Büşra Özbek

Puan vermedi·184 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 16:18
Birbirine benzer isimler, hikayeler.. Üç kadın, üç nesil. Hepsinin kendince doğru bakış açıları. Başta anlamak zor; kim terzi, kim Sabiha, Efsun mu Füsun mu, büyük kardeş mi küçük mü, bu bunun kuzeni miydi, yüzü yanan bu değil miydi gibi gibi. Belki gizem katılmaya çalışıldığından böyle ya da ruh hallerini yansıtma yapmak istediğinden. Aşırı örneklemeler vardı; bi süre sonra uzaklaşıyordum. Kitabın ortalarına kadar bi düzlüğe çıkamadım ben. Bi yandan da pes ettirmeyen bi dürtüsü de vardı; ha anladım ha anlayacam gibi. İlk defa bu eseriyle karşılaşmış oldum yazarla, garip ama çekici de. #aklıma not
KabukZeynep Kaçar · Doğan Kitap · 20211,631 okunma
Reklam
8/10
·572 syf.··
Beğendi
·
2016 1. kitabı
Victor Hugo’nun yıllar yıllar önce ‘Sefiller’ ini okumuştum; daha ilkokul yıllarında. Üslubunu unutmuştum fakat kısa süre önce okuduğum ‘Bir İdam Mahkumunun Son Günü’ ile silkinip kendime gelmiştim; ama bu eserine resmen çarpıldım. Toplumcu bir yazar tabii ki; dönemin özelliklerini, toplum yapısını, dini bakış açısını o kadar iç içe ve güzel anlatmış ki 16. yüzyılda yaşadığımda neler olabileceğini hayal edebiliyordum. Sadece 16. yüzyılla kalmayıp 14. yüzyılın düşünüşünü de belirterek ortaçağa bakış açımızı genişletmeye çalışmış. Mimariye bu derece önem verilmesi beni şaşırtıyor; bütün düşünceler o zamanlar tek sanat olan mimaride (kağıt uçup gideceği, kaybolacağı için henüz değersizdir) toplandığı için çok büyük önem verilerek devasa boyutlarda eserler ortaya koyulmuş. Notre Dame Katedrali de bunlardan biri elbette… Yalnız bu tür eserlere verilen zararlardan, her gelen yöneticinin farklı bakış açılarıyla eseri değiştirmeye çalışırken aslında ölümüne sebep olmalarından yakınıyor Paris’i mimarisi yoluyla tasvir eden Victor Hugo. Tabi zamanla mimari önemi yitirerek düşünce ve bilim önem kazanmaya başlıyor; bunu da rahibin ‘kağıt taşı yenecek’ sözleriyle anlamış oluyoruz. Bu dönemde ruhban sınıfına verilen önem adalete gösterilen ilgiden daha önde. Üstelik eseri okuyunca adaletin ne kadar farklı boyutlarda sağlandığını, teşhir ve idamın eksik olmadığını görüyorsun (haklı ya da haksız tam olarak araştırılmadan verilen idam kararları). Ayrıca sınıfsal ayrılıklar da bir o kadar göze çarpıyor. Kilisenin üstünlüğü şüphesiz her yerde kendini gösteriyor. Derebeylik sistemi ise mevcut halini koruyor. Yüzyılın sonlarına doğru kiliseye verilen önem giderek azalmaya başlıyor. Victor Hugo’nun bu eseri sayesinde dönemin önemli mimari yapıların yıkılmaktan kurtarılarak yenilendiği
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
8/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2016 3. kitabı
Halikarnas Balıkçısıııııı ! Ne de güzel mahlas ne de güzel isim  Bence senden ilk olarak ‘Mavi Sürgün’ü okumakla çok iyi yaptım (Hoş, henüz daha diğer kitaplarını okumadığım için böyle bir yorum biraz fazla kaldı galiba). Maviye sürgün mü olurmuş? Maviye olsa olsa yolculuk olur, yaşam olur, hasret olur, vuslat olur ama sürgün olmazmış. Cumhuriyet dönemi zamanlarında bir adamın askerler üzerine bir yazı yazmasıyla kendisini İstiklal Mahkemelerine giderken bulması ve Bodrum’a kalebentliğe sürgün edilişinin hikayesi… Yazarın da dediği gibi ‘yaradılışsal’; doğadan bir geçit bana sunulan. Bizim yazarlarımızı okurken betimlemelerin mükemmelliğiyle çarpılıyorum ve bu sanatı gerçekten iyi kullandıklarını görebiliyorum satırlarda. En çok da Mavi Sürgün’de. Sanki birebir resmediyor bana gördüklerini; ben de görüyorum bu sayede çizdiklerini. Kimse bir sürgün hayatını bu kadar güzel anlatamazdı diyorum. Biraz Ankara, İstanbul, Aydın, İzmir, Muğla ve sonunda Bodrum. Döneminde sürgüne bile kendi imkanlarınla gitmek acayip geliyor bana; yazarın ilgi duyduğu alanlarda kendini geliştirmesi ise mükemmel. Ayrıca dikkatimi çeken bir başka detay ise yazarın yabancı kelimelere bazı yerlerde vurgu yaparak genel olarak yabancı kelimeleri kullanmaktan kaçınmasıydı; fazlasıyla bilmediğim kelimeye denk geldim. Hele ki konu denizcilik olunca kelime haznem oldukça dar fakat bu kitap sayesinde kelime hazneme yeni kelimeler katmadım değil. Başlarken çeşitli tereddütlerle ay nasıl bir kitaba başladım ki ben böyle, anlayamadım ne anlatacak acaba diye düşünürken alıştıktan birkaç sayfa sonra bir çırpıda okuyuvermişim. Nice Halikarnas Balıkçısı kitaplarına… Tabi kitaplığımda bulunmalı ve bir hayli zaman sonra tekrar okunmalı diye notumu bıraktım beyin kıvrımlarımın arasına 
