Philip Morris, sigara içmenin Çek ulusal bütçesi üzerindeki etkilerini ölçmek için fayda-maliyet analizi yaptırdı. Çalışma, Çek hükümetinin aslında sigara içme yüzünden para kaybetmekten çok para kazandığını ortaya koydu. Bunun sebebi ise sigara içenler yaşarken her ne kadar bütçede sağlık harcamalarına neden olsalar da erken öldükleri için hükümet sağlık harcamalarından, emekli maaşlarından ve yaşlılar için bakım evi harcamalarından büyük ölçüde tasarruf ediyordu. Bu çalışmaya göre, vergi gelirleri ve sigara içenlerin erken ölümlerinden kaynaklanan tasarruflar da dahil sigara içmenin “pozitif etkileri (!)” göz önüne alındığında hâzinenin net geliri yıllık 147 milyon dolardır.
Bir toplumun adil olup olmadığını sormak, hak ettiğimiz gelirin, sorumlukların ve hakların, güçlerin ve fırsatların, makamların ve rütbelerin nasıl dağıtıldığını sormaktır.
Açgözlülük bir ahlaksızlıktır, özellikle insanların diğerlerinin acısına duyarsız kaldığı zaman var olmanın kötü bir yoludur. Kişisel bir ahlaksızlık olmasının ötesinde yurttaşlık erdemiyle çelişir. Zor zamanlarda, iyi bir toplum işbirliği yapar. Maksimum avantajı elde etmek yerine, insanlar birbirine göz kulak olur. İnsanların kriz zamanlarında komşularını mali çıkar için sömürdüğü bir toplum iyi bir toplum değildir. Bu nedenle aşırı açgözlülük, mümkünse toplumun yıldırması gereken bir ahlaksızlıktır. Fiyat şişirmeyi yasaklayan kanunlar açgözlülüğü tamamen yok edemeyebilir ama en azından bu arsızlığı sınırlayabilir ya da toplumun bunu onaylamadığına işaret edebilir. Toplum, açgözlü davranışı ödüllendirmek yerine cezalandırarak, ortak iyi için paylaşılan fedakar yurttaşlık erdemini yüceltebilir.
"Seni anlıyorum!" demek büyük bir yalandır. Kocaman bir yalan. Kimse kimseyi anlayamaz ve tanıyamaz dünyada... Var olan en sağlam zırh insan vücududur. İçindekileri en iyi saklayan kasa odur. Koridorlarında birikenlerin kokusunu bile yaymaz dışarıya. Deliliğinin kokusunu, anormalliğinin kokusunu duyamazsın yanında gazete okuyan adamın, otobüs durağında. Sadece gördüklerin vardır. Beş duyunun algıladığı kadar anlarsın aileni, sevgilini, çocuğunu. Dolayısıyla herhangi bir şeyi, birini anladığına, ama gerçekten anladığına emin olmak, sarıldığında arkasında ellerini kavuşturabilecek kadar o şeyi ya da kimseyi anlamak olağanüstü bir durumdur. Ve çok zaman isteyen söz konusu olağanüstü ilişki için olağanüstü bir insan olmak gerekir.
Sayfa 156 - Doğan Kitap, 4.Baskı, Haziran 2023·Kitabı okudu
Mussolini zamanında Roma Büyükelçiliğinde bulunmuş olan rahmetli Hüseyin Ragıp Baydur anlatmıştı. Büyük hayaller peşinde koşan mağrur faşist lideri, bir gün İtalyan ordusunun büyük komutanlarından birine, Türkiye'nin kuvveti hakkında bir rapor hazırlamasını emretmiş; komutan raporunu yazarak şefine takdim etmiş. Bu uzun rapor, herhalde Mussolini'nin maksadını anlayan ve muhakkak şefinden daha akıllı ve mantık sahibi olan komutanın şu mütalaası ile sona eriyormuş:
"Türkiye'nin bilinen askerî gücünü daima çift görmek, çift hesap etmek lazımdır. Bunlardan biri memleketin ve ordunun kuvveti, diğeri de tek başına Mustafa Kemal'dir. Bu itibarla Türkiye'ye bir taarruz teşebbüsü, neticesi katiyen tahmin edilemeyecek tehlikelerle dolu, tek manası ile bir macera olur."
Sayfa 506 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu