"Beş, altısı birden gelen saniyelerim oluyor, içimi sonsuz bir huzurun doldurduğunu sezinliyorum. Yeryüzündeki hayatla ilgisi yok bunun; öteki dünyayla ilgili olduğunu söylemek istemiyorum, ama yeryüzü insanının kaldırabileceği, dayanabileceği bir şey de değil. Bedenen değişmek gerek ya da ölmek. Açık seçik, itiraz kabul etmeyen bir duygudur bu. Sanki bir anda tüm doğayı hissediyorsunuz da şöyle diyorsunuz: 'Evet, gerçek budur işte
Uğuldayan rüzgâr ölmüş birkaç çiçeğin acıklı artıklarını sallıyordu... Sonbaharın, soğukların öldürdüğü bu bitmiş çiçeklere benzetmek istedi mi kendisini acaba?
Hiçbir şey anlayamıyorum artık!" dedi. "Niçin herkes, her zaman başkalarından beklemediği bir şeyi bekler benden? Niçin başka hiç kimsenin katlanmadığı şeylere katlanmalıyım? Başka hiç kimsenin kaldıramayacağı yükün altına girmeliyim kendi isteğimle?"