Belki de sola saparsak hikayemiz değişir, bizi bekleyen kötü şeyler olmaz, belki, sola saparsak bizi mutkuluk, sımsıcak yerler ve sevdiğimiz insanlar bekliyodur, belki Ses yoktur, ama sessiz de değildir, bissürü yiyecek vardır ve kimse ölmüyodur, kimse asla ama asla ölmüyodur.
-Bilmiyorum; ama, 'sevdiğinin elinden ölmek' ve 'sevdiğini öldürmek' çok düşünülmüş -çok işlenmiş- bir konudur: Belki, hep suskun ve soğuk -'suratsız'- bir şey olan ölüme bir güzellik -hatta bir anlam- aktarmak için düşünülmüştür, bu olanak.
- Daha ulu bir şey bilmiyorum. - Sevişmek bile, bütün yakınlığıyla, yüceliğiyle, güzelliğiyle; ama , patlayan ve sönen tutkusuyla, heyecanıyla, doyumuyla, birlikte yürümekten daha üstün değil - hele, bir de, birlikte gidilecek bir yer (bir amaç, bir erek) varsa...