Umut Bıçağı (Kaos Yürüyüşü 1. Kitap)

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.798
Gösterim
Adı:
Umut Bıçağı
Alt başlık:
Kaos Yürüyüşü 1. Kitap
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055060060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DeliDolu Yayıncılık
Baskılar:
Umut Bıçağı
Umut Bıçağı
"Ne kadar muhteşem olduğunu anlamak için sadece ilk cümleyi okumanız yeterli…"
-Guardian-

"Daha iyi bir yaşam arzusuyla başka bir gezegende kolonileşen topluluğun bu sıradışı büyüme hikâyesi, umudun umutsuzluğun içinde nasıl hayat bulduğuna dair de ilginç şeyler söylüyor."
-Zarife Biliz, İyi Kitap-

"Satır ya da paragraf atlayıp bölüm sonunda ne olup bittiğini öğrendikten sonra tekrar kaldığım yere dönüp metni huzur içinde okumanın tadına varmayalı uzun zaman olmuştu." 
-Ebru Akkaş Kuşeyri, Milliyet Kitap-

Aklınızdan geçen tüm düşünceler başkaları tarafından duyulsa neler hissederdiniz? Hiçbir sırrın saklanamadığı bir yer gerçekten var mı? Todd'un yaşadığı kasaba işte tam da böyle bir yer. Nüfusu sadece erkeklerden oluşan bir kasabayı etkisi altına alan "ses" virüsü yüzünden kimsenin huzuru kalmadı. Zihinlere sinsice sızan düşünceler yaklaşmakta olan büyük bir savaşın habercisi sayılabilir mi? Kasabada kalan son çocuk olan Todd için tek kurtuluş yolu kaçmak görünüyor. Peki ama nereye?..

ABD doğumlu, İngiliz gazeteci, yazar Patrick Ness tarafından kaleme alınan Kaos Yürüyüşü serisi, umutla umutsuzluğun, iyiyle kötünün, savaşla barışın iç içe geçtiği, egemen olma hırsının yol açtığı savaşların ve bombaların gölgesinde masum bir aşkın yeşerdiği nefes nefese okunacak güçlü bir distopya...

