Burcu

Burcu
okuduklarımı unutmamak için burdayım, kısaca kendime notlar
Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar. Yavaş yavaş ölürler, İzzet-i nefislerini yıkanlar Hiçbir zaman yardım istemeyenler. Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklara esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen, veya bir yabancı ile konuşmayanlar. Yavaş yavaş ölürler İhtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar, tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar yavaş yavaş ölürler. Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Yavaş yavaş ölürler.
Alıntı
Reklam
8/10
·304 syf.··
2021 13. kitabı
Ben çok beğendim. Akış biraz küçük kızın Derin Düşünce günlüğünden biraz da kapıcı hanımefendinin günlüğünden anlatımla gerçekleşiyor. Kitabın ne anlattığına gelirsem neredeyse kast(!) sistemi gibi bir apartmana Japon bir Beyefendi olan Kakuro'nun taşınmasıyla kapıcı Renée ve 13 yaşında intihar edecek olan bir kız olan Paloma'nın hayatlarını değiştiriveriyor. Renée bir kapıcı görünüşüne zıt olarak müzik, felsefe, resim, Rus Edebiyatı, Japon sinemasıyla ilgilenen zevkli fakat bunu apartman sakinlerinden gizleyen bir kadın. Apartmana taşınınca kedisinin adını Lev olduğunu öğrenen Kakuro ona Tolstoy'dan bir kitap hediye ediyor ve arkadaşlıkları başlıyor. Küçük kız Paloma'ysa Kakuro'num doğum gününden bir gün sonra kuru temizlemecinin arabasının çarpmasıyla ölen Renée'nin ardından intihar etmekten vazgeçiyor. Bundan önce de evde kafa dinleyip günlüğünü yazmak için saklandığı bir gün neden saklandığını soran annesine kafasındaki sesleri susturmak için olduğunu söyleyince bir yalandan psikoloğa bile gitmek zorunda kalıyor. O günden sonra kapıcı dairesine sık sık kafasını dinlemek için saklanır olur ve Renée, Kakuro ve Manuela ile tanışıp onlara alışır. İntihar etmekten vazgeçen Paloma o gün defterine şöyle düşüyor: Korkmayın Renée, intihar etmeyeceğim. Hiçbir şeyi de yakmayacağım. Çünkü sizin için bundan böyle asla'daki her zaman'ların peşinden koşacağım. Bu dünyadaki güzelliğin.
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
9/10
·194 syf.··
2022 1. kitabı
Kitabın özeti: | | | Rüyadan uyandığında muhtar ona bir iş verdi. Kendi dilini köyün çocuklarına öğretecekti. Bunun için eskiliklerden bir sınıf oluşturdular. Kitap defter almak için kente indi. Orda yaşlı bir kitapçıyla tanıştı. Kitapçı onun için 10 kitap seçti ve babasından ona kalan bir denizci haritasıyla bir tılsım verdi. Bir gece handa konakladı, vali kendisini görmek istedi ona okul ihtiyaçlarını karşılayacakalrını söyledi ve ona birkaç mektup verdi. Ey benzerim ve sevgilim diye başalayan bu mektupları okudu. Kafasında kendi suratı dahil insan suretleri canlandıramıyordu. Ertesi sabah yüzünü aynada görebilmek için berbere gitti. Herhangi bir insan yüzü. Kitapları aldı bakkaldan alışverişini yaptı ve kamyon arkasında köyün yolunu tuttu. Muhtarla, getirdiği ilaçları Seyit'in evine bebeği için getirdi. Bebek henüz sıcaktı ama solumuyordu. Dönerken yol boyunca ağladı. Belki birçok ölü görmüştü ama bir bebeğin ölmesineydi ağlaması. Ertesi gün bebeği gömdüler. Çocuklarla ilk derste onlardan bildikleri kelimeleri yazmasını istedi. Ders bittikten sonra odasında haritayı incelenecekti ama Halit ve İsmet geldiler. Halit buralı değildi İsmet'in de o kentteyken şimdiye kadar 3 bebeği ölmüştü. Çay içtiler bir ihtiyacın olursa biz karşılarız dediler ve çıktılar. Sevgilisinden gelen mektupları okudu ona çektiği fotoğrafları sorunca yazmaktansa fotoğraf çekmeye karar verdi. Sonra haritayı açtı tekrar, inceledi ama bu bir labirentti. Anlayamadı. Kendi kendine bir itiraf yaptı, denizdeki fırtınalardan korktuğunun itirafı. O bir kazazedeydi ama ne ıssız adadaydı ne de zindanda. Kazazede için iyi koşullar altındaydı. Öğretmendi. Sonraki derse hazırlandı ve çocuklara seslenmeye başladı. Dün gece yarısı Halit tüfek sesine uyanmıştı hoca çocukları soruyordu. Ak kuş mu kara kuş mu?
