Burak

Burak
@burak5091
Bir tüberküloz hastası için ateşi yüksek olduğu sürece umut vardır fakat hastalığın son evrelerinde beden tabiri caizse "pes ettiğinde" ateş düşer ve çok geçmeden hasta ölür. Benzer şekilde, birey ve ulus olarak günümüzde karşılaştığımız güçlüklerin üstesinden gelme umudumuzun yittiğine işaret edecek tek şey, umursamazlığa teslim olarak endişemizle yapıcı bir şekilde yüzleşmeyi beceremeyişimiz olur.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Kişisel Gelişim
Reklam
Boşluk duygusu genellikle insanların, hayatlarına ya da içinde yaşadıkları dünyaya ilişkin etkili bir şey yapmaktan aciz olduklarını hissetmelerinden kaynaklanır. İçsel boşluk duygusu, yılların birikimiyle, kişinin hayatına yön verme, başka insanların ona olan davranışlarını değiştirme veya içinde bulunduğu dünyayı etkileme gücünün olmadığına dair inancının bir sonucudur. Böylelikle günümüzde pek çok insan gibi derin bir çaresizlik ve anlamsızlık hissine kapılır. İstekleriyle hisleri gerçek anlamda bir fark yaratamayacağı için çok geçmeden istemekten ve hissetmekten vazgeçer. Duyarsızlık ve hissizlik de endişeye karşı birer savunma yöntemidir. Kişi sürekli olarak üstesinden gelemeyeceği tehlikelerle yüzleştiğinde, nihai savunması, bu tehlikeleri hissetmekten kaçınmaktır.
Alıntı
Bir şeylerden bağımsızlaşarak özgürleşmeye çakışmakla özgür olmak birbirinden farklı olgulardır. İnsan doğaya olan bağımlılığından kurtulabilmek için diğer insanlarla bir araya gelerek teknolojiyi geliştirmiş, ancak bu kez de onun tutsağı olup olmadığı sorusu ortaya çıkmıştır.
Sayfa 22·Kitabı okuyor
Alıntı
Gelişmiş toplumlarda da teknolojik çağa karşı tepkiler olmuştur. Kendilerine amaç edinmiş oldukları "refah toplumu" düzeyine eriştiklerinde bireyler, sahip oldukları maddi bolluğa karşılık, boşluk, anlamsızlık ve yabancılaşma gibi daha önce hiç tanımamış oldukları duyguları yaşamaya başlamışlardır.
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Alıntı
Volkan: Hamilton'un geçmişine dair aklıyla bildikleri, tekrarlayan davranışlarını değiştirmesine yol açamamıştı. Duygusal bir içgörü olmadığında gerçek bir terapötik değişim mümkün olmaz. Hamilton'un kendisiyle ilgili bazı "kuramları" vardı. Bazı görüşleri temelde sağlamdı, ancak bu kuramlar duygularından yalıtılmış haldeydi; bu yüzden yalnızca bunlar üstüne ahkâm kesip duruyordu. Bu düşünsel çabasında ben de ona katılsaydım, aslında değişime karşı gösterdiği dirence katılmış olurdum. Belki birlikte çok akıllı olurduk ama bunun ona bir yardımı olmazdı.
Sayfa 39
Alıntı
Reklam