Oscar ödüllü senarist Charlie Kaufman'ın kaleme aldığı senaryoyla yakın bir gelecekte sinemaya da uyarlanacak olan Kaos Yürüyüşü üçlemesi, Carnegie Madalyası'nın yanı sıra; Guardian Edebiyat Ödülü, Costa Ödülü, Booktrust Gençlik Ödülü gibi birçok farklı ödülün sahibi. Genç yaşına rağmen edebiyat dünyasında kırılması güç rekorlar elde eden Patrick Ness, Carnegie Madalyası tarihi boyunca iki kez ödüllendirilen yedi yazardan ve iki yıl üst üste ödül kazanan iki yazardan biri olmaya hak kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
472 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yine severek okuduğum bir kitabın daha sonuna geldim. Herkesin birbirinin içsesini, aklından geçenleri duyabileceği bir kasaba düşünün. Soyu tükenmiş kadınlar, yok olmaya yüz tutmuş kentler, konuşan hayvanlar, bir çocuğa musallat olan büyük bir gizem. Küçük yaşta bir başlarına ve omuzlarına büyük yükler binmiş çocukların hikayesi. Hikayenin büyük bir kısmı yollarda geçiyor ve bu düşünüldüğü kadar sıkıcı değil. Hayvan sever okurlar için de ilgi çekici detaylardan birisi baş karakterlerden birisinin tatlı bir köpekçik olması. Onunla da kitabın birçok yerinde karşılaştığınız için sempati duyuyorsunuz ve sağlam bir bağ oluşuyor aranızda.
Kitap belli sayfalara kadar biraz olaysızdı. Bir macera filmi gibi olamasa da bir çizgi filmin saçma bulsanızda sizi eğlendirip kendini izleten büyüsü benzeri yerlerdi bu yerler. Bu durgun yerlere rağmen sizi saran bir tarafı vardı.
Hoş ve ilginç bir kurgusu vardı ama 13 yaşında bir oğlan uğruna yapılan bazı şeyler kitapta bir nedene bağlansa bile bana pek tatmin edici gelmedi bu neden. Sağlam bir zemine oturmuyordu. Yazar daha çarpıcı bir sebep bulabilirdi. Zayıf noktalarından biriydi bu kitabın. Birde kitaptaki kötü karakterlerden birinin mucize eseri sürekli başarılı olup hayatta kalabilmesi biraz uçuk geldi bana doğrusu.
Baş karakter Todd’a bazı yerlerde gerçekten fazlasıyla sinirlendim. Hatta bazı Todd diyalogları ve olaylarını la havle çekerek okudum. Olgun olmayan düşünceleri , inadından ve bencilliğinden dolayı etrafına verdiği zararlar okuyuları gerçekten çileden çıkarabiliyor. Buna rağmen her şeyin altında masum bir çocuğun düşünceleri yatıyor ve ona sempati duymadan edemediğiniz yerler oluyor. Ama ben Viola karakterini daha çok sevdim. Mantıklı konuşmaları ve zekice planlarıyla Todd’a yol gösteriyor. Ona iyi bir yol ve kader arkadaşı.
“Nehrin daşıdığı higayeler. İnsannar gonuşuyo. Annasın ya. Higayeler. Bunu görmüştünüz mü?”
Bazen bazı kasabalılar cümleleri öyle bir kuruyor ki, her cümlenin sonuna “gaari” gelecek gibi bir beklenti içine giriyorum. Ege şivesine benzer şivelere rastlayabiliyorsunuz.
Kitap belli yerden sonra çok sürükleyici hale geldi ve elimden bırakamadım. Kitaptan çok beklentim yoktu hatta biraz kasvetli bir kitap beklemiştim kapağına bakınca da ama beklentimin üzerinde sürüleyici bir eserdi. Ben kitaplarda dramatik yerlerde ne kadar üzülsem de genellikle pek ağlamam. Normal hayatımda da ağlamayı tercih ettiğim pek söylenemez. Ama bu kitapta hassas anıma geldiği için mi yoksa benim için önemli bir karakterle ilgili bir gelişme olduğu için mi bilemeyeceğim ama gözyaşlarımı tutamadığım yerler oldu. Bir çoğunuzun da benim gibi etkileneceğinden eminim. Yazar şaşırtmayı başarmıştı beni orada.
Kitabın ismi de içeriğini büyük oranda yansıtıyordu ama okuduğumda ben kitaba Jonathan Safran Foer’in “Aşırı Gürültülü Ve İnanılmaz Yakın”ını yakıştırdım nedense. Kitabın verdiği mesajda çok güzeldi. Umut, her şey tükendiği zaman insanı hayata bağlayan ve devam etmesini sağlayan yegane şeydir. Ancak insana en çok acı veren şey de yine umuttur. “Umut acıtır.”
Şimdiki zamanlı anlatımı ve bozuk Türkçesi dışında pek bir şikayetim olmadı kitaptan. Kitapta sürekli gidek, yapıyom, yannış, diil, nıfıs gibi garip bir Türkçe ile karşılaşıyorsunuz. Ama bunlar öyle çok da göze batmıyor. Bazı yerlerde kitaba doğal bir hava kattığını söylemek bile mümkün. Kitabı çok sevdim ve ikinci kitabını da hemen alıp okumayı düşünüyorum. Herkese de önerebileceğim bir kitap. Detaylı yorumlar için ;
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/...-1-patrick-ness.html
472 syf.
·14 günde·7/10
Güzel bir kitaptı, eksikleri vardı ama serinin devamı için umut taşıyor. Sıkılmadan okudum bitirdim, zaman geçirmek için güzel bir kitap.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...-1-patrick-ness.html
472 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
çok güzel sürükleyici bir kitaptı. tüm belalara rağmen içlerinde umut taşıyarak hedeflerine varmaya çalışan iki genç ve zorlu yolculuğun sonunda onları bekleyen büyük sürpriz... bu hikayenin en sevdiğim yanı erkeklerin düşüncelerinin okunmasıdır.
472 syf.
·5 günde·7/10
Konusunu ve kurgusunu çok beğenmeme rağmen aşırı uzatılması nedeniyle sıkılarak okudum. Olaylar bu kadar uzatılmasa ve gerçeklerin açıklanması uzunca zaman sürümcemede kalmasaydı daha yüksek puan verebilirdim.
Ayrıca her kasabanın farklı şivede konuşmasını normal karşılayabilirim fakat "sadice şiyler... Tişkürler...ileğledigçe büyyen..." nedir???
464 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Umut Bıçağı, dünyadaki bütün erkeklerin -Doğru kelime adamların ama kitapta erkek olarak çevrildiği için ben de erkek diyeceğim.- düşüncelerinin herkesçe duyulabildiği bir distoptada geçiyor. Ana karakterimiz Todd, Prentiss kasabasındaki on üç yaşına basmamış tek çocuk. Ona söylenene göre annesi erkeklerin düşüncelerini duymalarına neden olan bu vürüs yüzünden diğer bütün kadınlar gibi ölmüş. Kasabadaki kurala göre on üç yaşına basan her çocuk yetişkin sayılıyor ve kasabada çalışmaya başlıyor. Todd'da on üçüncü doğum gününden yirmi sekiz gün önce çok büyük bir sırrı açığa çıkartıyor ve bütün hayatı değişiyor.

