Bosna ile alakalı anlatılan korkunç hikâyeler, yazılan kitaplar, çekilen filmler hep çok değerli olmuştur. Dünya üzerinde bir çok yeri görme arzum var, yola revan olma isteğime engel olamıyorum ancak bir yer var ki benim gönlümün başkenti; SARAYBOSNA. O kadar acı yaşanmış ki, öyle kekremsi bir tat ki gidip toprağına elimi sürüp içim çıkarcasına ağlamak istiyorum. Bu kadar yakın bir tarihte bu kadar çok acıya, bu kadar çok ızdıraba siz nasıl katlanabildiniz? Ellerinizden hayatlarınız alınırken nasıl ayakta durabildiniz? Nasıl tekrar gülebildiniz? Kitabı beynime kazıdım, Leyla’yı beynime kazıdım. Spoiler vermekten çok hoşlanmadığım için yazamayacağım ama bu kitabı mutlaka herkes alıp okumalı. Başının ucuna koymalı, vatansız bırakılmaya çalışan bir milletin onurunun nasıl elinden alındığına dair gerçek bir yaşamdır bu. Helal olsun sana Leyla, sen bu acıya rağmen ayakta kalabildin ya. Bundan sonra ki hayatında ayağına taş değmesin. Okuyun, okutturun. Dalgalandığı yerde ne korku, ne keder denilen bayrak bize emanettir. Vatansız millet, milletsiz vatan olmaz. Bunu iyice kazıyalım ki beynimize dört elle hem hayatımıza, hem vatanımıza sahip çıkalım.