"Türkler Bering Boğazı'ndan Amerika'ya geçmişler ve orada dağlara, nehirlere isim koymaya başlamışlardı. Gördükleri bir nehre, "Amma uzun" demişlerdi; nehir "Amazon" olmuştu.
Bir çağlayana bakıp, "Taşlan niye gara?" diye sormuşlardı, Niagara Şelalesi ortaya çıkmıştı."
Hz. İsa'yı dağa doğru koşarken görmüşler.
"Ya peygamber, neden kaçıyorsun? Aslandan mı, kaplan-dan mı, ejderhadan mı?" İsa, "Ben peygamberim, bunlardan korkmam!" demiş.
"Peki o zaman neden kaçıyorsun?" diye ısrar etmişler.
"Ahmaklardan kaçıyorum" demiş. "Aslandan, kaplandan korkmam ama ahmaktan korkanı n . Çünkü onların kalpleri karadır, hiçbir söz işlemez yüreklerine."
“Vergilerle kazancından vergi verirsin. Harcadığından vergi ödersin. Biriktirdiğinden vergi kesilir. Ölünce de kurtulmazsın vergiden.”
“Toplum devletin bunu yapmasına neden göz yumar?” “Zenginler izin vermez,” diye gülümseyerek sürdürdü açıklamasını. “Yoksullarla orta sınıftakilerse buna göz yumar. Babandan daha çok kazandığıma kalıbımı basarım, ama onun ödediği vergi benimkinden fazladır.”
"Binlerce yıldır zihnimize kazınmış bu kurallar, bir çocuğa bile bu fani dünyada sevinmeye, mutlu olmaya utanmıyor musun, diyor. Dedelerimiz, ninelerimiz ise bunu başka türlü anlatırlardı bize. ""Çok gülme sonra ağlarsın"" derlerdi. Kuşaktab kuşağa intikal eden bir anayasa sanki. Binlerce yıldır insanlık gülmeyi, sevinmeyi bir türlü yakıştıramadı kendine."