Ben kitabı -diğer bütün Patrick Ness kitaplarında olduğu gibi- konusuna bakmadan aldım ve kitaba başlayana kadar da konusunu bilmiyordum. Ben kitabın bir polisiye roman olduğunu falan düşünmüştüm ki bence böyle bir distopyada polisiye bir kurgu efsane bir iş olurdu ama Patrick Ness'in kurgusu da fena değildi.

Kitabın büyük bir bölümümü çok severek ve bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek geçirdim. Bence bir yere kadar gerçekten sürükleyici ve eğlenceli bir roman fakat bir süre sonra kitap kendini tekrar ediyor. Mesela kitabın yarısına kadar geliyorsunuz, diyorsunuz ki "Aa şimdi kim bilir neler neler olacak. Gizemler bir bir çözülecek.". Peki böyle bir şey oluyor mu? Hayır. Olan şey kitabın kendini tekrar etmesi. Sanki kitabın başındaymışsınız gibi aynı olayları bir daha okuyorsunuz ve sanıyorsunuz ki ana karakterimiz yaşadıklarından biraz ders çıkarır, aynı hataları bir daha yapmaz ama Patrick Ness de akıl hastası birinin ortaya attığı "Ana karakterler salak olmalıdır." cümlesine uyup karakterimize aynı hataları tekrar yaptırıyor. Bu durum beni kitaptan baya bir soğuttu açıkcası. Yani on iki yaşındaki bir çocuğun dünyanın en zeki insanıymışcasına hareket etmesi en sinir olduğum olaylardan biri tamam ama hiç mi aklı yok? Baştan sona salak mı yani? On iki yılda hiç mi bir şey öğrenememiş yahu!

Ayrıca sen koskoca Patrick Ness'sin. Yazacak bir şeyin mi kalmadı da olayları tekrar ediyorsun? Hadi diyelim ki tıkandın ara kankan Neil Gaiman'ı. Yani bu olayların tekrar etmesi bende "Hadi şu kitap bitsin de paramı alıp tatile çıkayım." havasında yazılmış hissiyatı bıraktı.

Bu iki şeyin haricinde ben kitabı sevdim. Adamın yarattığı distopyaya hiçbir lafım yok. Olayları öğrenmek için sayfaları hızlıca çevirmekten parmaklarımın uçları bir garip oldu. Sadece şey olmasın isterdim mesela, tam her şeyi öğreneceğimiz sırada sürekli araya bir şey giriyor. Adam gelmiş "Sana gerçekleri anlatmam lazım Todd." diyor ama anca bir elli sayfa sonra falan söylüyor. Bu tiple, "Bir soru sorabilir miyim?" tipi tıpkısının aynısı yani. Söyle geç daha ne uzatıyorsun konuyu ya. Sanki ben sana "Hayır dur söyleme. Duymak istemiyorum." diye Yeşilçam ayarı yapacağım...

Kitapta anlamadığım ve elle tutulur bir sebep göremediğim bir olay daha vardı ama o biraz spoilera giriyor bu yüzden artık ikinci kitabın yorumumda eğer hatırlayacak olursam değinirim.

Eğer kitap elinizde varsa bence okuyun çünkü Umut Bıçağı kesinlikle bir şansı hak eden bir kitap ama "Gidin alın, kitap çok güzel ne duruyorsunuz aaa." cümlesini de kuramıyorum yani. İkinci kitap çıkınca almayı düşünüyorum ama bakalım kitap çıkınca düşüncelerim hangi yönde olacak 🤷‍️

