"Her sabah nereye gittiğini bilmeden işe giden, her akşam nereden çıktığını bilmeden işten çıkan, sevmediği işi yapan, sevmediği hayatı yaşayan, sevmediği kişilerle yaşayan, kalabalıkların yüzünden yaşamaya karşı olan, ne bir sevgi ne de sevgisizlik işareti olmadan hayattan gelip geçen, her akşam evinin dört duvarı arasına sanki bir mezara girermiş gibi giren, gecelerini bir sıkıntı yorganının altında yalnız ya da yanındaki yabancı gövdeyle geçiren bütün ölü kentlerin, ölü doğmuş çocukları!"