Ah Kenan! Sen buldukça bunayan bir nankörsün. Dünyaya sade șikâyet etmek için geldin... Böyle ölüp gideceksin... Şikâyetle geçen bu hayattan dünyaya belki birkaç nağme yadigâr kalacak... O kadar...
Sayfa 303 - İnkılap Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
Fatih'in, bazı tarihçilerin "Cihanın Ruhu" diye adlandırdıkları "Kostantiniyye"nin fethini başardıktan sonra onu yeniden inşa etmek için kollarını sıvarken (zira kendisi, yaptığı iş için bir vakfiyesinde bünyâd (bina etme) terimini kullanır), bu şehirde yeni bir kültür ve medeniyet mayalanması için gerekli şartları hazırlamak, daha doğrusu, İslam'ın yeryüzündeki hedefi olan "insanlık bahçeleri"ne bir yenisini eklemek için üzerine düşeni hatta fazlasıyla yaptığını görüyoruz. İstanbul onun ellerinde adeta gömlek değiştirerek yeniden doğmuş, daha doğrusu, İstanbul'a kendisini yeniden doğurması için bir tür ebelik yapmış ve kurucusu Büyük Konstantin ve İmparator Jüstinyen dönemlerindeki parlak günlerine bir daha kavuşmasının yollarını ustaca döşemiştir.
Sayfa 180·Kitabı okudu
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İstanbul'un yeniden inşasında esas rolü, bütün Osmanlı şehirlerinin kuruluşunda ve gelişmesinde olduğu gibi, vakıf müessesesi oynamıştır. Bugün devlete ait birçok kamu hizmetlerini, yani halka açık binalar, ibadet, ticâret yerleri, seyyahları barındıracak imâretler, çeşme ve hamamlar, köprüler, mektep ve hastaneler inşası ve idamesi işini, vakıf müessesesi yerine getirmekte idi. Osmanlı Devleti'nin kamu hizmetleri fikrinden uzak olduğu, yalnız tebaayı istismar fikrine bağlandığı iddiası tamamıyla yanlıştır. Reâyanın refahı bir din vazifesi olarak benimsenmiştir. Fâtih'in kendi vakfiyesinde şunlar yazılıdır: Hüner bir şehr bünyâd etmektir; Reâyâ kalbin âbâd etmektir. Osmanlı Devleti, vakıf müessesesini bu doğrultuda en ziyade geliştirmiş bir İslâm devleti sayılabilir. Devlet bütçesinden 1528'de vakıf ve mülklere ayrılan para genel gelirin yüzde 16'sını alıyordu.
Sayfa 125 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
"Hüner bir şehri bünyâd eylemektir Reâyâ kalbin âbâd eylemektir."
Sayfa 40·Kitabı okudu
Yunus Emre
Ol kaadir-i Kün-feyekûn lûtfedici Rahman benim Kesmeden rızkını veren cümlelere sultan benim Nutfeden âdem yaratan yumurtadan kuş üreten Kudret dilini söyleyen zikreyleyen Sübhan benim Kimini zâhid eyleyen kimini fâsık eyleyen Ayıplarını örtücü ol delîl ü burhan benim Bir kuluna atlar verip avret ü mâl çiftler verip Hem birinin bir pulu yok ol Rahîm ü Rahman benim Benim ebed benim bakaa ol kaadir-i Hay mutlaka Hızır ola yarın sakka onu kılan güfran benim Dört türlü nesneden hâsıl bilin benim işte delil Od ile su toprak u yel bünyâd kılan yezdan benim Ete deri süngük çatan ten perdelerini tutan Kudret işim çoktur benim hem zâhir ü ayan benim Hem bâtınım hem zâhirim hem evvelim hem âhirim Hem ben oyum hem ol benim hem ol kerîm u han benim Yoktur arada terceman ondaki iş bana ayan Oldur bana veren lisan ol denize umman benim Bu yeri göğü yaratan bu arş ü kürsü durduran Bin bir adı vardır Yunus ol sâhibi-i Kur'ân benim
Sayfa 210 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
Yunus Emre
Kâ'be vü büt îman benim çerh uruban dönen benim Bulut olup havay' ağıp rahmet olup yağan benim Yaz yaratıp yer donatan gönlümüz evi hânedan Hoşnûdum ata anadan kulluk kadri bilen benim Yıldırım olup şakıyan şakıyıp nefsin dokuyan Yer ka'rasında berkiyen şol oğulu yılan benim Hamza'yı Kaf'tan aşıran elin ayağın şeşiren Gözsüzlerin gözündeki boz pusarık duman benim Et ü deri süngük çatan hükmeyleyip diri tutan Kudret beşiğinde yatan hikmet sütün emen benim Âşık olan gelsin beri göstereyim doğru yolu Makaamımdır gönül şarı ırılmayıp duran benim Yere göğe bünyâd uran ırılmadan kaaim duran Irmaklara göl çağıran adım Yunus umman benim
Sayfa 209 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu