Beni avutsun diye de yanımda iki yabancı, beyaz çiçek taşıyorum –artık soldular, kurudular, kahverengi ve kırılgan bir hal aldılar– akıl ile güç gittiğinde bile minnetin ve karşılıklı sevgi duygusunun insanoğlunun yüreğinde yaşamaya devam ettiğine tanıklık etsin diye...
Tutunduğum zifir sonuna kadar yandı gittiğin gece.
Yedi tas su içtim bir divandan.
Kefenlenen sözler çıkardım başkasının risalesinden.
Sen başkasının ateşine gittiğin günden beri, bağdatlı ruhi gibi bağırdım her gece;
"künc-i mihnetde rakîbâ beni tenhâ sanma
yâr ger sende yatursa, elemi bende yatur"