "arayış", "belirsizlik" ve hatta "kaotik bir iç yolculuk" olarak karşımıza çıkar. Başkahraman Asya, geçmişin gölgeleriyle, ailesiyle ve aşkla hesaplaşırken bir yandan da kendi iç sesini aramaktadır. Anlatı, zaman zaman düşsel bir atmosfere bürünür, karakterlerin iç dünyaları ve dış dünyadaki yabancılaşma teması öne çıkar. Romanda gerçeklik ile hayal arasında gidip gelen, zaman zaman şiirsel bir dile bürünen metin yapısı vardır. Aşkın, bazen bir çıkmaz sokak gibi, bazen bir delilik hali gibi sunulması, Tekin’in tarzına uygun biçimde alışılmış kalıpları sarsar. Latife Tekin, 1957 yılında Kayseri'nin Bünyan ilçesinde doğmuş önemli bir Türk yazarıdır. Edebiyat dünyasında 1983'te yayımlanan ilk romanı "Sevgili Arsız Ölüm" ile dikkat çekmiştir. Bu eser, büyülü gerçekçilikle Anadolu köy yaşamını iç içe geçirerek Türkiye edebiyatında özgün bir yer edinmiştir. İyi okumalar dilerim
Edebiyat
Aşk İşaretleriLatife Tekin · Can Yayınları · 2019453 okunma
İnsanlığın Her Yanı Bataklık
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 58. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 00:03
2025 senesinin 58, Nisan Ayının 14.üncü kitabını 10 üzerinden 10 puan vererek bitiriyorum. Hadi gelin bu kitabı güzelce inceleyelim; Onun öykülerinde, “hayat kadınları”, otopsi odalarında gününü geçirenler, zenginlik içerisinde yaşarken tüm servetini kaybedip, bir lokma ekmeğe muhtaç hâle gelmiş düşmüş insanlar, katiller, eserleri sanat çevrelerinde değer görmemiş sanatçılar, çingeneler, hayatını kedilere adamış kadınlar, köyden gelip kurnazlığıyla esnaflığın hakkını vermeye çalışırken, her şeyini kaybetmiş insanlar, yaşamın sefaletini çekmiş tipler yer buluyor. Şahabettin Süleyman , Salahaddin Enis üzerine yazdığı bir tanıtımda şöyle bahsediyor bu durumdan; “Hakîkıyyun mesleğine “realizme” ve bilhassa Zola’ya olan fart-ı muhabbeti (aşırı sevgi ve muhabbeti) hasebiyle eserlerinde bugünkü ahlâkın henüz kabul edemeyeceği mesâil üzerinde dolaşır. Tedkik mûşâhade ettikten sonra derin samimi ve kaabil olduğu kadar gayr-i şahsi nakleder; bu sebeple siz ona bazan dilencilerin teneke kaplı evleri karşısında, tıbbiyenin naaş kokan koridorlarında ve teşrihhanesinde, bazan da cami kapılarında, tabaakat-ı âdiyenin yaşamış oldukları mahallelerde rasgelirsiniz. Şahabettin Süleyman ’ın bahsettiği gibi yazarın Bataklık Çiçeği adlı kitabındaki öykülerde de genel ahlaki kodlar açısından düşünüldüğünde, bugün bile belli çevreleri rahatsız edebilecek meseleler, gerçekçi bir tasvirle ele alınıyor. Enes, her ne kadar sert bir dil ile mekân olarak seçtiği yerin, karanlık sokaklarından, arka mahallelerinden ve burada yaşayan insanlarından bahsetse de öfkeli dilini bireyin kendi varlığına odaklıyor. Yani yazar, sınıfsal eşitsizlikler, toplumun bakış açısı, ahlaksal yargılar gibi meseleleri çok gündem etmeyerek daha çok karakterleri özelinde, bireysel ahlâkî çöküntü ekseninde konuları ele alıyor denilebilir. Ancak elbette
Bataklık ÇiçeğiSalahaddin Enis · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022744 okunma
Sinan - Mümkünler Köprüsü üzerine
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
SİNAN - MÜMKÜNLER KÖPRÜSÜ “Deha imkânsızı mümkün kılabilmektir” İKİ PERDE TARİHİ OYUN * Bu oyun, Devlet Tiyatroları Edebî Kurul’unun 16.03.2013 gün, 1572 sayılı toplantısında görüşülerek Genel repertuvar havuzuna alınmıştır. * Tiyatro oyunu okumak zordur. Devam eden karşılıklı diyaloglar, aralarda hareketleri, fondaki müziği, çevreyi betimlemeler, ışıkların kararması – açılması gibi detaylar olağan bir okuma deneyimini biraz farklılaştırmakta. Yazarın düşlediği ortam, her okuyucunun zihninde farklı canlanırken, sahnede tamamını yönetmenin gözünden izleriz. Kendisi de emekli bir yüksek mimar olan yazar bu oyunu yazarken, sahnede oyun sırasında bir köprü inşa edebilecek şekilde o günlerin teknolojisini tasarlayıp, olabilirliğini mimari çizim programları ve mühendislik hesaplarıyla kanıtladıktan sonra oyunu “mümkün” kılmıştır. (Ancak ne yazıktır ki henüz sahneleyebilecek bir yönetmen bulunamamıştır.) * Yazar kitabının önsözünde “Tarihi Oyunlar Üzerine” bize şunları aktarıyor: Yıl: 1956 sonu... Yer: Konak Sahnesi Salonu... İzmir Atatürk Lisesi 1. sınıfında yatılı öğrenciyim. Her hafta sonu gittiğim sinemanın yerine, o hafta İstanbul’dan kentimize konferans vermeye gelen Nurullah Ataç’ı izlemeye gitmiştim. Konu çok ilginç: “Öz Türkçe!” Anımı unutulmaz kılan; söyleşi esnasında, salonda dinleyiciler arasından bir kişinin; kalkıp, Ataç’a: “Öz Türkçe diyerek; pek çok uydurma kelimeyi, zorla dilimize sokuyorsunuz!” diye karşı çıkmasıydı. Ataç’ın bu söze kızıp, sert bir yanıt vermesini bekliyorum... Hayret, o gülümsüyor. Cevabı hatırımda! “Evet, ama sandığınız gibi öyle İşkembe-i Kübradan değil, bir takım elbiseye bir kravat uydurur gibi!” Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Uyum” için: Bir bütünün parçaları arasındaki uygunluk, ahenk deniyor. “Uydurma” sözcüğü için ise: 1) Uymasını
Edebiyat
Mümkünler KöprüsüCem Günen · Platanus Publishing · 20231 okunma