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,112 okunma
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2017 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2017 13:02
İskenderiye… Bir zamanların bilim,tarih, medeniyet kenti İkinci Dünya Savaşı zamanları yönetilemeyen, oradan oraya savrulan, tutunamayan, başıboş kentlerden biri oluyor ve Stratis Tsirkas gözüyle anlatılıyor. İngilizler ve Fransızlar Hitler’in Nazizm’ine karşı örgütlenmek için İskenderiye’de. Yunanlı komünistler ülkelerinde devrim gerçekleştirebilmek için İskenderiye’de. Sığınmacılar, kaçaklar, casuslar İskenderiye’de. Her büyük devlet ipleri elinde bulundurma, işine geldiği gibi kenti yönetme, bunun için zulümse zulüm, kıyımsa kıyım peşinde koşmak üzere İskenderiye’de. Bir yandan politik durumlar, siyasal olaylar, örgütler, komünistler, sempatizanlar, partizanlar, casuslar; bir yanda aşıklar, aileler, dostlar, arkadaşlar, çocuklar, anneler, babalar… Okurken yakın zamanlarda okuduğum ‘Limon Ağacı’ geldi aklıma; orada da Filistin-Suriye konusu işlenmişti. Büyük hükümetlerin elinde çocuk oyuncağı olmayagör, hangi köşeye atılacağını, ne zaman çıkarılacağını bilemezsin. Bu kitapta daha çok Yunanlı devrimcilerin bakış açısına ve örgütlenmenin işleyişine yer verilmiş. Zaman zaman bağlanmakta sorun yaşadığımı düşünürken bir de bakıyordum ki sayfalar ardı ardına açılmış. Olay örgüsünde çok fazla kişi olduğu ve olayların kimin ağzından anlatıldığını anlamakta güçlük çektiğim için kopuşlar yaşandı sanırım. Kahramanların birkaçının çocukluğunu okurken bir anda onları örgütün içinde buldum; dolayısıyla biraz karıştım. Manoş’un kontrol gücü, Nancy’nin menekşe gözleri, Fanis’in davaya kendini adamışlığı, Dul’un gevezeliği, Tonis’in hain casusluğu, Paraskos’un olaylara karşı vurdumduymazlığı, Marie Claude’un yardımseverliği ile içine alan, içinde yaşattıran seni, gerçekçi ve bu gerçekliğiyle vuran bir roman. Belki çok yakında benim ülkemde de gerçekleşecek diye düşünmeden
Tarih
İskenderiyeStratis Tsirkas · Can Yayınları · 201218 okunma
6/10
·320 syf.··
2017 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2017 15:53
‘Ve dünya, zaman zaman, içi yengeç kaynayan bir sepeti andırıyor. Komşumuzu ısırıyoruz ama aynı zamanda o da bizi ısırıyor, bu kargaşa içinde aslında biz kendi kendimizi ısırmış oluyoruz. Canımız ne kadar çok yanarsa, birbirimizi o kadar çok sıkıştırıyoruz. Benim canımı yakıyor, diyoruz, ben de onun bacağını koparacağım. Gel gelelim, kendimizi sakatlıyoruz!’ Seriye üçüncüsünü okuyarak başladıktan sonra birincisini okuma fırsatım oldu. Gerçekten de birinciyi okuyunca taşlar yerine biraz daha oturdu; kitaplarda olayların nasıl bu hale geldiğinden bahsedilmiyor. Onun yerine birinci kitapta giriş kısmında Yunanistan ve Mısır’ın durumundan bahsederek kitaplarda geçecek olaylar aydınlatılmaya çalışılmış. Yine de karışık bir anlatımı vardı. Bir tarih kitabı olduğunu düşünürken insanların daha çok duygularına eğilim gösteren, aşka dayalı bir kitap çıkıyor karşımıza. Bana göre politik dramlar ve tarihsel yazgı daha çok işlenerek, işin içine girerek bulunmalıydı. Kopuklukları fazla. Beni tatmin edemedi. Üçüncüsünü daha başarılı buldum. Ama başladık ikinciyi de okumak lazım. Yunanistan’dan ayrılan Manoş, arandığı için kaçak hayatı yaşamaya başlıyor Kudüs’te. Bir yandan da iç savaşın olduğunu Yunanistan’a tekrar dönme umudu taşıyor. Zaman geçtikçe ne istediği daha da netleşen Manoş’a ‘Savaşçı’ dergisinin yazılarını yazma görevi veriliyor. Emmy’den ayrılmasıyla Emmy ihtiraslı ilişkiler yoluna sapıyor. Nancy ile pansiyonda kalırken tanışıyorlar ve görüştükleri tek zaman o zaman. Emmy’nin aşığı Adam öldürülünce, Manoş’un üzerine kalan bu suçla da aranan Manoş bu yüzden izini kaybettirmeye çalışıyor.
Tarih
KudüsStratis Tsirkas · Can Yayınları · 201236 okunma
Reklam