Ebrehe, silahını temizleyen yeniçeriye adamın suçunu sorduğunda, onun vaktiyle Venedik balyosunun katibi olduğunu, ama sonradan meslek değiştirip cerrahlığa başladığını ve evinde bir cesedi kesip biçerken yakalandığını öğrendi. Bünyamin'e dönerek,
-"Görüyor musun?" dedi, "Bilme tutkusu insanları nasıl bir sona sürüklüyor. Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilmeyen saygı, sadece karanlığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Onu katleden bu insanlar evlerine döndüklerinde belki de çocuklarına Kubelik'in acı sonunu ibretle anlatacaklar ve bilginin tehlikelerini birer birer sayacaklar."
Oysa Nehludov son derece basit bir şey soruyordu: Bazı insanlar başkalarını hapse tıkıyor, onlara işkence ediyor, sürüyor, öldürüyorlardı; onlar da işkence edip dövüp öldürdüklerinden farklı olmadıkları halde, bunu nasıl, ne hakla yapabiliyorlardı?
Pişmanlık duyarak kötü bir hareketi bir daha tekrarlamamak insanın elindedir, oysa kötü düşünceler bütün kötü hareketlerin kaynağı olurlar.
Kötü bir hareket başka kötü hareketlere yol açmakla kalır; ama kötü düşünceler insanı, karşı konulmaz bir güçle o yola doğru çekip sürükler.
Bu çevrede, az sayıda insanın rahatı, zevki sağlansın diye, milyonlarca kişinin çektiği acılar öyle ustalıkla gizleniyordu ki, çevrenin insanları ne bu acıların farkındaydı ne de sürdükleri hayatın kıyıcılığını, suç oluşunu anlayabiliyorlardı.