Burak Buğra Okur

Burak Buğra Okur

, bir kitap okudu
8/10
·256 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2019 30. kitabı
Şahin Efe Yılmaz
8/10 · 1 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Burak Buğra Okur

, bir kitap okudu
9/10
·95 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2019 29. kitabı
Arthur Conan Doyle
8.5/10 · 11,4bin okunma
Mesela, genç bir subayken Paris’e gidiyor, manevralara... Orada bir tayyareye binmek istiyor, beraber gittiği komutanlardan biri elini tutuyor, “Kemal” diyor “Bilmediğin aş karın ağrıtır, otur oturduğun yerde.” Atatürk’ün binmek istediği tayyare düşüyor ve içindekiler ölüyor. Mesela Atatürk bu olaydan sonra hayatı boyunca hiç tayyareye binmemiştir. Hava Kuvvetleri’ne bu kadar önem veren adam hiç tayyareye binmemiştir. Sonra, Büyük Taarruz başlayacak, “Halide Edip’i getirin” diyor. Batıl inanç. Halide olursa garanti kazanırız harbi düşüncesinde. Sakarya’dan beri aklına işlemiş böyle bir şeyi. Bu kadar zeki, bu kadar akılcı bir adamın da bâtıl inançları olduğunu keşfediveriyorsun; ona yakıştıramıyorsun. Ama var işte, o da insan.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Atatürk’ün, İnönü’ye, “Siz mecliste hep meşgulsünüz. Benim burada bir saatimi dolduracak işim yok” dediği rivayet edilir. Atatürk hep gitmek istemiştir, kelimenin gerçek manasında emekli olmak istemiştir. Hasta yatağında Afet İnan’a, duvarda asılı tabloyu göstererek, “Oraya gidelim Afet. Her şeyi bırakalım. Şöyle basit bir ev, ocaklı bir oda. Çekip gidelim ormanlara...” demiştir. Ama bunların hiçbirini yapamıyor. Dümeni bırakırsa işlerin kötüye gideceğini biliyor. Dümeni bırakmıyor ama hep bırakmış izlenimi veriyor. Sen Başbakansın, sen Meclis Başkanısın vs. Ama hep yukarıdan koordine ediyor.İnönü, şöyle diyor Atatürk’e, “Gazeteciler dedikodu yapıyorlar. Bu memleketi daha ne kadar on bir sarhoş idare edecek” diyorlar. Atatürk şöyle cevap veriyor: “Pardon?” diyor, “On bir sarhoş mu? Halt etmişler. Bu memleketi sadece bir sarhoş idare ediyor” diyor. Orada, arkadaşlarının arasında gerçeği söylüyor, “Hiçbiriniz, hiçbir işi layıkıyla yapamıyorsunuz.” Doğru da.
Sayfa 123·Kitabı okudu
Atatürk için dâhi diktatör dedik ya. Bunun bir ismi vardır: “Enlightened despot.” On dokuzuncu Yüzyıl’da dünyadaki aydın despotların başında Kral Mongkut gelir. Bugünkü Tayland’ı yaratan, bütün çevresi sömürge olurken Tayland’ın kurtulmasını temin eden insan. Ama Mongkut mutlakiyetle idare ediyor memleketini, mecbur. Bir sürü şey yapıyor, yaptırıyor ama bazı yerlerde gücü yetmiyor, korkuyor, kendi halkından korkuyor. Mongkut’un İngiliz doktorunun yazdığı çok güzel bir kitap vardır, onu okumak lazım. Mongkut’un oğlu Chulalongkorn (VI. Rama), akıllı babasının getirttiği İngiliz mürebbiyesi Bayan Anna Leonowens’dan çok şey öğrenmiştir, ama öğrendiği en önemli şey şuydu: Eğer bağımsız yaşamak istiyorsan uygarlığa ayak uyduracaksın. Eğer İngiliz’le başa çıkmak istiyorsan aynı kurumlar sende de olacak. Bu kurumları yapacak adam yoksa dışarıdan adam getireceksin. Bir dönem Tayland’ın adalet bakanı Belçikalıydı. Çünkü Tayland’da adam yok bakanlık yapacak. Chulalongkorn bu adamı getiriyor. Demiryollarının başında da İngilizler var. Fakat bunu yapmak suretiyle İngiliz’in Tayland’ı işgal etmesine de mani oluyorlar. Bugün Atatürk’ü tenkit edenlerin Tayland’ın tarihine göz atmasında fayda var, okusunlar, Tayland’ın nasıl ayakta kaldığını. Bir baba ve oğlunun, Mongkut ve Chulalongkorn sayesinde ayakta kaldı eski Siyam ve Tayland oldu. İkisi de diktatördü, başka şansları yoktu çünkü. Amerika’nın kuruluşuna bakalım. George Washington çok mu demokrattı?Ama o, ordunun başında dururken Jefferson, Benjamin Franklin, Quincy Adams’ın oluşturduğu küçük bir grupla didişmişlerdir Kongreyle. Atatürk’ün yaptığı gibi didişe didişe bazı kuralları çıkartmışlardır. Lincoln güya demokrat cumhurbaşkanı, koskoca bir senato var karşısında. Harbin ortasında köleliği kaldırıyor. Ne diyorlar Lincoln’e:
Sayfa 119·Kitabı okudu