Yollara düştüm çünkü onlardan uzak duramıyordum, çünkü cebimde tren bileti parası yoktu, çünkü yaradılışım gereği ömrüm boyunca "hep aynı minvalde" yaşayabilecek biri değildim, çünkü... işin aslı, yollara düşmek, düşmemekten daha kolaydı.
O, hayatın bir sayfasıydı; okumuş ve çevirmiştim. Ben artık hayatın bu yeni sayfasıyla meşguldüm ki lokomotif yokuşun başında düdüğünü çalınca bu sayta da bitip yeni bir sayfa açılacaktı.
İşte kutsal topraklara doğru böyle yola düşüyoruz ta ki güneşin belki hiç olmadığı kadar ışıltıyla parlayıp, zihinlerimizi kalplerimizi ve bütün yaşamımızı güz mevsimindeki ılık, huzur verici, altın renkli bir nehir kıyısı misali büyük bir uyanış ışığıyla aydınlatacağı güne dek…