Umut Bıçağı, okurken zevk aldığım ama genel itibariyle baktığımda beni tatmin etmeyen bir kitap oldu. Kitabı seveni de sevmeyeni de çok iyi anlayabildiğim bir noktadayım. Sizin kitap hakkındaki düşünceleriniz ne şekilde?
472 syf.
·9 günde·7/10
Resmen ben ne okudum öyle oldum. Heralde kitabınyoğun bir dönemde okuduğun için midir anlamadım tam anlamıyla adapte olamadım. Ama kitabın son 200 sayfası o kadar güzeldi ki bir solukta bitti. Son kısım tam olaydı öyle bir yerde bittiki ikinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
464 syf.
·9 günde·8/10
Birkaç kez bırakmayı düşündüm, sıkıldığım zamanlar oldu ama sonra öyle bir içine aldı ki beni, bittiğinde üzüldüm. Ancak “birinci kitabın sonu” diye bitiyor. O yüzden satın alırken ikincisini de alın. Yoksa benim gibi merak içinde kalırsınız. Çünkü kitap en heyecanlı anda bitiveriyor.
464 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
300.sayfaya gelip de ısınamadığım ilk kitap oldu.Kurgu iyiydi güzeldi ama bir şeyler hep eksik kaldı.Sırlar, farklı gezegenlerden insanlar...Her şey tamamdı ama akışı sağlayan argümanlar yetersizdi.300.sayfaya kadar...
Bu sayfadan sonra yavaş yavaş olaylar patlak vermeye ve heyecanlı hale gelmeye başladı.Kitabın sonu ise beklemediğim şekilde çıktı, yalan olmasın ama şaşkınlıktan ağzım açık kalmadı.Yine de sevdim, devam kitabını merakla bekliyor olacağım.
Belki de herkes düşmeye mahkumdur. Hepimizin bunu yaşadığını düşünüyorum. Sorunun bu olduğunu düşünmüyorum.
Bence sorun yeniden ayağa kalkıp kalkmamamız.
Söyleyecek ne var ki? Her şey ve hiçbir şey. Her şeyi söyleyemeyeceğin için hiçbir şey söylemezsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Umut Bıçağı
Alt başlık:
Kaos Yürüyüşü 1. Kitap
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
472
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055060060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
DeliDolu Yayıncılık
Baskılar:
Umut Bıçağı
Umut Bıçağı
"Ne kadar muhteşem olduğunu anlamak için sadece ilk cümleyi okumanız yeterli…"
-Guardian-

"Daha iyi bir yaşam arzusuyla başka bir gezegende kolonileşen topluluğun bu sıradışı büyüme hikâyesi, umudun umutsuzluğun içinde nasıl hayat bulduğuna dair de ilginç şeyler söylüyor."
-Zarife Biliz, İyi Kitap-

"Satır ya da paragraf atlayıp bölüm sonunda ne olup bittiğini öğrendikten sonra tekrar kaldığım yere dönüp metni huzur içinde okumanın tadına varmayalı uzun zaman olmuştu." 
-Ebru Akkaş Kuşeyri, Milliyet Kitap-

Aklınızdan geçen tüm düşünceler başkaları tarafından duyulsa neler hissederdiniz? Hiçbir sırrın saklanamadığı bir yer gerçekten var mı? Todd'un yaşadığı kasaba işte tam da böyle bir yer. Nüfusu sadece erkeklerden oluşan bir kasabayı etkisi altına alan "ses" virüsü yüzünden kimsenin huzuru kalmadı. Zihinlere sinsice sızan düşünceler yaklaşmakta olan büyük bir savaşın habercisi sayılabilir mi? Kasabada kalan son çocuk olan Todd için tek kurtuluş yolu kaçmak görünüyor. Peki ama nereye?..

ABD doğumlu, İngiliz gazeteci, yazar Patrick Ness tarafından kaleme alınan Kaos Yürüyüşü serisi, umutla umutsuzluğun, iyiyle kötünün, savaşla barışın iç içe geçtiği, egemen olma hırsının yol açtığı savaşların ve bombaların gölgesinde masum bir aşkın yeşerdiği nefes nefese okunacak güçlü bir distopya...

Oscar ödüllü senarist Charlie Kaufman'ın kaleme aldığı senaryoyla yakın bir gelecekte sinemaya da uyarlanacak olan Kaos Yürüyüşü üçlemesi, Carnegie Madalyası'nın yanı sıra; Guardian Edebiyat Ödülü, Costa Ödülü, Booktrust Gençlik Ödülü gibi birçok farklı ödülün sahibi. Genç yaşına rağmen edebiyat dünyasında kırılması güç rekorlar elde eden Patrick Ness, Carnegie Madalyası tarihi boyunca iki kez ödüllendirilen yedi yazardan ve iki yıl üst üste ödül kazanan iki yazardan biri olmaya hak kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 77 okur

  • Sakine özel
  • zwy
  • E.
  • Berenices
  • *sema*
  • Cress Hyde
  • Sefa TAŞYARAN
  • Anıl Uslu
  • Pelin Çakır
  • Deniz Yeşilbaş

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.7 (10)
9
%13 (6)
8
%13 (6)
7
%13 (6)
6
%0
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%4.3 (2)
2
%0
1
%0