Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
Hayata hazırlıklı değildim ama iyi yaşadım
Vidalarımın attığı yerlerime ellerimi bastırdım
içimde kaynayan sular
sanki bir tek patladığında tehlikeli.
çünkü bu, dışardan fark edilmem anlamına gelirdi.
demir bilyelerin içinden çiçek fırlatacağım
kimsenin aklına gelmedi.
Niçin insanı değerlendirirken sarıp sarmalanmış, kundaklanmış olarak bakıyorsunuz ona? O zaman hiç de kendinin olmayan yanlarını göstermiş, gerçek değerini verdirecek yanlarını saklamış olur. Aradığımız kılıcın değeridir, kının değil. Kınından çıkınca belki de beş para vermezsiniz kılıca. İnsanı kendi değeriyle ölçmeli, süsü püsüyle değil. Eskilerden birinin pek hoş olarak dediği gibi: Bilir misiniz niçin büyük görülür o insan bize? Topukları yüksek de ondan. Taban heykelden sayılmaz. Ayakkabılarının çıkarıp öyle ölçmeli boyunu insanın: parasını pulunu, şanını unvanını bir yana bırakıp bir gömlekle çıksın karşımıza. Bakalım bedeni işine elverişli mi, sağlam, zinde mi? Kafaca nasıl? Hoş mu, yetenekli mi? Düşünce dağarcığı kendinden mi, başkalarından mı? Kendinden emin, haksever, tokgözlü mü? Bakılması gereken bunlardır; bunlardan anlaşılır kişin gerçek değeri.