Kitap hakkında diyebilecek o kadar çok söz var ki ve bana da ruhumu doldurma açısından o kadar iyi geldi ki anlatamam. Kitabı tam yerinde ve tam zamanında okumuşum gerçekten.
Öncelikle Şairül İslam'ın yazım dilini çok beğendim o kadar akıcı yazmış ki resmen sayfalar elimden aktı ve kısa sürede bitirdim.
Maneviyatı o ruh beslenmesini çok güzel anlatmış ayrıca peygamber efendimizden ve bir kısım evliyadan kıssalarla da sözlerini taçlandırmış. Bana sadece yorucu gelen şey bazı kelimeler Arapça olduğu için anlamlarını google dan araştırmak oldu. Ama kitabın sonlarına yaklaşırken bunu da boş yere yaptığımı anladım. Çünkü yazarın şöyle bir yöntemi var. Önce kelimenin Arapçasını veriyor daha sonra ne yapıp edip aynı cümle ya da aynı paragrafta o kelimenin Türkçe karşılığını da bildiriyor.
Ben kitabı şiddetle tavsiye ediyorum çünkü kendimizi o kadar günlük ve dünyalık olarak yaşatıyoruz ki böyle güzel manevi hisleri geriye atıyoruz. Hayatımızda bir farkındalık adına böyle kitapları arada okuyalım ve okutalım ve ruhumuzu dinlendirelim. İyi okumalar...
Hem iyiliklere güzel neticeler ve mükâfat; kötülüklere fena neticeler ve mücazat vermek dahi Adl isminin bir tecellisidir. O hâlde, iman edip salih amel işleyenlere rahmetiyle cenneti lütfetmek, kâfir ve müşrikleri adaletiyle cehenneme sevk etmek ism-i Adl’in muktezasıdır, gereğidir.
Şimdi düşünün bir yerde beş kişi birlikteler. Birden gayet lütufkâr bir zât geldi, hiç hakları olmadıkları ve hiçbir emek vermedikleri hâlde onlardan birine beş bin, birine iki bin, bir diğerine üç bin, ötekine dört bin, derken birine de bin lira verdi. Hiç kendisine bin lira verilen adam itiraz edebilir mi, hiçbir emek vermediği hâlde bu lütfa ve ikrama karşı isyan edebilir mi? Gözünü daha yukarılara dikebilir mi? Buna zerre kadar hakkı var mı? Elbette hayır!
Evet, insanın payına düşen isyan değil her zaman sabırdır, nankörlük değil şükürdür. Zira insanın yok iken var edilmesi, taş olmayıp, bitki olmayıp, hayvan olmayıp, insan olarak halk edilmesi şükür için gerekli ve yeterli bir nedendir.