Başıboş Kentler üçlemesinin ilk kitabı #kudüs bol betimlemeli,aşk üçgenli,1930 lu yıllarda savaşın ortasında ajanların kol gezdiği,denetimi olmayan sorunlu yerlerden birinin panoramasını vermeye çalışan#stratistsirkas bunda başarılı olmuş mu tartışılır…
Çok güzel bir konusu olmasına rağmen yazarın üslubunu da ayrıca beğenmeme karşın olaylar arasındaki kopukluk ve karakter çokluğundan dolayı okuyanı zorlayan kitaplardan olan #kudüs ü ben yine de severek okudum…
Emmy, Adam, Frau Anna, Hacıvassilis, Kaloyanoş... Savaşan Avrupa’dan, siyasi çalkantılarla boğuşan Yunanistan’dan kaçarak Doğu Akdeniz’e sığınan komünistler, aydınlar, eylemciler. Başka yerlerden, başka kültürlerden, başka hayatlardan kopup gelerek Kudüs’te buluşan bu insanların rutinlerinde,siyasi entrikalarından ve aşklarından yola çıkarak iki koldan ilerlettiği kurgusunda yazar birinci kolda hakim bakış açısını kullanarak tüm karakterleri içine alan olayları anlatırken ikinci kolda Yunanistan’dan kaçak olarak Kudüse gelen Manoş’un ağzından kurgusunu oluşturmuş…
Kitabın dağınık bir yapısı olduğu için herkese hitap edeceğini düşünmesem de ben akışta serinin ikinci kitabı olan #kahire ile okuma yolculuğuma devam edeceğim…#kitapsenfonisii
‘Ve dünya, zaman zaman, içi yengeç kaynayan bir sepeti andırıyor. Komşumuzu ısırıyoruz ama aynı zamanda o da bizi ısırıyor, bu kargaşa içinde aslında biz kendi kendimizi ısırmış oluyoruz. Canımız ne kadar çok yanarsa, birbirimizi o kadar çok sıkıştırıyoruz. Benim canımı yakıyor, diyoruz, ben de onun bacağını koparacağım. Gel gelelim, kendimizi sakatlıyoruz!’
Seriye üçüncüsünü okuyarak başladıktan sonra birincisini okuma fırsatım oldu. Gerçekten de birinciyi okuyunca taşlar yerine biraz daha oturdu; kitaplarda olayların nasıl bu hale geldiğinden bahsedilmiyor. Onun yerine birinci kitapta giriş kısmında Yunanistan ve Mısır’ın durumundan bahsederek kitaplarda geçecek olaylar aydınlatılmaya çalışılmış. Yine de karışık bir anlatımı vardı. Bir tarih kitabı olduğunu düşünürken insanların daha çok duygularına eğilim gösteren, aşka dayalı bir kitap çıkıyor karşımıza. Bana göre politik dramlar ve tarihsel yazgı daha çok işlenerek, işin içine girerek bulunmalıydı. Kopuklukları fazla. Beni tatmin edemedi. Üçüncüsünü daha başarılı buldum. Ama başladık ikinciyi de okumak lazım.
Yunanistan’dan ayrılan Manoş, arandığı için kaçak hayatı yaşamaya başlıyor Kudüs’te. Bir yandan da iç savaşın olduğunu Yunanistan’a tekrar dönme umudu taşıyor. Zaman geçtikçe ne istediği daha da netleşen Manoş’a ‘Savaşçı’ dergisinin yazılarını yazma görevi veriliyor. Emmy’den ayrılmasıyla Emmy ihtiraslı ilişkiler yoluna sapıyor. Nancy ile pansiyonda kalırken tanışıyorlar ve görüştükleri tek zaman o zaman. Emmy’nin aşığı Adam öldürülünce, Manoş’un üzerine kalan bu suçla da aranan Manoş bu yüzden izini kaybettirmeye çalışıyor.
Yani umduğum gibi olmadı, arka kapak yazısını okumuş ve almıştım. Yalnız anlatım dili ve betimlemeler çok sıktı.
Yavaş ilerliyor kitap ve arada bağlantılar kurmak zor oldu benim için.....
KudüsStratis Tsirkas · Can Yayınları · 201236 okunma
Gerçek adı İoannis Hacıandrea olan Stratis Tsirkas, 1911’de bir Yunan göçmenin oğlu olarak Kahire’de doğdu. Orta ve lise öğrenimini Kahire’de tamamladıktan sonra sırasıyla banka memurluğu, pamuk fabrikası ve tabakhanede yöneticilik yaptı. 1927 yılında Kavafis’in yönettiği Alexandrini Techni gazetesinde edebiyata ilk adımlarını attı. 1963’te kendini tamamen edebiyata adamak için Yunanistan’a yerleşti. 1938 yılında da "Soute" isimli dergide ilk şiirleri yayımlandı. 1938-1960 yılları arasında günlük gazeteler ve Mısır’ın ilerici dergilerinde şiirleri, öyküleri ve denemeleri yayımlanan Tsirkas’ın en büyük eseri Başıboş Kentler üçlemesidir (1960, 1962, 1965). Ancak, bu eserin üç yıl süren cunta dönemi boyunca Yunanistan’da yayımlanması yasaklanmış, yazarı sessizliğe zorlanmıştır. 1971’de bu eserle Fransa’da En İyi Yabancı Kitap Ödülü'nü alan Tsirkas’ın diğer eserleri arasında şiir derlemeleri "Le voyage lyrique" (1939), "L’avant dernier adieu" ve "L’Ortatorio espagnol", öykü kitapları "Bomba Nurettin" (1957) ve "Au Cap" (1966) bulunmaktadır. Ayrıca Kavafis’in biyografisini yazan Tsirkas Saint-Exupéry, Cesare Pavese, Stendhal, Aragon gibi ünlü edebiyatçıların eserlerini Yunanca’ya çevirmiştir. Stratis Tsirkas 27 ocak 1980’de aramızdan ayrıldı.