Mezarları seyredince düşündüm: Kimler çekip gitmemişti ki bu dünyadan?
Yan yana uçan kuş çiftleri gibi, dalları iç içe geçmiş ağaçlar gibi birbirine sonsuza dek aşk sözü vermiş olan erkek ve kadınlar bile günü geldiğinde birbirinden bu şekilde ayrılıyordu. Böyle düşününce kelimeler boğazımda düğümlendi.
Dağlar alınmış, ırmaklar yönünü değiştirmiş, yollar değişmiş, kayalar toprağa gömülmüş, yaşlı ağaçların yerini yenileri almış. Zaman ilerledikçe ve devir değiştikçe, meşhur yerlerin kalıntıları birer birer tarihe karışıp gidiyor.
Yaşam dediğimiz şey bir rüya , bir hayal kadar kısa bir şeydir. Gözyaşı dökmenin ayrılık acısını hafifletmeyeceğini bildiğim halde elimde olmadan yaşlar süzüldü yanaklarımdan.