1000k
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
"Bazı geceler gökteki yıldizlara bakarak altımızdaki karanlık alemi hissederdim." "Bazan da birlikte kitap okuyup, sonra öpüşüp seviştiğimiz geliyordu gözümün önüne. Gençliğinde bir ideal için birlikte heyecanla kitap okuduğu kızla daha sonra evlenmek, babama göre en büyük mutluluktu. Bir başkasının mutluluğundan söz ederken babam bir keresinde anneme böyle demişti." "O zamanlar “ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum” diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır." "Bir yıldız daha kaydı. Belki de o yıldızı bir tek ben görmüştüm. Ben varım diye düşündüm. Bu güzel bir duyguydum Ağustos böceklerinin 'tık-cık-tık-cık'ları gibi yıldızları da sayabilirim. Ben buradayım: 1, 2, 3, 5, 7, 11, 13, 17, 19, 23, 29, 31..." "Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapmayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir babaya ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldı vakit mi isteriz babayı?"
1000k
7/10
·211 syf.··
2021 37. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2021 00:00
Kitap, Cem'in ekonomik durumlarının kötüye gitmesinden dolayı dershane parasını kazanmak için Öngören isimli bir kasabada bir kuyu ustasına çıraklık yapma hikayesi ile başlayan ve 'kral oidipus' ve 'rüstem ile sührab' hikayeleriyle dolaşık bir şekilde babalar ve oğullarının hikayelerini, onların kader ortaklıklarını anlatıyor. Kitapta sık sık geçen ve Cem'in de kafasını kurcalayan pişmanlık değil ama geçmişin altında ezilişi hissini anlatan ve bu yükü kendine unutturmaya çalıştığı işte bu cümlelerdi:"İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda." Bu cümlerden sonra insanin gerçekten durup düşunmesi geçmişi düşünürken kaybettiği her dakikanin aslında daha değerli bir amaçtan çaldığıyla yüzleşmesi gerektiğini düşündüm. (Ama elbette geçmişten ve geçen zamandan ders almamamız gerektiğini öğutlemiyor burda.) Yine kitapta yazdığı gibi eğer kötü kaderden korunmak için önlem almayıp normal bir hayat yaşarsan (geçmişi deşmezsen) normal bir hayata sahip olursun. Zaten ne zaman ki Cem merakına yenik düşüp geçmisi araştıyor başına gelenler geliyor. Oidipus da katil olmamak istediği için katil olmuş, katilin kim olduğunu merak ettiği için de kendisinin baba katili oldugunu öğrenmemiş miydi? Kitapta beğenmediğim bir şeyi de söylemek isterim. Ben bilir kişi değilim elbette ama çabalayan bir okur olarak kitabın ilk on sayfasında neden zibilyon kere bazan kelimesi kullanılmış anlayamadım. O kadar canımı sıktı ve itti ki beni kitaptan anlatamam. Neyse ki hemen son buldu da buna takılmayıp bu güzel hikayenin içine girebildim.
1000k
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma