Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ahmet ÜMİT'le tanışmam Beyoğlu'nun En Güzel Abisi adlı kitabıyla olmuştu.Daha önce nasıl okumam diye kendime sitem etmedim değil.Böylesine harikulade yazarın gelelim bu kitabına.Kitabımız çocuk temalı olup çocuk tacizlerine,çocukların organlarının satılmasına ve Suriye'den gelen göçmenlerin hayatlarına değiniyor.Bence tat vermekten çok hayatın acı gerçeklerine dokunuyor. Acı gerçekleri de bırakın bazı yerlerde gerçekten yüreğinize dokunuyor.Çünkü şu an bir yerlerde çocuklara maddi manevi ve bedenen zararlar veriliyor.İşte kitabımız bunlar üzerinden kurgulanmış.Körebe denen bir seri katilimiz var ve bu katil bir senede 12 cinayet işliyor.Kurbanlarını ise çocuk tacizcilerinden seçiyor.Tüm cesetleri çocuklarla ilgili alanlara götürüp bırakıyor ve olaya imzasını bırakmak için kurbanlarının yanına oyuncak bırakıp sağ kulaklarının yarısını kesiyor.Katile 'Körebe' dememizin sebebi kurbanlarının gözüne bağladığı kırmızı kadife göz bağıdır.Aslında içten içe herkes bu adamı kahraman olarak nitelendiriyor.Çünkü çocuk tacizcilerinin öldürülmesi insanları mutlu ediyor.Hatta mutlu olmakla beraber hayranlık duyanlar da var.Böylece çocuk tacizcilerinin azalacağını düşünüyorlar.Halbuki o işler öyle değildir. Kaldı ki bana göre ölüm bir ceza bile değildir.Kitabın arka kapağında da dediği gibi 'Cinayet işlemek bizi insan değil,katil yapar.Bu duygudan haz almak ilkelliktir.'
Çünkü müphem bir his bana, kim olursa olsun bir insanı tamamen gördükten ve gördüklerini kendinden saklamadıktan sonra, ona hiçbir zaman büsbütün yaklaşılamayacağını fısıldıyordu.
Kahve telveleri şöyle dursun
biz hatrına bakalım
Öyle ya bi kırk yıl geride kaldık
geride kalanlar bana değil, sana hesap sorsun.
Haber veremedim baharın gelişini
Öyle ya biz hiç çiçek açmadık seninle
salına salına dans eden polenlerin arasında kayboldu ellerimiz
Oysa iki utangaç bakış
açtırırdı çiçeklerin güneşini
Bırak mavinin tonlarında uçadursun uçurtmalar
Sen de köşedeki dükkandan Bi tane kapıp gelesin
Ben bileğime uçurtmanın ipini,
sen de elini elime dola ki
kalan kırk yılımız da uçup gitmesin.