Kitabın özeti :
Eskiden ağlayan bebeklerin içine şeytan girdiği düşünülürmüş. Kimi psikologlar bebeği ağlamaya bırakmayı, kimileri de susturmayı uydun görüyor. Yazar ise ağlamanın bir nevi şifa olduğunu ve baskılanmaması gerektiğini söylüyor. Hatta oyun terapisi ile travmaların temizlenmesi, stresten arındırılmasından bahsedilmiş. Strese verilen tepkiler vücutta nasıl oluşuyor bununla ilgili bilgiler verilmiş. Stresin ülsere, üreme hastalıklarında ve bir çok hastalıkta ciddi rolleri olduğu anlatılmış. Ağlama ve öfke nöbetleri ise stres boşaltmaya yarıyormuş. Bir araştırmanın ağlayanların ve egzersiz yapanların fizyolojik değişimleri ölçülmüş ağlayanlarda çok daha olumlu sonuçlar elde edilmiş. Hastaneye yatırıldığı ilk günlerde ağlayan çocukların ortama daha çabuk uyum sağladığı görülürken ilk başta ağlamayan sakin çocukların alışmada zorluk yaşadığı görülmüş. Stres seviyesi en yüksek çocukların en düşük IQ seviyesine sahip olduğu saptanmış. Yine çocuklukta cinsel istismara uğrayan çocuklarda öğrenme gerilikleri görülmüş. Ağlayıp, duyguları kabul görülen çocuklar içinse durum tam tersi olumludur. Doğum travmalarının ise ciddi problemlere sebep olduğu söylenmiş. Doğum simülasyonu masajı ile bebeğe doğum anı tekrar yaşatılarak travmaları çözümlenebiliyormuş. Bir başka terapist ise bebeğin ayak altına baskı uygulayarak bir elini de nazikçe başına koyuyor (burada sinirler yoğun) ve doğum anını yeniden deneyimlemesini sağlayarak bebeğin kendini iterek ağlamasına ve travmanın stresini boşaltmasına yardımcı oluyormuş. Otizmin sebebinin erken doğum, anneden ayrı kalma olabileceğinden bahsedilmiş. Sarılma terapisi ile çocuğun ağlayıp öfkelenmesi sonrası otizmde başarı elde edildiği görülmüş. Bağlanma bozukluğu olan çocuklarda sarılma terapisi çok faydalıymış. Sarılma terapisine
Şimdiye kadar okuduğum en iyi ebeveyn-çocuk kitabı diyebilirim. Biraz uzunca kendime özet çıkardım. Okumak isteyen buyursun.
Kitapla ilgili aldığım notlar:
Ağlama psikolojik birikmişliğin boşaltılmasıdır. Aslında gün içinde yeterince duygusunu boşaltıp ağlayamayan çocuk ufak bahanelerle ağlamaya başlayabilir. Asıl ağlama sebebi muhtemelen o bahane değildir ancak siz bahanesini kabul ederek ağlaması sırasında ona ilgi göstermelisiniz. Eğer bulunan ortamda ağlamasından çok rahatsız olduysanız dikkatini dağıtarak ağlamasını başka bir vakte erteleyebilirsiniz ancak bu sadece geçici bir ertelemedir. Yıkıcı saldırgan davranış (ağlama yoktur ve etrafraki eşyalara zarar verme vardır) kendisinin güvenle anlaşılacağına inanmayan çocuklarda ortaya çıkarmış. Bu durumda zarar vermesini önlemek için ona vurabileceği bir yastık vermek mantıklı. Ancak samimi ağlama davranışında etrafa zarar verme yoktur ve gözyaşları vardır. Bu davranışta duygu boşaltımıdır engellenmez ve çocuğun ağlama sebebi kabul edilir veya hiç bir denmeden sadece yanında durulur. Yazar diyor ki bebekler konuşma öncesi iletişim için hemde duygusal travmalarından arınmak için ağlar konuşmaya başladıktan sonra ağlama sebebi psikolojik boşaltma isteğidir. Bu tıpkı boşaltım isteği kadar doğaldır. Maalesef duyguları bastırılan çocuklarda tırnak yeme, alt ıslatma, hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi davranış bozuklukları olabilir. Hatta parmak emme davranışını tırnak yemeye dönüştürenler olurmuş. Çocuk anne babasının yanında güvenle ağlayabilmelidir. Geç kaldıysanız güven sağlaması için her gün çocukla oyun oynamalı, ona vakit ayırmalısınız. Çocuğunuzun yanında ağlamanız normalde doğru değilse de ağlama taklidi yapabilir, onunla birlikte ağla oyunu oynayabilirsiniz. Çocuğun yanında ağlarsanız çocuk kendini suçlu
Mutlaka okunması gereken bir başucu kitabı olduğunu söyleyemem, aman aman kafa açan bilgiler verdiğini de söyleyemem. Çalışan bir anneyle samimi şekilde sohbet etseniz bu problemlerin çoğunu öğrenebilirsiniz.
Kitapta bazı gündelik sorunlar ve çözümler anlatılmış. Çalışan annenin; yorgunluğu, ruh hali, çocuğuyla ilişkisi, bakıcısı ve aile büyükleriyle ilişkisini anlatmış. Yazar, bazı keşkelerde sıralamış. Çocuğunun ilk 3 yılında yanına olamamanın yol açtığı sorunlar ve kendince bulduğu çözümleri anlatmış. Oyun terapisti ve kendisi içinde psikolojik yardım alması gerekmiş. Okul toplantıları ve telefon görüşmeleriyle ilgili, okul seçimiyle ilgili bir çok kaygısından bahsetmiş. Samimi şekilde başına gelen durumlarda öfkesini ve tepkilerini açıkça anlatmış. Bakıcıya iş tanımı ve yapacağı işleri, aile kültürü iyi anlatılmalı demiş. Aile büyüklerini çocuk bakımı konusunda eleştirdiğinde tartışmalar olabilir dememe sebep oldu. Yani ya kendiniz çocuğunuza istediğiniz şekilde bakacaksınız ya da şefkat ve sevginin kesin olacağını düşünüp güvenle annenize bırakıyorsanız da annelere fazla yüklenirseniz sonucu kavga olup çekip gidebilirler. Birde çocuğunuzu kendi evinizde bakmanın aidiyet hissi için daha önemli olduğunu söylemiş. Ama anneanneler genelde çocuğu kendi evlerinde bakmak istiyorlar. Bakıcı konusunda ise aile yakınıyla bakıcı birlikte baksa daha iyi olabilir. Ancak diğer taraftan anladığım çocuk annesinden ayrı kaldığı için güvenli bağlanma konusunda problemler kaçınılmaz oluyor. Birde işyerinde çalışmanın getirdiği zihinsel, fiziksel, psikolojij yorgunluk var tabi. Diğer taraftan çalışan anne kendisine ait bir alanı olduğu için mutlu olsa da çocuğuyla yaşayacağı problemler ve ayrı kalmasından dolayı belki de daha üzgün olacak. Kitapta çalışan bir annenin çocuğunun