Ayrıca modern yaşamın şartlarının manevi hayatımızı hiçliğe indirgediğini ve zihinsel dağınıklığımızı artık bastıramayacağımız bir noktaya getirdiğini unutmamalıyız. İletişimin kolaylaşması, seyahatlerin sıklığı, dağlara çıkma ya da denize gitme alışkanlığı düşüncelerimizi dağıtan şeyler. Okumaya bile vakit olmuyor. Bir insan hem heyecan dolu hem de aynı zamanda boş bir yaşam sürüyor. Günlük gazeteler, suni heyecanlar direkt zihnimize zerk ediliyor, beş kıtada olup bitenler pek çok insan için kitap okumayı sıkıcı hale getiriyor.
Tembel insanlar hayal edilebilecek en boş yaşamları benimserler. Zevklerin parmaklarının arasından kayıp gitmesine izin verirler çünkü ellerini kapatmak onlar için fazlasıyla zahmetlidir.
...insanlar düşük maaşlı ve geleceği olmayan bir devlet dairesinde çalışmak, bir memur olarak orada yaşlanmak, steril bir meslekte hiçbir şey yapmadan, melekeleri körelene kadar oturmak ve düşünmeye ya da karar vermeye ya da hareket etmeye mecbur bırakılmamak isterler.
Yaşadığımız çağ, zihinsel bir huzursuzluğa neden olmaktadır. Ne dogmalarda ne de kurumlarda zihin için gereken huzur bulunamıyor. Bir zamanlar huzursuz zihinler için güvenli bir sığınak olan Katoliklik bile en ciddi içsel anlaşmazlıklarla dolu.