Pek çok kişinin özel hayatını bedava hizmetler karşılığında paylaşmayı seçmesi tabii ki normaldir. Pek çoğumuz iyi, ucuz, uygun hizmetlerle ilgileniyoruz ve özel hayatımızla ilgili pek endişe duymadan kişisel verilerimizin ticari amaçlarla kullanılmasını kabul etmeye hevesli görünüyoruz.
Dünyanın en değerli şirketlerinin bedava hizmet sunuyor olması ilginç bir paradokstur. Google denince akla ilk gelen ürün arama hizmetidir. Facebook ise milyarlarca kişiyle iletişime girebilecek sosyal bir alan sunar. Her iki hizmet de tüketiciler için ücretsizdir...
Mahremiyet sorunları, bir anlamda, şirketlerin bedava hizmetlerinden kaynaklanmaktadır. Ürün siz olduğunuzdan, hizmetler ücretsizdir. Sizin kişisel verileriniz, ücretsiz hizmetlerin karşılığını ödemenin bir yolu olarak anlaşılır. Ne yaptığınız, nerede olduğunuz, internetteyken neyin üzerine tıkladığınız ve ne satın aldığınız değer kazanır. Sizin verileriniz ve kendiniz, sizi ticari anlamda ilginç kılacak bir biçimde tümleştirir.
Telefon operatörlerinden bu tür üst verilere erişim büyük ölçüde başkaları için de mümkün olduğundan, bu sorun giderek büyümektedir. Akıllı cep telefonlarının yaygınlaşması, internetle iletişim kurabilen, bu yüzden de elektronik ayak izleri bırakan çeşitli uygulamaların çapraz bağlantı kurmalarını sağlar. Üst veriler bir araya getirildiğinde bilgi, vatandaşların hareketlerini büyük ölçüde ortaya çıkaracaktır.
Totaliter devletlerin en önemli ayırt edici özelliği, rejimin, devlet ve toplumu bir alanda bütünleştirme isteğidir. Bu tür toplumlarda özel hayat alanı oldukça sınırlıdır, rejimin gözetimi o kadar bütünseldir ki, vatandaşların davranışlarına nüfuz etmiştir.